T

TAKVÂ

TAKVÂ (*)

*Takvâ (a.i.vikaye’den); Allâh’dan korkma. Allâh korkusu ile dinin yasak ettiği şeylerden kaçma.

*Vikaye (a.i. “ka”uzun okunur); 1-kayırma, koruma, esirgeme 2-hekimlikte; herhangi bir hastalık için önleyici tedbir alma. (nazımda ‘vikayet’şeklinde kullanılır)

-Kur’ân-ı Kerîm baştan sona takvâ-ittikâ kavramı ile örülmüştür. Çeşitli formlarda 250 defa kullanılmıştır. 54 defa (ittekullâh’a) şeklinde Allâh’a karşı gelmekten sakınılması emredilmiştir. Peygamberler de ümmetlerine hep takvâyı tavsiye etmişlerdir. (Diyânet)

-Allâh’ın vikayesine girmek. Emrini tutup azabından korunmaktır. Birçokları kelime-i takvâdan murad; kelime-i tevhîd (LÂİLÂHEİLLALLÂH) ve kelime-i şehâdet (EŞHEDÜENLÂİLÂHEİLLALLÂH) olduğunu söylemişlerdir. Zira bütün takvânın başı ve esâsı şartı odur. Mü’minler korundu ve âkıbet onların oldu. (Elmalılı Tefsiri)

2/ el-Bakara -41- Yanınızdakini (Tevrât’ı) tasdîk edici olarak indirdiğim (Kur’ân)a îmân edin, O’nu, inkâr edenlerin ilki siz olmayın, Benim âyetlerimi birkaç paraya değişmeyin. Ancak Ben’den korkun.

177- Takvâ, yüzlerinizi doğuya ya da batıya doğru çevirme değildir. Lâkin takvâ ALLÂH’a, âhiret gününe, meleklere, kitaplara ve Peygamberlere îmân eden, sevdiği malını ALLÂH’ı hoşnut etmek için yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalan gariplere, isteyenlere ve boyunduruk altında bulunup hürriyetine kavuşmak isteyen köle ve esirlere veren, namazı hakkıyla îfâ edip zekâtı veren, sözleştiği zaman sözlerinde duran, hele hele sıkıntı ve hastalık hâllerinde, savaşın şiddetleri esnasında sabreden kimselerin davranışlarıdır. İşte onlardır îmânlarında samimi olanlar ve işte onlardır her türlü fenâlıktan korunan takvâlılar!

180- Sizden öleceğini anlayan biriniz, geriye mal bırakacaksa; Annesi, babası ve akrabaları için, münâsib bir tarzda vasiyyet etmesi size farz kılındı. Bu, haksızlık yapmaktan korunan takvâlılar üzerine borçtur.

223- Kadınlarınız sizin ekinliğinizdir. Ekinliğinize dilediğiniz biçimde varın. Kendiniz için (geleceğe hazırlık olarak) güzel davranışlar takdîm edin. ALLÂH’a karşı gelmekten sakının ve her halde O’nun huzûruna varacağınızı bilin. (Ey Muhammed!) Mü’minleri müjdele.

231- Kadınları boşadığınız zaman iddetlerini bitirdiklerinde, artık kendilerini ya iyilikle tutun veya güzellikle salın. Yoksa haklarına tecâvüz için zararlarına olarak onları tutmayın. Her kim bunu yaparsa nefsine zulmetmiş olur. Sakın ALLÂH’ın âyetlerini alay konusu edinmeyin, ALLÂH’ın üzerinizdeki nimetini, size kendisiyle öğüt vermek üzere indirdiği kitap ve hikmeti hatırlayıp, düşünün. Hem ALLÂH’dan korkun ve bilin ki ALLÂH her şeyi bilir.

233- Bununla beraber ALLÂH’dan korkun ve bilin ki, ALLÂH yaptıklarınızı görür.

241- Boşanmış kadınlara için de meşrû ve geleneğe uygun şekilde bir geçim payı vardır ki bu da haksızlıktan sakınan takvâlılara bir borçtur.

278- Ey îmân edenler! ALLÂH’dan korkun ve artık fâizin peşini bırakın, eğer gerçekten mü’minler iseniz.

