H

HAC (1) & UMRE (2) & HEDY (3)

(1) Hacc (a.i.); İslâmın beş şartından biri olan muayyen zamanda Mekke-i mükerremedeki Kâbe-i Şerifi ziyâret etmek üzere yola çıkma farîzası. (kelimenin aslında “kasid”ve “teveccüh” mânâları vardır).

– Hâcc / Hâcı (a.s ve i.c:hüccâc); Hac’ca giden. Kâbeyi ziyâret eden hacı.

-Hacc; büyük bir şeyi ziyareti kastetmek yani görmeye gitmek. Hicretin beşinci yılında farz oldu. (M.Âsım Köksal / İslâm Tarihi)

(2) Umre(a.i.umurât); hac mevsiminin dışında Kâbe’Yi ve Mekke-i mükerremenin mübârek yerlerini ziyaret etme.

(3) Hedy; Deve, sığır, davar cinsinden Beytullâha, Allâh’ın evi Kâbe’ye bağışlanan kurbanlıklara verilen isim

– Kurban (a.i.); 1-Allâh’ın rızasını kazanmaya vesîle olan şey 2- Eti fukâraya parasız olarak dağıtılmak niyetiyle farz, vâcib veya sünnet olarak kesilen (koyun, keçi, sığır, deve…gibi) hayvan. 3-bir gâye uğrunda fedâ olma.

2/ el-Bakara -158- Gerçekten Safâ ile Merve ALLÂH’ın alâmetlerindendir. Onun için her kim hac veya umre niyetiyle Kâbe’yi ziyâret ederse, bunları tavâf etmesinde ona bir günah yoktur. Her kim de gönlünden koparak bir hayır işlerse, şüphesiz ALLÂH iyiliğin karşılığını verir, O her şeyi bilir.

189- Sana hilâllerden soruyorlar. De ki: Onlar insanlar için de, hac için de vakit ölçüleridir. Bununla beraber iyilik, evlere arkalarından gelmeniz değildir. Fakat iyiliğe eren, kötülükten korunan kimsedir. Evlere kapılarından gelin, ALLÂH’dan korkun ki, kurtuluşa eresiniz.

196- Hac ve umreyi de ALLÂH için tamam yapın. Eğer bunlardan alıkonursanız, o zaman kolayınıza gelen bir kurban gönderin. Bununla beraber bu kurban, kesileceği yere varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. İçinizden hasta olana veya başından bir rahatsızlığı bulunana tıraş için oruç veya sadaka yahud da kurbandan ibâret bir fidye gerekir. Engellemeden kurtulduğunuz zaman da her kim Hac’ca kadar umre ile sevap kazanmak isterse, ona da kolayına gelen bir kurban gerekir. Bunu bulamayana ise üç gün Hac’da, yedi de döndüğünüzde ki tam on gün oruç tutması lâzım gelir. Bu hüküm, ailesi Mescid-ül Haram civârında oturmayanlar içindir. ALLÂH’dan korkun ve bilin ki ALLÂH’ın azabı gerçekten çok şiddetlidir.

198- (Hac mevsiminde ticâret yaparak)Rabbinizin lütfunu istemenizde size bir günah yoktur. Arafat’tan indiğiniz zaman Meş’ar-i Haram yanında (Müzdelife’de) ALLÂH’ı zikredin. O’nu, size gösterdiği şekilde zikredin. Doğrusu siz, bundan önce gerçekten sapmışlardandınız.

199- Sonra insanların akıp geldiği yerden siz de akıp gelin. ALLÂH’dan bağışlanmanızı isteyin. Çünkü ALLÂH çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

200- Nihayet hac ibâdetlerinizi bitirdiğiniz zaman, önceleri babalarınızı andığınız gibi, hattâ daha kuvvetli bir anışla ALLÂH’ı anın. İnsanlardan kimisi: “Ey Rabbimiz! Bize dünyada ver!” der. Onun için âhirette hiçbir kısmet yoktur.

203- Bir de sayılı günlerde ALLÂH’ı zikredin (tekbîr alın). Bunlardan kim iki gün içinde (Mina’dan) dönmek için acele ederse ona günah yoktur. Kim geri kalırsa ona da günah yoktur. Ama bu, takvâ sahipleri içindir. ALLÂH’dan korkun ve bilin ki, siz ancak O’nun huzûruna varıp toplanacaksınız.

5/ el-Mâide -1- Ey îmân edenler! Sözleşmeleri yerine getirin. İhramlı iken avlanmayı helâl saymamanız şartıyla, çeşitli hayvanlar size helâl kılındı. Ancak haram oldukları size okunacak olanlar müstesnâ. Şüphesiz ALLÂH dilediği hükmü verir.

2- Ey îmân edenler! ALLÂH’ın alâmetlerine, haram ay’a, kurbanlık hediyelere, gerdanlıklarına ve Rablerinden lütuf ve rıza bekleyerek Kâbe’ye yönelenlere sakın saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınız zaman avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-ül Haram’dan çevirdiklerinden dolayı bir topluma karşı olan kîniniz, sizi saldırıya sevk etmesin. İyilik ve takvâ üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın. ALLÂH’dan korkun. Çünkü ALLÂH’ın azabı çetindir.

95- Ey îmân edenler, ihramlı iken av hayvanı öldürmeyin. İçinizden kim kasten onu öldürürse, yaptığı işin vebalini tatması için, öldürdüğü hayvanın dengi ona cezadır ki, Kâbe’ye ulaşacak bir kurban olmak üzere buna yine içinizden iki adâletli kişi hükmeder; yahud (ceza olmak üzere) bir keffarettir ki, ya o nisbette fakirleri doyurmak, yahud onun dengi oruç tutmaktır. ALLÂH geçmişi affetmiştir. Fakat kim de bu suçu tekrarlarsa, ALLÂH ondan intikamını alır. ALLÂH damia gâliptir, intikam sahibidir.

97- ALLÂH, Kâbe’yi, o Beyt-i haram’ı, haram ay’ı, kurbanı ve (kurbanlardaki) gerdanlıkları insanlar için bir nizâm kıldı. Bu, ALLÂH’ın göklerde ve yerde olan her şeyi bildiğini ve ALLÂH’ın her şeyi hakkıyla bilici olduğunu sizin de bilmeniz içindir.

9/ et-Tevbe -3- Ayrıca büyük hac günü ALLÂH ve Resûlü tarafından insanlara bir ilandır ki, ALLÂH da Resûlü de müşriklerle yapılan andlaşmalara artık bağlı değildir. Eğer hemen tevbe ederseniz, bu sizin için hayırlıdır. Yok yine tevbeden yüz çevirirseniz biliniz ki, ALLÂH’ı yıldıracak değilsiniz. Kâfirleri acı bir azab ile müjdele.

19- Siz hacılara su dağıtma ve Mescid-ül Haram’ı i’mâr etme işiyle ALLÂH’a ve âhiret gününe îmân edip, ALLÂH yolunda cihad edenlerin yaptığı işi bir mi tutuyorsunuz? Bunlar ALLÂH katında eşit olamazlar. ALLÂH zalimler topluluğuna hidâyet ihsân etmez.

22/ el-Hac -26- Bir zamanlar Kâbe’nin yerini İbrâhîm’e şu şekilde hazırlamıştık: Sakın Bana hiçbir şeyi ortak koşma, tavâf edenler, orada (kıyâma) duranlar, rükû’ edenler ve secdeye varanlar için evimi tertemiz et.

27- İnsanları Hac’ca çağır, yürüyerek veya incelmiş binekler üstünde (uzak yollardan) her derin vadiyi aşarak sana gelsinler.

28- Tâ ki kendilerine ait birtakım menfaatlere şâhid olsunlar; ALLÂH’ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanları belli günlerde kurban ederken O’nun adını ansınlar. Siz de onlardan yiyin, yoksulu, fakiri de doyurun.

29- Sonra kirlerini giderip temizlensinler. Adaklarını yerine getirsinler. Kâbe’yi tavâf etsinler.

33- Sizin için onlarda belli bir süreye kadar bir takım faydalar vardır. Sonra bunlar Beyt-i atik (Kâbe) de son bulurlar.

37- Elbette onların etleri ve kanları ALLÂH’a ulaşmayacaktır. Ancak O’na sizin takvânız erecektir. Onları bu şekilde sizin buyruğunuza verdi ki, size yolunu gösterdiğinden dolayı, ALLÂH’ı tekbîr ile yüceltesiniz. (Ey Muhammed!) Vazîfelerini güzelce yapan iyilik sevenleri müjdele.

HAC’DA CİDÂL (*) YOKTUR!

*Cidâl (a.i.); karşılıklı kavga. Savaş, zorlu, harâretli konuşma.

2/ el-Bakara -197- Hac, bilinen aylardadır. Her kim o aylarda Hac’ca başlayıp kendisine farz ederse, artık Hac’da kadına yaklaşmak, günah işlemek ve cidâl(kavga etmek) yoktur. Siz hayırdan ne işlerseniz, ALLÂH onu bilir. Kendinize azık edinin. Şüphesiz ki azıkların en hayırlısı takvâ’dır. Ey akıl sahipleri! Ben’den korkun!

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı