M

MÜ’MİNLERİN İMTİHAN EDİLMESİ

2/ EL-BAKARA -155- Çâresiz Biz sizi biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme ile imtihân edeceğiz. Sabredenleri müjdele!
156- Onlar başlarına bir musîbet geldiği zaman: “Biz ALLÂH’a âidiz ve sonunda O’na döneceğiz.” derler.
157- İşte onlar var ya, Rablerinden, mağfiretler ve rahmet onlaradır. İşte hidâyete erenler de onlardır.
3/ ÂL-İ İMRÂN -140- Eğer size (Uhud savaşında) bir yara değmişse, (Bedir harbinde) o topluma da benzeri bir yara dokunmuştu. O günler ki, Biz onları insanlar arasında döndürür dururuz. (Bu da) ALLÂH’ın sizden îmân edenleri ayırt etmesi ve sizden şâhidler edinmesi içindir. ALLÂH zâlimleri sevmez.
141- Bir de bu, ALLÂH’ın îmân edenleri tertemiz seçip, kâfirleri yok etmesi içindir.
142- Yoksa siz, ALLÂH içinizden cihâd edenleri belli etmeden, sabredenleri ortaya çıkarmadan cennete girivereceğinizi mi sandınız?
143- Andolsun ki siz ölümle karşılaşmadan önce onu arzuluyordunuz. İşte onu gördünüz, ama bakıp duruyorsunuz.
144- Muhammed, ancak bir Peygamberdir. Ondan önce de Peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veyâ öldürülürse gerisin geriye (eski dîninize) mi döneceksiniz? Kim (böyle) geri dönerse, ALLÂH’a hiçbir şekilde zarar veremez. ALLÂH şükredenleri mükâfatlandıracaktır.
145- ALLÂH’ın izni olmadıkça hiçbir kimseye ölmek yoktur. (Ölüm) belirli bir süreye göre yazılmıştır. Kim dünyâ menfaatini dilerse, kendisine ondan veririz. Kim de âhiret sevâbını isterse ona da ondan veririz. Biz şükredenleri mükâfatlandıracağız.
146- Nice Peygamberler vardı ki, kendileriyle berâber birçok ALLÂH dostları çarpıştılar; ALLÂH yolunda başlarına gelenlerden yılgınlık göstermediler, za’f’a düşmediler, boyun eğmediler. ALLÂH sabredenleri sever.
147- Onların sözleri ancak: “Rabbimiz! Bizim günâhlarımızı ve işlerimizdeki taşkınlıklarımızı bağışla ve (yolunda) ayaklarımızı diret, Kâfirler gürûhuna karşı da bize yardım et!” demekten ibâretti.
148- ALLÂH da onlara hem dünyâ ni’metini, hem de âhiret sevâbının güzelliğini verdi. ALLÂH güzel davrananları sever.
149- Ey îmân edenler! Siz eğer kâfir olanlara uyarsanız, sizi topuklarınız üstünde gerisin geriye çevirirler. O zaman büsbütün kaybedersiniz.
150- Hayır! Sizin Mevlânız ALLÂH’dır. O, yardım edenlerin en hayırlısıdır.
151- ALLÂH’ın, hakkında hiçbir delîl indirmediği şeyleri O’na ortak koşmalarından dolayı, inkâr edenlerin kalplerine korku salacağız. Onların yurtları ateştir. Zâlimlerin dönüp varacağı yer ne kötüdür!
152- Siz ALLÂH’ın izni ile düşmanlarınızı öldürürken, ALLÂH, size olan vaad’ini yerine getirmiştir. ALLÂH size sevdiğiniz (galibiyyeti) gösterdikten sonra za’f’a düştünüz. (Peygamber’in verdiği) emir hakkında tartışmaya kalkıştınız ve isyân ettiniz. Kiminiz dünyâyı istiyordu, kiminiz âhireti istiyordu. Sonra ALLÂH sizi, denemek için onlardan geri çevirdi ve sizi bağışladı. ALLÂH mü’minlere karşı çok lütufkârdır.
165- (Bedir’de düşmanı) iki katına uğrattığınız bir musîbet (Uhud’da) size çarpınca mı: “Bu nereden” dediniz? De ki: “Bu başınıza gelen kendinizdendir”. Şüphesiz ALLÂH her şeye Kadîr’dir.
166-167- İki topluluğun karşılaştığı günde başınıza gelen musîbet de ALLÂH’ın izniyledir. Bu da mü’minleri belirlemesi ve hem de münâfıklık yapanları ayırt etmesi içindir. Ve onlara: “Geliniz, ALLÂH yolunda savaşınız veyâ (hiç olmazsa) savunmaya geçiniz.” denilmişti. Onlar ise: “Biz savaşmasını (veyâ savaş olacağını) bilseydik arkanızdan gelirdik.” demişlerdi. Onlar, o gün, îmândan çok küfre yakındılar. Kalblerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı. ALLÂH neyi gizlediklerini daha iyi bilendir.
179- ALLÂH, mü’minleri içinde bulunduğunuz şu durumda bırakacak değildir, pisi temizden ayıracaktır. Ve ALLÂH sizi gayba vâkıf kılacak da değildir. Fakat ALLÂH, Peygamberlerinden dilediğini seçip (gaybı bildirir). O hâlde ALLÂH’a ve Peygamberlerine îmân edin. Eğer îmân eder ve günâhlardan korunursanız, sizin için büyük bir mükâfat vardır.
186- Muhakkak siz, mallarınız ve canlarınız husûsunda imtihân olunacaksınız. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve ALLÂH’a ortak koşanlardan size eziyyet verici bir çok söz işiteceksiniz. Eğer sabreder ve ALLÂH’dan gereği gibi korkarsanız, şüphesiz işte bu azmi gerektiren işlerdendir.
5/ EL-MÂİDE -94- Ey îmân edenler! ALLÂH sizi ellerinizin ve mızraklarınızın erişeceği bir avla dener ki, gizlide kendisinden korkanları meydâna çıkarsın. Kim bundan sonra saldırıda bulunursa onun için acı bir azâb vardır.
7/ EL-A’RÂF -141- Hani sizi, Fir’avn sülâlesinin elinden kurtardığımız zaman, hatırlasanıza, size azâbın kötüsünü yapıyorlardı; oğullarınızı öldürüyorlar, kızlarınızı sağ bırakıyorlardı. Bunda sizin için Rabbiniz tarafından büyük imtihân vardı.
8/ EL-ENFÂL -17- Sonra onları siz öldürmediniz, lâkin ALLÂH öldürdü. Attığın zaman da sen atmadın, lâkin ALLÂH attı. Bu da mü’minlere güzel bir imtihân geçirtmek içindi. ALLÂH işitendir, bilendir.
10/ YÛNUS -13- Andolsun ki, sizden önceki devirlerin bir çok kavmini, Peygamberleri kendilerine bir çok belge ile geldikleri hâlde zulmettikleri ve îmâna gelmedikleri için helâk ettik. İşte günâhkârlar topluluğunu biz böyle cezâlandırırız.
14- Sonra onların ardından sizi yeryüzüne halîfeler yaptık ki, bakalım nasıl ameller işleyeceksiniz.
11/ HÛD -7- O, öyle bir ALLÂH’dır ki, hanginizin daha güzel amel işleyeceğini imtihân etmek için gökleri ve yeri altı günde yarattı. Arşı da su üstündeydi. Onlara “öldükten sonra tekrâr dirileceksiniz” dersen, o kâfirler de kesinlikle sana: ” Bu apaçık bir sihirden başka birşey değildir.” diyecekler.
16/ EN-NAHL -92- Bir ümmet, diğer bir ümmetten (sayıca ve malca) daha çok olduğu için, yeminlerinizi aranızda aldatma vâsıtası yaparak, ipliğini sağlamca eğirdikten sonra onu söküp bozmaya çalışan kadın gibi olmayın. ALLÂH sizi bununla imtihân eder ve şüphesiz hakkında ihtilâf ettiğiniz şeyleri kıyâmet günü size mutlaka açıklayacaktır.
18/ EL-KEHF -7- Biz yeryüzündeki şeyleri kendisine süs olsun diye yarattık ki, insanların hangisinin daha güzel amel edeceğini deneyelim.
21/ EL-ENBİYÂ -35- Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihân olarak kötülük ve iyilikle deneyeceğiz. Hepiniz de sonunda Bize döndürüleceksiniz.
23/ EL-MÜ’MİNÛN -30- Şüphesiz bunda sizin için birtakım ibretler vardır. Çünkü Biz, kullarımızı böyle denemişizdir.
25/ EL-FURKÂN -20- (Resûlüm!) Biz senden evvel de Peygamberleri başka türlü göndermedik. Şüphesiz onlar hem yemek yiyorlar, hem çarşılarda geziyorlardı (sokaklarda yürüyorlardı). Sizin bir kısmınızı bir diğerine fitne (imtihân sebebi) kılmışızdır ki, bakalım sabredecek misiniz? Zîrâ Rabbin her şeyi hakkıyla görmektedir.
27/ EN-NEML -47- Cevâb verdiler: “Senin ve berâberindekilerin yüzünden uğursuzluğa uğradık.” Sâlih: “Size çöken uğursuzluk (sebebi) ALLÂH katında (yazılı)’dır. Belki siz imtihâna çekilen bir kavimsiniz” dedi.
29/ EL-ANKEBÛT -1- Elif, Lâm, Mîm.
2- İnsanlar, imtihândan geçirilmeden, sâdece “Îmân ettik” demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar?
3- Andolsun ki, Biz onlardan öncekileri de imtihândan geçirmişizdir. Elbette ALLÂH, doğruları ortaya çıkaracak, yalancıları da mutlaka ortaya koyacaktır.
33/ EL-AHZÂB -11- İşte burada mü’minler imtihân edilmiş ve şiddetli bir sarsıntı ile sarsılmışlardı.
39/ EZ-ZÜMER -49- Fakat insana bir sıkıntı dokunuverince Bize yalvarır, sonra kendisine tarafımızdan bir ni’met bahşettiğimiz zaman da: “O bana bir bilgi üzerine verildi.” der. Belki bu bir imtihândır, fakat pek çokları bilmezler.
47/ SÛRE-İ MUHAMMED -4- Savaşta inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman hemen boyunlarını vurun. Nihâyet onlara üstün geldiğiniz zaman bağı sıkı bağlayıp esîr alın. Sonra harp ağırlıklarını atıp, savaş bitince de onları ya karşılıksız olarak, ya da fidye ile salıverin. ALLÂH’ın emri budur. Eğer ALLÂH dileseydi onlardan başka türlü de intikam alırdı. Fakat böyle olması sizi birbirinizle denemek içindir. ALLÂH yolunda öldürülenlere gelince, ALLÂH onların amellerini aslâ boşa çıkarmaz.
31- Andolsun ki, Biz içinizden cihâd edenlerle sabredenleri ortaya çıkarıncaya ve yaptıklarınızla ilgili haberlerinizi açıklayıncaya kadar sizi deneyeceğiz.
67/ EL-MÜLK -1- Mutlak hükümrânlık elinde bulunan ALLÂH, yüceler yücesidir ve O’nun her şeye gücü yeter.
2- O, hanginizin daha güzel iş yapacağınızı denemek için ölümü ve hayâtı yarattı. O, üstündür, bağışlayandır.
72/ EL-CİN -16- Onlar gerçekten o yol üzere dosdoğru gitselerdi, elbette kendilerine bol bir su verirdik.
17- Ki onları onunla sınayalım. Kim Rabbini anmaktan yüz çevirirse, Rabbi onu gittikçe yükselen bir azâba sokar.

Başa dön tuşu