282- Ey îmân edenler! Belli bir vâde ile karşılıklı borç alış verişinde bulunduğunuz vakit onu yazın. Hem aranızda doğruluğuyla tanınmış yazı bilen biri yazsın. Yazı bilen biri, ALLÂH’ın, kendisine öğrettiği gibi yazmaktan kaçınmasın da yazsın. Bir de hakk kendi üzerinde olan adam söyleyip yazdırsın ve her biri yazarken Rabbi olan ALLÂH’dan korksun da hakk’tan bir şey eksiltmesin. Şâyet borçlu bir bunak veya küçük bir çocuk veya söyleyip yazdıramayacak durumda biri ise velîsi doğrusunu söyleyip yazdırsın. Erkeklerinizden hazırda olan iki kişiyi şâhid de yapın. Şâyet iki tane erkek hazırda yoksa, o zaman doğruluğuna güvendiğiniz şâhidlerden bir erkekle iki kadın ki, birisi unutunca, öbürü hatırlatsın, şâhidler de çağırıldıklarında kaçınmasınlar; siz yazanlar da az olmuş, çok olmuş, onu vâdesine kadar yazmaktan usanmayın. Bu, ALLÂH katında adâlete daha uygun olduğu gibi; hem şâhidlik için daha sağlam, hem şüpheye düşmemeniz için daha elverişlidir. Meğerki, aranızda hemen devredeceğiniz bir ticâret olsun, o zaman bunu yazmamanızda sizin için bir sakınca yoktur. Alım satım yaptığınız vakit de yine şâhid tutun. Ayrıca ne yazan, ne de şâhidlik eden bir zarar görmesin. Eğer onlara zarar verirseniz, o işte mutlaka size dokunacak bir günah olur. Üstelik ALLÂH’dan korkun. ALLÂH size ayrıntılarıyla öğretiyor ve ALLÂH her şeyi bilir.

3/ Âl-i İmrân -50- “Önümdeki Tevrât’ı doğrulayıcı olarak ve size haram kılınan bazı şeyleri helâl kılmak için (geldim) ve Rabbiniz tarafından size bir mucize getirdim. Artık ALLÂH’dan korkun da bana uyun”.

51- “Şüphesiz ALLÂH, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Onun için hep O’na kulluk edin! İşte bu, doğru yoldur”.

123- Andolsun, sizler güçsüz olduğunuz halde ALLÂH size Bedir’de yardım etmişti. ALLÂH’dan sakının ki, O’na şükretmiş olasınız.

124- O zaman sen mü’minlere: “Rabbinizin size, indirilmiş üç bin melek ile yardım etmesi size yetmez mi?” diyordun.

125- Evet, sabreder ve (ALLÂH’dan) korkarsanız, onlar ansızın üzerinize gelseler, Rabbiniz size nişanlı beş bin melekle yardım eder.

133- Ve koşuşun Rabbınızdan bir mağfirete ve bir Cennete ki eni Semavat-ü Arz genişliğidir, müttakîler için hazırlanmıştır.

200- Ey îmân edenler! Sabredin. Sabır yarışında düşmanlarınızı geçin. (Cihâd için) hazırlıklı ve uyanık olun ve ALLÂH’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.

4/ en-Nisâ -1- Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan eşini yaratıp ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üreten Rabbinizden korkun; kendi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz ALLÂH’dan ve akrabalık (bağlarını kırmak)tan sakının. Şüphesiz ALLÂH sizin üzerinizde gözeticidir.

131- Göklerde ve yerde ne varsa hepsi ALLÂH’ındır. Sizden önce kendilerine kitap verilenlere ve size ALLÂH’dan korkmanızı emrettik. Eğer inkâr ederseniz, biliniz ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi ALLÂH’ındır. ALLÂH hiçbir şeye muhtaç değildir, hamd ve senâ O’na yakışır.

5/ el-Mâide -2- Ey îmân edenler! ALLÂH’ın alâmetlerine, haram ay’a, kurbanlık hediyelere, gerdanlıklarına ve Rablerinden lütuf ve rıza bekleyerek Kâbe’ye yönelenlere sakın saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınız zaman avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-ül Haram’dan çevirdiklerinden dolayı bir topluma karşı olan kîniniz, sizi saldırıya sevk etmesin. İyilik ve takvâ üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın. ALLÂH’dan korkun. Çünkü ALLÂH’ın azabı çetindir.

4- Sana, kendilerine neyin helâl kılındığını soruyorlar. De ki: “Size iyi ve temiz şeyler helâl kılındı.” ALLÂH’ın size öğrettiğinden öğreterek yetiştirdiğiniz avcı hayvanların sizin için tuttuklarını yiyin ve üzerine ALLÂH’ın adını anın (besmele çekin), ALLÂH’dan korkun. Muhakkak ALLÂH, hesabı çabuk görendir.

7- ALLÂH’ın, üzerinizdeki nimetini ve “İşittik, itaat ettik” dediğinizde sizden aldığı ve kendisiyle sizi bağladığı ahdini hatırlayın. ALLÂH’dan korkun, çünkü ALLÂH göğüslerin özünü çok iyi bilir.

8- Ey îmân edenler! Hakk’tan yana olup var gücünüzle ve bütün işlerinizde adâleti gerçekleştirin ve adâlet numûnesi şâhidler olun! Bir topluluğa karşı, içinizde beslediğiniz kîn ve öfke, sizi adâletsizliğe sürüklemesin. Âdil davranın, takvâya en uygun hareket budur. ALLÂH’a karşı gelmekten sakının! Çünkü ALLÂH yaptığınız her şeyden haberdardır.

11- Ey îmân edenler! ALLÂH’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani bir topluluk size el uzatmaya (tecâvüze) yeltenmişti de, O (ALLÂH) onların ellerini sizden çekmişti. ALLÂH’dan korkun. Mü’minler yalnız ALLÂH’a dayansınlar.

57- Ey îmân edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilmiş olanlardan ve kâfirlerden, dininizi alay ve eğlence konusu yapanları dost edinmeyin. Eğer (gerçekten) îmân ediyorsanız, ALLÂH’dan gereğince korkun.

88- ALLÂH’ın size verdiği rızıklardan helâl ve temiz olarak yeyin ve inandığınız ALLÂH’dan korkun.

93- Îmân edip iyi ve yararlı işler yapanlara, bundan böyle ALLÂH’a karşı gelmekten sakındıkları ve îmânlarında sebât ile iyi ve yararlı işlerine devam ettikleri, sonra takvâları ve îmânları tam sağlamlaşıp kökleştiği, daha sonra da bu takvâ ile beraber, başkalarına iyilik eden ve her yaptığını güzel yapan ihsân mertebesine erdikleri takdirde, daha önce yeyip içtiklerinden dolayı kendilerine bir vebal yoktur. ALLÂH da böyle güzel davrananları sever.

100- De ki:”Pis olan şeyle temiz olan şey bir olmaz, pis olanın çokluğu hoşuna gitse bile”. Ey selîm akıl sahipleri ALLÂH’dan korkun ki kurtuluşa eresiniz.

108- İşte bu, şâhidliklerini gerektiği gibi yapmaları, yahud yeminlerinden sonra yeminlerinin kabul edilmemesinden korkmaları için en iyi yoldur. ALLÂH’dan korkun ve emirlerini dinleyin. ALLÂH, doğru yoldan çıkan bir topluluğu hidâyete erdirmez.

112- Havâriler:”Ey Meryemoğlu Îsâ, Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?” dediler. Îsâ da: “İnanıyorsanız ALLÂH’dan korkun” dedi.

6/ el-En’âm -72- Bize: “Namazı dosdoğru kılın, ALLÂH’a karşı gelmekten sakının” (diye emredildi), toplanacağınız yer O’nun huzûrudur.

155- Bu (Kur’ân) da Bizim inzal ettiğimiz bereket kaynağı bir kitaptır. Artık ona uyun ve ALLÂH’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.

8/ el-Enfâl -1- Sana ganîmetlerin bölüştürülmesini soruyorlar. De ki, ganîmetlerin taksimi ALLÂH’a ve Resûlüne aittir. Onun için siz gerçekten mü’min kimseler iseniz ALLÂH’dan korkun da birbirinizle aranızı düzeltin. ALLÂH’a ve Resûlü’ne itaat edin.

69- Artık elde ettiğiniz ganîmetten helâl ve hoş olarak yiyin ve ALLÂH’a karşı gelmekten sakının. Muhakkak ki, ALLÂH bağışlayıcıdır ve merhamet edicidir.

9/ et-Tevbe -119- Ey îmân edenler! ALLÂH’dan korkun ve doğrularla beraber olun.

11/ Hûd -78- Daha önceleri çirkin işler yapmış olan kavmi harıl harıl koşup geldiler. Lût onlara: “Ey kavmim! İşte size kızlarım, onlar(la nikâhlanmanız) sizin için daha temizdir. Gelin ALLÂH’dan korkun, beni misâfirlerime rezîl rüsvay etmeyin. İçinizde hiç aklı başında bir adam yok mu?” dedi.

15/ el-Hicr -67- Şehir halkı, insan şeklindeki güzel yüzlü melekleri görünce, onlara iğrenç işlerini yapabileceklerini düşünüp sevinerek geldiler.

68- Lût, kavmine şöyle dedi: “Bunlar benim misâfirlerimdir, beni rüsvay etmeyin.”

69- “ALLÂH’dan korkun! Beni mahcûb etmeyin.”

16/ en-Nahl -2- Kendi emrinden rûh (vahiy) ile melekleri, kullarından dilediği Peygamberlere indirip şu gerçeği insanlara bildirin, buyuruyor: Ben’den başka hiçbir ilâh yoktur. Ancak Ben’den korkun.

52- Göklerde ve yerde olan her şey yalnız O’nundur. Din’de dâima O’nundur. Böyle iken, siz ALLÂH’dan başkasından mı korkarsınız?

22/ el-Hac -1- Ey İnsanlar! Rabbinizden sakının; şüphesiz o kıyamet gününün sarsıntısı çok büyük bir şeydir.

37- Fakat onların ne etleri, ne de kanları ALLÂH’a ulaşır. Lâkin O’na ulaşan tek şey, kalblerinizde beslediğiniz takvâdır, ALLÂH saygısıdır. O bu hayvanları size âmâde kıldı ki, sizi doğru yola eriştirdiği için O’nun yüceliğini ilan edesiniz. Öyleyse güzel davrananları müjdele!

23/ el-Mü’minûn -52- Şüphesiz bu (İslâm), tek bir din olarak sizin dininizdir. Ben de Rabbinizim. Öyle ise Bana karşı gelmekten sakının.

26/ eş-Şu’arâ -106- Hani kardeşleri Nûh onlara şöyle demişti: “Siz ALLÂH’dan korkmaz mısınız?”

107- “Haberiniz olsun ki ben, size gönderilmiş güvenilir bir Peygamberim.”

108- “Gelin artık, ALLÂH’dan korkun ve bana itaat edin.”

109- “Buna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak, âlemlerin Rabbidir.”

110- “Gelin, artık, ALLÂH’dan korkun ve bana itaat edin.”

124- Hani kardeşleri Hûd onlara şöyle demişti: “Siz ALLÂH’dan korkmaz mısınız?”

125- “Haberiniz olsun ki ben, size gönderilmiş, güvenilir bir Peygamberim.”

126- “Gelin artık ALLÂH’dan korkun ve bana itaat edin.”

131- “Artık ALLÂH’dan korkun ve bana itaat edin.”

132- “O ALLÂH’dan korkun ki, size o bildiğiniz şeyleri vermekte.”

142- Hani kardeşleri Sâlih onlara şöyle demişti: “Siz ALLÂH’dan korkmaz mısınız?”

143- “Haberiniz olsun ki ben size gönderilmiş güvenilir bir Peygamberim.”

144- “Gelin artık, ALLÂH’dan korkun ve bana itaat edin.”

150- “Gelin! ALLÂH’dan korkun da bana itaat edin.”

161- Hani kardeşleri Lût onlara şöyle demişti: “Siz ALLÂH’dan korkmaz mısınız?”

162- “Haberiniz olsun ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir Peygamberim.”

163- “Gelin artık, ALLÂH’dan korkun ve bana itaat edin.”

177- Hani Şu’ayb onlara şöyle demişti: “Siz ALLÂH’dan korkmaz mısınız?”

178- “Haberiniz olsun ki ben size gönderilmiş güvenilir bir Peygamberim.”

179- “Gelin, ALLÂH’dan korkun ve bana itaat edin.”

183- “Halkın eşyâlarını değerinden düşürmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.”

184- “O sizi ve sizden önceki nesilleri yaratan ALLÂH’dan korkun.”

29/ el-Ankebût -16- İbrâhîm’i de gönderdik. O kavmine şöyle demişti: “ALLÂH’a kulluk edin, O’na karşı gelmekten sakının. Eğer bilmiş olsanız bu sizin için daha hayırlıdır.”

30/ er-Rûm -30- O halde yüzünü, hanîf olarak dine, ALLÂH’ın fıtrî dinine çevir ki ALLÂH insanları bu din üzere yaratmıştır. ALLÂH’ın yaratışında hiçbir değişiklik bulunmaz. Dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.

31- ALLÂH’a yönelmiş kimseler olarak yüzünüzü hakk dine çevirin, O’na karşı gelmekten sakının, namazı dosdoğru kılın ve müşriklerden; dinlerini darmadağınık edip grup grup olan kimselerden olmayın. (Ki onlardan) her bir grup kendi katındaki (dini anlayış) ile sevinip böbürlenmektedir.

31/ Lokmân -33- Ey insanlar! Rabbinizden sakının ve bir günden korkun ki, baba çocuğuna hiçbir fayda veremez. Çocuk da babasına hiçbir şeyle fayda sağlayacak değildir. Şüphesiz ALLÂH’ın vaad’i gerçektir. O halde dünya hayatı sizi aldatmasın, sakın o çok aldatıcı şeytan sizi ALLÂH’ın affına güvendirerek aldatmasın.

33/ el-Ahzâb -1- Ey Peygamber! ALLÂH’dan kork, kâfirlere ve münâfıklara itaat etme. Muhakkak ki ALLÂH her şeyi bilir, hüküm ve hikmet sahibidir.

55- Onlar (Peygamberin eşleri) için babaları, oğulları, kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları ve sahip oldukları köleleri hakkında bir günah yoktur. Bununla beraber (ey Peygamberin hanımları) ALLÂH’dan korkun. Çünkü ALLÂH her şeye şâhid bulunuyor.

70- Ey îmân edenler! ALLÂH’dan korkun ve sağlam söz söyleyin,

71- Ki (ALLÂH) işlerinizi yoluna koysun ve günahlarınızı bağışlasın. Her kim ALLÂH’a ve Resûlü’ne itaat ederse, o gerçekten büyük murâda ermiştir.

39/ ez-Zümer -10- Ey Muhammed! Tarafımdan söyle: “Ey îmân eden kullarım! Rabbinizden korkun. Bu dünyada güzellik yapanlara bir güzellik vardır. ALLÂH’ın yeryüzü geniştir. Ancak sabredenlere mükâfatları hesapsız ödenecektir.”

16- Onların üstlerinde ateşten tabakalar, altlarında yine ateşten tabakalar vardır. İşte ALLÂH, kullarını bundan korkutuyor, “Ey kullarım! Ben’den korkun.” (diyor).

61- ALLÂH, kendisine karşı gelmekten sakınan takvâ ehlini ise, îmân ve takvâları sayesinde, o cehennemden kurtarıp murâdlarına kavuşturur. Onlara hiçbir fenâlık dokunmaz. Onlar asla üzülmezler de.

43/ ez-Zuhruf -63- Îsâ mucizelerle indiği zaman dedi ki: “Ben size hikmeti getirdim ve hakkında ihtilâfa düştüğünüz şeylerin bir kısmını size açıklamak için geldim. O halde ALLÂH’dan korkun, ve bana itaat edin.”

47/ Sûre-i Muhammed -38- İşte sizler ALLÂH yolunda harcamaya davet ediliyorsunuz. İçinizden bazıları cimrilik ediyor. Her kim cimri davranırsa, ancak kendine cimrilik eder. Müstağnî (hiçbir şeye ihtiyacı olmayan), ALLÂH’dır; muhtaç olan ise sizlersiniz. Şâyet îmândan ve takvâ’dan yüz çevirirseniz O, yerinize başka bir kavim getirir de, onlar sizin gibi hayırsız, itaatsiz olmazlar.

48/ el-Fetih -26- Kâfirlerin kalblerine taassubu, Câhiliyye taassup ve tarafgirliğini yerleştirdikleri o sırada, ALLÂH da elçisinin ve mü’minlerin gönüllerine huzûr ve güven duygusu verdi. Takvâ kelimesini onlara yoldaş etti. Zâten onlar bu söze pek layık ve ehil idiler. ALLÂH her şeyi hakkıyla bilir.

49/ el-Hucurât -1- Ey îmân edenler! ALLÂH’ın ve Resûlünün huzûrunda öne geçmeyin. ALLÂH’dan korkun. Şüphesiz ALLÂH Semî(işiten)dir, Alîm(her şeyi bilendir)dir.

3- Peygamberin huzûrunda seslerini ayarlayanlar var ya, işte ALLÂH, içindeki takvâyı ortaya çıkarmak için onların kalblerini sınamış ve onlar bu imtihanı başarmışlardır. Onlara bir mağfiret ve büyük bir mükâfat vardır.

10- Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve ALLÂH’dan korkun ki rahmete eresiniz.

50/ Kâf -31- Cennet de takvâ sahiplerine yaklaştırılır.

57/ el-Hadîd -28- Ey inananlar! ALLÂH’dan korkun, O’nun Resûlü’ne inanın ki size rahmetinden iki pay versin, sizin için ışığında yürüyeceğiniz bir nûr yaratsın ve sizi bağışlasın. ALLÂH çok bağışlayan, çok merhamet edendir.

58/ el-Mücâdele -9- Ey îmân edenler! Siz baş başa gizlice konuştuğunuz zaman, günah, düşmanlık ve Peygambere isyanı konuşmayın. İyilik ve takvâyı konuşun ve huzûruna toplanacağınız ALLÂH’a karşı gelmekten sakının.

59/ el-Haşr -18- Ey îmân edenler! ALLÂH’a karşı gelmekten sakının ve herkes, yarın için önceden ne göndermiş olduğuna baksın. ALLÂH’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz ALLÂH, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

60/ el-Mümtehine -11- Eğer eşlerinizden biri, sizden kâfirlere kaçar da siz de savaşta gâlib durumda olursanız, eşleri gitmiş olanlara ganîmetten, harcadıkları kadar verin. İnandığınız ALLÂH’a karşı gelmekten sakının.

64/ et-Teğâbün -15- Doğrusu mallarınız ve çocuklarınız sizin için bir imtihandır. Büyük mükâfat ise ALLÂH’ın yanındadır.

16- O halde gücünüzün yettiği kadar ALLÂH’dan korkun, dinleyin, itaat edin, kendi iyiliğinize olarak harcayın. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

65/ et-Talâk -1- Bunlar ALLÂH’ın sınırlarıdır. Kim ALLÂH’ın sınırlarını aşarsa, şüphesiz kendine zulmetmiş olur. Bilmezsin, olur ki ALLÂH, bundan sonra bir durum ortaya çıkarıverir.

2- Kim ALLÂH’dan korkarsa ALLÂH ona bir çıkış yolu yaratır.

3- Ve onu ummadığı yerden rızıklandırır. Kim ALLÂH’a güvenirse O, ona yeter. ALLÂH, emrini yerine getirendir. ALLÂH her şey için bir ölçü koymuştur.

4- Kim ALLÂH’dan korkarsa, ALLÂH ona işinde bir kolaylık verir.

5- Bu, ALLÂH’ın size indirdiği buyruğudur. Kim ALLÂH’dan korkarsa ALLÂH onun kötülüklerini örter ve onun mükâfatını büyütür.

71/ Nûh -3- Şöyle ki, “ALLÂH’a kulluk edin, O’ndan korkun ve bana itaat edin.”

4- “Günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin. Kuşkusuz ALLÂH’ın takdîr ettiği süre gelince ertelenmez. Eğer bilseydiniz..” (inanırdınız).

96/ el-Alâk -11-12- Baksana, ya o doğru yoldaysa! Yahud takvâyı emrediyorsa, fenâ mı bu?

*TAKVÂ; AZIKLARIN EN HAYIRLISIDIR

2/ el-Bakara -197- Siz hayırdan ne işlerseniz, ALLÂH onu bilir. Kendinize azık edinin. Şüphesiz ki azıkların en hayırlısı takvâdır. Ey akıl sahipleri! Ben’den korkun!

*TAKVÂ; ELBİSELERİN EN GÜZELİ

7/ el-A’râf -26- “Ey Âdem’in evlatları! Bakın size edeb yerlerinizi örteceğiniz giysi, süsleneceğiniz elbise indirdik. Fakat unutmayın ki elbiselerin en güzeli, takvâ elbisesidir. İşte bunlar ALLÂH’ın âyetlerindendir. Olur ki insanlar düşünür de ders alırlar”.

*EHLÜ’T-TAKVÂ (*)

*Azabından korkup sakınılmaya, korunmaya layık olan demektir. Allâh tevbe edip hâlini düzelten îmân edip sâlih amel işleyenlere karşı mağfiret ehlidir. (Diyânet)

74/ el-Müddesir -56- Allâh dilemeyince onlar düşünemezler. Ehlü’t-Takvâ’da O’dur, ehlü’mağfirette (koruyacak O’dur, mağfiret edecek de).

*ETKA (*)

*Etka (‘ka’ uzun okunur.a.s.takî’den); pek takî ziyade perhizkâr, günah işlemekten çok çekinen.

-Takî (a.s.); günahtan haramdan kaçınan dinine bağlı (kimse) [bk: müttakî, zâhid]

19/ Meryem -13- Hem katımızdan yumuşaklık ve temizlik (de verdik). O, çok müttakî idi.

49/ el-Hucurât -13- Ey insanlar, gerçekten, Biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız ve tanışmanız’ için sizi halklar ve kabîleler (şeklinde) kıldık. Şüphesiz, ALLÂH katında sizin en üstün (kerim) olanınız, (ırk, renk, soy ve servetçe değil) takvâca en ileride olanınızdır. Şüphesiz ALLÂH bilendir, haber alandır.

*GÜZEL ÂKIBET MÜTTAKÎLERİNDİR (*)

*Müttakî; Ehl-i takvâ. İttikâ eden. Haramdan ve günahtan çekinen, kendisini Allâh’ın sevmediği fenâ şeylerden koruyan.

20/ Tâ hâ -132- Ailene ve ümmetine namaz kılmalarını emret, kendin de namaza devam et. Biz senden rızık istemiyoruz, bilâkis senin rızkın Bize aittir. Güzel âkıbet, müttakîlerindir.

54/ el-Kamer -54-55- Şüphesiz müttakîler, gücü sonsuz olan hükümdarın yanında, doğruluk meclisinde cennetler ve ırmaklardadırlar.

*İTTİKÂ (*)

*İttikâ (a.i.vikaye’den.’ka’ uzun okunur); sakınma, çekinme, Allâh’dan korkma.

-İtâat edip isyan etmemek, nimete şükredip küfreylememektir, Allâhı zikredip unutmamak, dâima velev nefsine ve evlâdına olsun adâleti tatbîk etmek ve lisânını hıfzedip kötü söylememektir. (Hulâsat’ül Beyân)

3/ Âl-i İmrân -102- Ey îmân edenler ALLÂH’dan nasıl korunmak gerekiyorsa, öyle korunun, gerçekten muttakîler olun. Her durumda Müslüman olarak can verin.

*ALLÂH TAKVÂ SAHİPLERİYLE BERABERDİR

2/ el-Bakara -194- Hürmetli ay hürmetli ay’a ve bütün hürmetler birbirine karşılıktır. O halde kim size saldırdıysa, siz de ona yaptığı saldırının ayniyle saldırın da ileri gitmeye ALLÂH’dan korkun ve bilin ki ALLÂH, takvâ sahipleriyle beraberdir.

9/ et-Tevbe -123- Ey îmân edenler kâfirlerin size yakın olanlarıyla çarpışın. Onlar sizde sert bir kuvvet bulsunlar. ALLÂH’ın müttakîlerle beraber olduğunu bilin.

*ALLÂH TAKVÂ EHLİNİ BİLİR

9/ et-Tevbe -44- ALLÂH’ı ve âhireti tasdîk edenler, mallarıyla ve canlarıyla cihada katılmama hususunda senden izin istemezler. ALLÂH, o takvâ ehlini pekiyi bilir.

*ÜSTÜNLÜK ANCAK TAKVÂ’DADIR

49/ el-Hucurât -13- Ey insanlar! Biz sizi bir erkekle bir kadından yarattık. Birbirinizi tanıyıp sahip çıkmanız için halklara ve kabîlelere ayırdık. Şunu unutmayın ki ALLÂH’ın nazarında en değerli, en üstün olanınız, takvâda en ileri olandır. Muhakkak ki ALLÂH her şeyi bilir, her şeyden hakkıyla haberdardır.

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu