K

KIYÂMET

*Kıyamet; Sözlükte; ‘dikilmek, ayağa kalkmak, durmak ve canlıların Allâh’ın huzûrunda saygıyla duracakları gün’. Kur’ân-ı Kerîm’de kıyamet anlamına gelen başka ifadeler de vardır. Bunlardan ‘yevmu’l kıyamet (kıyamet günü)’ 70, ‘âhiret’ 26, ‘ğaşiye’ 2, ‘saat’ 42, ‘hâkka’ 2, kulakları sağır eden gürültü anlamına gelen ‘sâhha’ bir ve dönülüp gidilecek yer anlamına gelen ‘me’âd’ bir, herkesi ve her şeyi kuşatacak büyük felâket anlamına gelen ‘et-tâmmetu’l Kübrâ’ bir, ansızın kopacak kıyamet anlamına gelen ‘Vâkıa’ bir yerde olmak üzere toplam 150 ayrı yerde zikrolunmuştur. (Diyânet)

14/ İbrâhîm -31- (Ey Muhammed!) Îmân eden kullarıma söyle: “Namazı dosdoğru kılsınlar, alışveriş ve dostluğun olmadığı bir günün gelmesinden önce, kendilerine verdiğimiz rızıktan açık ve gizli (ALLÂH için) harcasınlar.”

17/ el-İsrâ -71- Kıyamet günü bütün insanları önderleriyle çağıracağız. O gün, kimin amel defteri sağ eline verilirse, işte onlar kitaplarını okuyacaklar ve en küçük bir haksızlığa uğratılmayacaklar.

72- Her kim bu dünyada (mânen) kör ise âhirette de kördür. Ve gidişçe daha şaşkındır.

21/ el-Enbiyâ -1- İnsanları sorgulama zamanı yaklaştı.onlar ise hâlâ gaflet içinde yan çizip aldırmıyorlar.

22/ el-Hac 1-2- Ey insanlar Rabbinizden sakının muhakkak o kıyamet gününün sarsıntısı çok büyük bir şeydir. Onu göreceğiniz gün her emzikli kadın emzirdiğini unutur. Her hamile kadın çocuğunu düşürür. İnsanları hep sarhoş görürsün. Halbuki sarhoş değillerdir. Fakat ALLÂH’ın azabı çok şediddir.

30/ er-Rûm -43- ALLÂH’dan geri çevrilmesine hiçbir çâre olmayan bir gün gelmeden önce yüzünü dosdoğru, sabit dine çevir. O gün (gelince) insanlar birbirlerinden ayrılırlar.

42/ eş-Şûrâ -47- ALLÂH tarafından, geri çevrilemeyecek kıyamet günü gelmeden önce, Rabbinizin davetine uyun, çünkü o gün, sizin için sığınacak bir yer yoktur ve siz inkâr da edemezsiniz.

56/ el-Vâkı’a -83- Can boğaza dayandığı zaman

84- Ki o zaman siz (ölmek üzere olana) bakar durursunuz.

85- Biz ona sizden daha yakınız, fakat siz görmezsiniz.

86- Eğer cezalandırılmayacak iseniz,

87- Onu geri çevirsenize; Şâyet iddiâ’nızda doğru iseniz.

88- Fakat ölen kişiye gelince, eğer o rahmete yaklaştırılanlardan ise,

89- Ona rahatlık, güzel rızık ve Naîm cenneti vardır.

90- Eğer O, sağın adamlarından ise,

91- “(Ey sağcı), sana sağcılardan selâm!”

92- Ama yalanlayıcı sapıklardan ise;

93- İşte ona da kaynar sudan bir ziyâfet vardır.

94- Ve cehenneme atılma vardır.

95- Kesin gerçek budur işte.

96- Öyle ise Rabbini o büyük ismiyle tesbîh et.

59/ el-Haşr -18- Ey inananlar, ALLÂH’dan korkun ve kişi, yarın için ne (yapıp) gönderdiğine baksın. ALLÂH’dan korkun; çünkü ALLÂH, yaptıklarınızdan haberdardır.

69/ el-Hâkka -13- Sûr’a bir tek üfleme üflendiği,

14- Arz ve dağlar yerlerinden kaldırılıp şiddetle birbirine çarpılarak darmadağın olduğu zaman,

15- İşte o gün olacak olur.

16- O gün gök yarılmış, sarkmıştır.

17- Melekler de onun etrâfındadır, O gün Rabbinin Arş’ını bunların da üstünde sekiz melek yüklenir.

18- O gün (hesap için ALLÂH’a) arz olunursunuz, öyle ki gizli bir hâliniz kalmaz.

19- Kitabı sağından verilen, “alın okuyun kitabımı..”

20- “Çünkü ben hesabıma kavuşacağımı sezmiştim” der.

21- Artık o hoşnut bir hayattadır.

22- Yüksek bir cennettedir.

23- Ki o cennetin meyveleri sarkmıştır.

24- “Geçmiş günlerde yaptığınız işlerden ötürü âfiyetle yeyin, için.” (denir).

25- Kitabı sol tarafından verilen ise der ki: “Keşke kitabım verilmeseydi de,

26- Hesabımın ne olduğunu bilmeseydim,

27- Ne olurdu o ölüm, iş bitirici olsaydı.

28- Malım bana hiç fayda vermedi.

29- Gücüm de benden yok olup gitti.”

30- (Zebanilere şöyle denir): “Onu yakalayın da bağlayın.”

31- “Sonra cehenneme atın onu.”

32- “Sonra da boyu yetmiş arşın zincir içerisinde onu oraya sokun.”

33- Çünkü o, büyük ALLÂH’a inanmıyordu.

34- Yoksula yedirmeye teşvîk etmiyordu.

35- Bu sebeple bugün burada onun candan bir dostu yoktur.

78/ en-Nebe’ -39- İşte bu, hakk olan gündür. Artık dileyen kimse Rabbine ulaştıran bir yol tutar.

40- Şüphesiz Biz sizi, kişinin önceden elleriyle yaptıklarına bakacağı ve inkârcının, “Keşke toprak olaydım!” diyeceği günde gerçekleşecek olan yakın bir azaba karşı uyardık.

79/ en-Nâzi’ât -34- Fakat o her şeyi bastıran büyük felâket geldiği vakit,

35- O, insanın neyin peşinde koştuğunu anladığı gün,

36- Gören kimseler için cehennem hortlatıldığı vakit,

37- Artık her kim azgınlık etmiş,

38- Ve dünya hayatını tercîh etmişse,

39- Kuşkusuz onun varacağı yer cehennemdir.

40- Kim de Rabbinin divânında durmaktan korkmuş, nefsini boş heveslerden men’etmiş ise,

41- Kuşkusuz onun varacağı yer cennettir.

80/ Abese -33- Kulakları sağır eden o gürültü geldiğinde,

34- O gün kişi kaçar, kardeşinden.

35- Anasından, babasından..

36- Eşinden ve oğullarından.

37- Onlardan her birinin o gün başından aşan işi vardır.

38- Yüzler var ki, o gün parıl parıl,

39- Mütebessim’dir, sevinir.

40- Yüzler de var ki, o gün tozlanmış,

41- Onları karanlık bürümüş,

42- İşte onlardır kâfirler, hakk’tan sapanlar.

84/ el-İnşikâk -1- Gök yarıldığı,

2- Rabbini dinleyip kendisine yaraşır şekilde boyun eğdiği vakit,

3- Yer uzatılıp düzlendiği,

4- İçinde ne varsa attığı ve tamamen boşaldığı.

5- Ve Rabbini dinleyip kendisine yaraşır şekilde boyun eğdiği vakit,

6- Ey insan! Kuşkusuz sen Rabbine doğru çaba üstüne çaba sarf etmektesin, nihayet O’na varacaksın.

7- O vakit kitabı sağ eline verilen,

8- Kolay bir hesapla hesaba çekilecek,

9- Ve sevinçli olarak ailesine dönecektir.

10- Ama kitabı arkasından verilen,

11- “Yetiş ey ölüm!” diye bağıracak

12- Ve alevli ateşe girecektir.

102/ et-Tekâsür -1-2- Çoklukla övünmek, sizi kabirlere varıncaya kadar oyaladı.

3- Hayır! Yakında bileceksiniz.

4- Yine hayır! Yakında bileceksiniz (hatânızı).

5-6- Hayır! Eğer kesin bilgi ile bilseniz, elbette cehennemi görürsünüz.

7- Sonra, yemin olsun ki, cehennemi yakîn gözüyle göreceksiniz.

8- Sonra, yemin olsun ki, o gün (size verilen) her nimetten sorulacaksınız.

*KIYAMET GÜNÜ AKRABALIĞIN FAYDA VERMEYECEĞİ

60/ el-Mümtehine -3- Ne hısımlarınızın, ne de evlatlarınızın kıyamet günü size faydası olur. ALLÂH kıyamet günü aranızda hükmeder, itaat edenleri cennete, kâfir ve âsileri cehenneme gönderir. ALLÂH yaptığınız her şeyi görür.

*KIYAMET GÜNÜNÜN ALÂMETLERİ

47/ Sûre-i Muhammed -18- Artık onlar, kıyamet saatinin kendilerine ansızın gelivermesine mi bakıyorlar? Şüphesiz onun alâmetleri gelmiştir. Artık kıyamet kendilerine gelip çatınca anlamaları neye yarar?

53/ en-Necm -57- Saat yaklaştı –kıyamet tekarrüb etti-

54/ el-Kamer -1- Kıyamet saati yaklaştı, Ay yarıldı.

2- Bir mucize görseler hemen yüz çevirirler ve “süregelen bir büyüdür” derler.

55/ er-Rahmân -37- Gök yarılıp da, kızarmış yağ renginde bir gül gibi olduğu zaman.

(Bkz: Azife)

*KIYAMET GÜNÜNÜN NİTELİKLERİ

2/ el-Bakara -48- Ve öyle bir günden korunun ki, kimse kimsenin yerine bir şey ödeyemez, kimseden şefâat da kabul edilmez, kimseden fidye de alınmaz ve onlara hiçbir yardım da yapılmaz.

123- Ve öyle bir günden sakının ki, o gün kimse, kimsenin yerine bir şey ödeyemez, kimseden fidye kabul edilmez ve ona şefâat de fayda vermez, hiçbir taraftan yardım da görmezler.

165- İnsanlardan kimi de ALLÂH’dan başka şeyleri O’na eş tutuyorlar da onları, ALLÂH’ı sever gibi seviyorlar. Oysa îmân edenlerin ALLÂH sevgisi daha kuvvetlidir. O zulmedenler, azabı görecekleri zaman bütün kuvvetin ALLÂH’a ait olduğunu ve ALLÂH’ın azabının gerçekten çok şiddetli bulunduğunu keşke anlasalardı.

166- O zaman kendilerine uyulan kimseler, azabı görerek kendilerine uyanlardan kaçıp uzaklaşmışlar ve aralarındaki bütün bağlar parça parça kopmuştur.

167- Onlara uyanlar da şöyle demektedirler: “Ah, bizim için dünyaya bir dönüş olsaydı da onların bizden uzaklaştıkları gibi biz de onlardan uzaklaşsaydık!” İşte böylece ALLÂH onlara bütün amellerini, üzerlerine yığılmış hasretler (pişmanlık ve üzüntüler) hâlinde gösterecektir. Onlar bu ateşten çıkacak değillerdir.

254- Ey îmân edenler! Kendisinde hiçbir alış verişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefâatin bulunmadığı bir gün gelmeden önce, size verdiğimiz rızıklardan ALLÂH yolunda harcayın. Kâfirlere gelince, onlar zalimlerdir.

281- Öyle bir günden korkunuz ki, o gün ALLÂH’a döndürüleceksiniz. Sonra da herkese kazancı tamamıyla ödenecek ve hiç kimse haksızlığa uğramayacaktır.

3/ Âl-i İmrân -25- O geleceğinde hiç şüphe olmayan günde kendilerini bir araya topladığımız ve hiç kimseye haksızlık edilmeden herkese ne kazandıysa tamamen ödendiği vakit hâlleri nasıl olacaktır?

30- O gün her nefis, ne hayır işlemişse, ne kötülük yapmışsa onları önünde hazır bulur. Yaptığı kötülüklerle kendi arasında uzak bir mesâfe bulunsun ister. ALLÂH, size asıl kendisinden çekinmenizi emreder. Şüphesiz ki ALLÂH, kullarını çok esirger.

106- O gün bazı yüzler ağarır, bazı yüzler kararır. Yüzleri kararanlara: “Îmânınızdan sonra küfrettiniz ha? Öyle ise inkâr etmenize karşılık azabı tadın” (denecektir).

107- Yüzleri ağaranlara gelince, (onlar) ALLÂH’ın rahmeti içindedirler. Onlar orada ebedî kalacaklardır.

4/ en-Nisâ -41- Her ümmetten bir şâhid getirdiğimiz ve seni de onlar üzerine bir şâhid yaptığımız zaman (hâlleri) nice olur!..

42- ALLÂH’ı, inkâr edip Peygambere isyan edenler, o kıyamet günü yerle bir olmayı isterler. ALLÂH’dan hiçbir sözü gizleyemezler.

87- Kendinden başka ilâh olmayan ALLÂH, sizi kıyamet gününde mutlaka bir araya toplayacaktır. Bunda asla şüphe yoktur. ALLÂH’dan daha doğru sözlü kim olabilir?

5/ el-Mâide -119- ALLÂH buyurdu ki: “Bu, sâdıklara doğruluklarının fayda sağladığı gündür. Onlar için altlarından ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler vardır”. ALLÂH onlardan râzı olmuş, onlar da O’ndan râzı olmuşlardır. İşte büyük kurtuluş budur.

6/ el-En’âm -22- O gün hepsini mahşere toplayacağız. Sonra ALLÂH’a ortak koşanlara: ” Hani nerede o ALLÂH’a ortak saydığınız ortaklarınız?” diyeceğiz.

23- Sonra, (Onlar): “Rabbimiz, ALLÂH’a yemin ederiz ki, biz müşriklerden değildik” demekten başka bir özür bulamayacaklar.

24- Bak, vicdanlarına karşı nasıl yalan söylediler! O uydurdukları da kendilerinden kaybolup gitti.

27- Onların, ateşin üzerinde durduruldukları zaman: “Ne olurdu dünyaya döndürülseydik, Rabbimizin âyetlerini yalanlamasaydık da mü’minlerden olsaydık” dediklerini bir görsen!

28- Hayır, daha önce gizleyip durdukları karşılarına çıktı da ondan, yoksa geri çevrilselerdi yine men’edildikleri şeyi yapmaya dönerlerdi. Çünkü onlar yalancıdırlar.

29- Dediler ki:”Dünya hayatımızdan başka bir hayat yoktur, biz diriltilecek değiliz”.

30- Rablerinin huzûrunda durduruldukları zaman onları bir görsen! Rableri onlara şöyle der: “Bu, bir gerçek değil midir?”. Onlar da: “Rabbimize yemin ederiz ki gerçektir” derler. Rableri de onlara: “Öyleyse inkârınız sebebiyle azabı tadın!” der.

31- ALLÂH’ın huzûruna çıkmayı yalanlayanlar, gerçekten hüsrâna uğramışlardır. Kıyamet günü ansızın gelince onlar, günahlarını sırtlarına yüklenmiş olarak şöyle derler: “Dünyada yaptığımız kusurlardan dolayı yazıklar olsun bize!” Bakın yüklendikleri günah ne kötüdür!

94- Bugün, sizi ilk defa yarattığımız zamanki gibi yapayalnız huzûrumuza geldiniz, size verdiğimiz her şeyi arkanızda bıraktınız. ALLÂH’ın size göre ortağı olduklarını iddiâ’ ederek yardımlarına, şefâatlerine güvendiğiniz ortakları yanınızda görmüyoruz. Aranızdaki bütün bağlar artık kesilmiş, güvendiklerinizin hepsi kaybolup gitmiştir.

128- (ALLÂH), onların hepsini topladığı gün, cinlere: “Ey cin(şeytan)topluluğu! İnsanların çoğunu yoldan çıkardınız” der. İnsanlardan cinlerin dostu olanlar da şöyle derler: “Rabbimiz! Biz birbirimizden faydalandık. Nihayet bize ta’yîn ettiğin vâdemize ulaştık”. ALLÂH da:”Sizin durağınız cehennemdir. Orada, ALLÂH’ın dilemesi müstesnâ, ebedî olarak kalacaksınız” der. Şüphesiz Rabbin hikmet sahibidir, her şeyi bilendir.

129- İşte Biz böylece, kazandıkları günahlardan dolayı zalimlerin bir kısmını, diğer bir kısmına dost yaparız.

130- (ALLÂH) “Ey cin ve insan topluluğu! İçinizden size âyetlerimi anlatan ve bugününüze kavuşacağınız hususunda sizi uyaran Peygamberler gelmedi mi?” deyince onlar: “Kendi aleyhimize şâhidiz” derler. Dünya hayatı onları aldattı ve kendilerinin kâfir olduklarına şâhidlik ettiler.

7/ el-A’râf -8- O gün (amelleri tartacak) terâzi hakk’tır. Kimin (sevap) tartıları ağır gelirse, işte onlar kurtulanlardır.

9- Kimin (sevap) tartıları hafif gelirse, işte onlar da âyetlerimize haksızlık etmelerinden ötürü kendilerini ziyâna sokanlardır.

37- ALLÂH’a karşı yalan uyduran yahud âyetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Onlara kitap’tan nasîbleri erişir. Canlarını alacak elçilerimiz gelince onlara: “ALLÂH’dan başka taptıklarınız nerede?” derler. Onlar: “O taptıklarımız bizden sapıp ayrıldılar” derler. Böylece kendilerinin kâfir olduklarına bizzat şâhidlik ederler.

38- ALLÂH onlara: “Sizden önce geçmiş cin ve insan topluluklarıyla beraber cehennem ateşine girin!” der. Cehenneme giren her ümmet kendi din kardeşine lânet eder. Nihayet hepsi oraya toplandığında, sonrakiler öncekiler hakkında derler ki: “Rabbimiz ! İşte şunlar bizi doğru yoldan saptırdı. Onlara cehennem ateşinden kat kat azab ver”. ALLÂH der ki: “Herkesin azabı kat kattır, fakat siz bilemezsiniz”.

39- Öncekiler de sonrakilere derler ki: “Sizin bizden bir üstünlüğünüz yoktur. O halde yaptıklarınızdan dolayı azabı tadın”.

10/ Yûnus -28- O gün ki, hepsini mahşere toplayacağız, sonra da o şirk koşanlara “Haydi yerlerinize! Siz de, ortak koştuklarınız da!” diyeceğiz. Artık aralarını iyice açmışız. O ortak koştukları şeyler, “Siz bize tapmıyordunuz ki” diyecekler.

29- “Şimdi sizinle bizim aramızda şâhid olarak ALLÂH yeter. Sizin bize ibâdet ettiğinizden bizim haberimiz yoktur” (diyecekler).

30- İşte burada herkes geçmişte yaptığını bulacak. Ve gerçek Mevlâları olan ALLÂH’a döndürülecekler. İftirâ edip uydurdukları şeyler de kendilerinden büsbütün uzaklaşıp gidecek.

45- ALLÂH’ın onları haşredip toplayacağı günde, sanki onlar dünyada gündüz bir parça kalmışlar da aralarında tanışmışlar gibi olacak. ALLÂH’ın huzûruna çıkacaklarına inanmamış ve doğru yolu tutmamış olanlar hiç şüphesiz en büyük ziyâna uğramış olacaklar.

47- Her ümmetin bir Peygamberi vardır. O Peygamberleri gelince aralarında adâletle hüküm verilir. Onlar hiç zulüm görmezler.

11/ Hûd -105- O gün gelince ALLÂH’ın izni olmadan hiç kimse konuşamaz. Onların kimi bedbaht, kimi de mutludur.

106- Bedbaht olanlar ateştedirler. Onlar orada başka türlü soluyacak, başka türlü haykıracaklar.

107- Onlar orada gökler ve yer durdukça duracaklar. Ancak Rabbinin diledikleri başka. Çünkü Rabbin dilediğini yapandır.

108- Mutlu olanlar ise cennettedirler. Orada gökler ve yer durdukça duracaklar, ancak Rabbinin diledikleri başka. (Bu) ardı arası kesilmeyen bir ihsân olacak.

14/ İbrâhîm -21- (Kıyamet günü) İnsanların hepsi ALLÂH’ın huzûruna çıkacaklar. Ve zayıflar büyüklük taslayanlara şöyle diyecekler: “Bizler, sizlere uymuştuk. Şimdi siz, ALLÂH’ın azabından en ufak bir şeyi bizden savabilir misiniz?” Onlar da diyecekler ki: “ALLÂH bizi hidâyete erdirseydi, biz de size doğru yol gösterirdik. Artık şimdi bizler sızlansak da sabretsek de birdir. Çünkü kaçacak yerimiz yoktur.”

22- İş bitince şeytan onlara şöyle diyecek: “Şüphesiz ki ALLÂH size gerçek olanı vaad etti, ben de size vaad ettim, ama sonra caydım! Zâten benim size karşı bir gücüm yoktu. Ancak ben sizi (küfür ve isyana) çağırdım, siz de geldiniz. O halde beni kınamayın, kendi kendinizi kınayın! Ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni kurtarabilirsiniz! Ben, önceden beni ALLÂH’a ortak koşmanızı da kabul etmemiştim.” Doğrusu zalimler için acı bir azab vardır!

23- Îmân edip sâlih ameller işleyenler ise, Rablerinin izniyle içinde sürekli kalacakları ve altından ırmaklar akan cennetlere konulurlar. Oradaki dirlik temennîleri “selâm!”dır.

31- (Ey Muhammed!) Îmân eden kullarıma söyle: “Namazı dosdoğru kılsınlar, alışveriş ve dostluğun olmadığı bir günün gelmesinden önce, kendilerine verdiğimiz rızıktan açık ve gizli (ALLÂH için) harcasınlar.”

44- Ey Peygamber! İnsanları, azabın geleceği gün ile korkut. O gün, zalimler şöyle diyecekler: “Ey Rabbimiz! Bizi yakın bir zamana kadar ertele de Senin davetine uyalım ve Peygamberlere tâbi’ olalım.” Onlara: “Daha önce âhirete intikâl etmeyeceğinize dâir yemin etmemiş miydiniz?” denilir.

48- O gün yeryüzü bir başka yere, gökler, başka göklere çevrilecek ve bütün varlıklar, kabirlerinden çıkıp bir ve gücüne karşı durulmaz olan ALLÂH’ın huzûruna toplanacaklardır.

49- O gün, suçluların zincire vurulmuş olduğunu görürsün.

50- Gömlekleri katrandandır ve yüzlerini ateş kaplar.

16/ en-Nahl -24- Onlara: “Rabbiniz ne indirdi? Denildiği zaman “Öncekilerin efsânelerini” dediler.

25- Bunu söylemelerinin sebebi şu: Kıyamet günü, kendi günahlarını tam olarak yüklendikten başka, bilgisizlikleri yüzünden saptırmakta oldukları kimselerin günahlarından bir kısmını da yükleneceklerdir. Dikkat edin, yüklendikleri günah ne kötüdür!

27- Sonra kıyamet günü ALLÂH, O kâfirleri rezîl rüsvay edecek ve diyecek ki: “Hani uğrunda mü’minlere karşı düşman kesildiğiniz ortaklarım nerede?” Kendilerine ilim verilmiş olanlar: “Şüphesiz bugünün rezilliği ve kötülüğü kâfirleredir” diyeceklerdir.

84- Her ümmetten bir şâhid getireceğimiz gün, artık kâfirlere ne izin verilecek, ne de onlardan özür dilemeleri istenecektir.

85- O zulmedenler, azabı gördükleri zaman, artık onlardan ne azab hafifletilir, ne de onlara süre verilir.

86- Ve o ALLÂH’a ortak koşanlar, ortak koştuklarını (putları) gördükleri zaman: “Rabbimiz! İşte bunlar, Seni bırakıp da kendilerine taptığımız ortaklarımızdır” diyecekler. Koştukları ortaklar da onlara; “Siz mutlaka yalancılarsınız” diye söz atarlar.

87- O gün ALLÂH’a teslim bayrağını çekerler, bütün o uydurdukları şeyler kendilerini bırakıp kaybolup gitmişlerdir.

89- Biz o gün, her ümmet içinde, kendilerinden kendi üzerlerine bir şâhid göndereceğiz. Seni de onların üzerine şâhid getireceğiz. Bu kitabı da, her şeyi açıklayan ve müslümanlara doğruyu gösteren bir rehber, bir rahmet kaynağı ve bir müjdeleyici olarak indirdik.

92- Bir ümmet, diğer bir ümmetten (sayıca ve malca) daha çok olduğu için, yeminlerinizi aranızda aldatma vâsıtası yaparak, ipliğini sağlamca eğirdikten sonra onu söküp bozmaya çalışan kadın gibi olmayın. ALLÂH sizi bununla imtihan eder ve şüphesiz hakkında ihtilâf ettiğiniz şeyleri kıyamet günü size mutlaka açıklayacaktır.

111- O gün, herkes nefsini kurtarmak için uğraşarak gelir ve herkese yaptığı işin karşılığı tamamıyla ödenir ve hiç kimseye de zulmedilmez.

124- Cumartesi günü (avlanmamak), ancak onda ihtilâfa düşenlere farz kılındı. Şüphesiz Rabbin onların ihtilâf edip durdukları şeyler hakkında kıyamet günü, aralarında elbette hükmünü verecektir.

17/ el-İsrâ -13- Her insanın amel defterini boynuna doladık, kıyamet günü açılmış bulacağı kitabı önüne çıkarırız.

14- “Kitabını oku! Bugün hesap görücü olarak sana nefsin yeter!” deriz.

49- Bir de onlar dediler ki: “Biz, bir kemik yığını olduğumuz ve ufalanıp toz olduğumuz vakit mi, gerçekten biz mi, yeni bir yaratılışla diriltileceğiz?

50- De ki: “İster taş olun, ister demir.”

51- “İsterse gönlünüzde büyüyen başka bir yaratık olun, (muhakkak öldürülecek ve diriltileceksiniz). “Onlar: “Bizi kim tekrar diriltecek?” diyecekler. De ki: “Sizi ilk defa yaratmış olan o kudret sahibi.” Sana başlarını sallayarak: “Ne zamandır bu?” diyecekler. De ki: “Yakın olsa gerek!”.

71- Kıyamet günü bütün insanları önderleriyle çağıracağız. O gün, kimin amel defteri sağ eline verilirse, işte onlar kitaplarını okuyacaklar ve en küçük bir haksızlığa uğratılmayacaklar.

72- Her kim bu dünyada (mânen) kör ise âhirette de kördür. Ve gidişçe daha şaşkındır.

97- ALLÂH kime hidâyet verirse, o doğru yoldadır. Kimi de hidâyetten uzak tutarsa, artık bunlar için ALLÂH’dan başka hiçbir yardımcı bulamazsın. Ve Biz, o kâfirleri kıyamet günü kör, dilsiz ve sağır oldukları halde, yüzleri üstü sürünerek haşredeceğiz. Varacakları yer cehennemdir; ateşi dindikçe onun ateşini artırırız.

18/ el-Kehf -47- O kıyamet gününü hatırla ki, dağları yürüteceğiz ve yeryüzünü çırılçıplak göreceksin. Bütün insanları, mahşerde toplayacağız hiçbir kimseyi bırakmayacağız.

48- Onlar, saf hâlinde Rabbine arz edilmişlerdir. ALLÂH, onlara şöyle diyecektir: “Şüphesiz sizi ilk önce yarattığımız gibi Bize geldiniz. Fakat, size kıyamet için yaptığımız vaad’i yerine getirmeyeceğimizi sanmıştınız, değil mi?

52- Ve o (kıyamet) günü ALLÂH kâfirlere şöyle buyuracak: “Ortaklarım ve şefâatçileriniz diye zannettiğiniz putlarınızı çağırın.” Müşrikler onları çağırırlar, fakat kendilerine cevap vermezler. Biz, kâfirlerle ilâhları arasına ateşten bir engel koymuşuzdur.

53- Günahkârlar ateşi görmüşler de artık ona düşeceklerini anlamışlardır. Fakat ondan kaçıp sığınacak bir yer bulamazlar.

99- Biz o gün (kıyamet günü) onları bırakıvermişizdir. Dalgalar hâlinde birbirlerine girerler, Sûr’a da üfürülmüştür. Böylece onların hepsini bir araya toplamışızdır.

100- Ve cehennemi o gün kâfirlere öyle bir göstereceğiz ki!

101- Onlar ki, Beni hatırlatan âyetlerimden gözleri bir örtü içindeydi. İşitmeye de tahammül edemiyorlardı.

19/ Meryem -37- Ne var ki, fırkalar (yahûdî ve hıristiyanlar) kendi aralarında ihtilâfa düştüler. O büyük (dehşetli) günü görecek kâfirlerin vay haline!

38- Bize gelecekleri gün, neler işitecekler, neler görecekler! Fakat o zalimler bugün apaçık bir sapıklık içindedirler.

39- (Ey Muhammed!) İnsanların pişmanlık duyacağı ve işin bitmiş olacağı (kıyamet) günü hakkında onları îkâz et. Onlar hâlâ gaflet içindedirler, onlar îmân etmezler.

40- Şüphesiz Biz bütün yeryüzüne ve üzerindekilere vâris olacağız. Ve onlar da mutlaka Bize döndürüleceklerdir

68- Rabbine and olsun ki Biz onları (öldükten sonra dirilmeyi inkâr eden kâfirleri) şeytanları ile beraber elbette ve elbette mahşerde toplayacağız. Sonra onları muhakkak cehennemin etrâfında dizleri üstü hazır bulunduracağız.

69- Sonra her zümreden Rahmân’a karşı en ziyade isyankâr hangileri ise, muhakkak ayırıp atacağız.

70- Sonra o cehenneme atılmaya layık olanların kimler bulunduğunu elbette Biz daha iyi biliriz.

71- İçinizden hiçbiri istisnâ’ edilmemek üzere mutlaka herkes cehenneme varacaktır. Bu, Rabbinin katında kesinleşmiş bir hükümdür.

72- Sonra ALLÂH’dan korkup, sakınanları kurtaracağız ve zalimleri de toptan cehennemde bırakacağız.

85- O gün, takvâ sahiplerini, hey’et olarak Rahmân’ın huzûruna toplayacağız.

86- Suçluları da susuz olarak cehenneme süreceğiz.

87- (O gün) Rahmân (olan ALLÂH)ın katında bir ahd almış olan kimseden başkaları şefâat etme hakkına sahip olamayacaklardır.

93- Göklerde ve yerde bulunan hiçbir kimse yoktur ki (kıyamet günü) Rahmân’ın huzûruna kul olarak çıkmasın.

94- And olsun ki ALLÂH onların hepsini kuşatmış, kendilerini ve yaptıklarını bir bir saymıştır.

95- Kıyamet günü onların her biri ALLÂH’ın huzûruna tek başına çıkacaktır.

20/ Tâ hâ -99- (Ey Muhammed!) Sana geçmişin haberlerinden bir kısmını böylece anlatıyoruz. Şüphe yok ki, sana katımızdan bir zikir (düşünüp kendisinden ibret alınacak bir kitap) verdik.

100- Kim ondan yüz çevirirse, şüphesiz o, kıyamet günü bir günah yüklenecektir.

101- Devamlı o azabın altında kalacaklar. Kıyamet günü onlar için, bu ne fenâ bir yüktür!

102- Sûr’a üfürüleceği gün ki Biz suçluları o gün, (gözleri korkudan) göğermiş olarak mahşerde toplayacağız.

103- “Siz dünyada sadece on(gün) kaldınız” diye kendi aralarında gizli gizli konuşurlar.

104- Aralarında ne konuşacaklarını Biz çok iyi biliriz. Görüşü en üstün olan: “Ancak bir gün kaldınız” diyecektir.

105- (Ey Muhammed!) Sana dağlar(ın kıyametteki durumunu) sorarlar, de ki: “Rabbim onları ufalayıp savuracak.”

106- “Böylece yerlerini dümdüz boş bir halde bırakacak.”

107- “Orada ne bir çukur, ne de bir tümsek göreceksin.”

108- O gün, hiçbir tarafa sapmadan o davetçiye (Sûr’a üfleyenin çağrısına) uyarlar. Öyle ki, Rahmân’ın heybetinden sesler kısılmıştır. Artık bir fısıltıdan başka hiçbir şey işitemezsin.

109- O gün, Rahmân’ın kendisine izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimselerden başkasının şefâati fayda vermez.

110- ALLÂH, onların geleceklerini de, geçmişlerini de bilir. Onlar ise O’nu ilmen kavrayamazlar.

111- Bütün yüzler, diri ve bütün yarattıklarını gözetip duran ALLÂH’a baş eğmiştir. Bir zulüm yüklenen gerçekten hüsrâna uğramıştır.

112- Her kim de mü’min olarak sâlih amelleri işlerse, artık o, ne bir haksızlıktan ve ne de çiğnenmekten korkar.

123- ALLÂH (onlara) şöyle dedi: “Birbirinize düşman olmak üzere hepiniz oradan (cennetten) inin. Artık Benden size bir hidâyet (kitap) geldiği zaman, kim Benim hidâyetime uyarsa işte o, sapıklığa düşmez ve (âhirette) zahmet çekmez.

21/ el-Enbiyâ -39- Bu kâfirler ateşi yüzlerinden ve sırtlarından men’edemeyecekleri ve yardım da göremeyecekleri zamanı, bir bilseler!

40- Doğrusu bu azab onlara ansızın gelecek de kendilerini şaşırtacaktır. Artık ne geri çevrilmesine güçleri yetecek, ne de kendilerine mühlet verilecektir.

47- Biz kıyamet günü için doğru terâziler kurarız; hiçbir kimse hiçbir haksızlığa uğratılmaz. Yapılan amel, bir hardal tânesi ağırlığınca da olsa, onu getirir (tartıya koyarız). Hesap görenler olarak da Biz kâfiyiz.

97- Ve gerçek vaad yaklaştığında, işte o zaman kâfir olanların gözleri yuvalarından fırlayacak. “Eyvâh bizlere! Doğrusu biz bundan gaflet içindeydik, hayır biz zalim kimselerdik” derler.

98- Siz ve ALLÂH’dan başka taptıklarınız, cehennemin yakıtısınız; oraya gireceksiniz.

99- Eğer onlar ilâh olsalardı, oraya girmeyeceklerdi. Hepsi orada temellî kalacaktır.

100- Orada onların bir inlemeleri vardır. Bunlar orada (sağır olup) bir şey de işitemezler.

101- Şüphesiz katımızdan kendileri için güzel şeyler takdîr edilmiş olanlar, işte oradan (cehennemden) uzak tutulanlardır.

102- Bunlar onun (cehennemin) uğultusunu bile duymazlar. Canlarının istediği şeyler içinde temellî kalırlar.

103- O en büyük korku bunları üzmez; kendilerini melekler: “Size söz verilen gün işte bugündür” diye karşılarlar.

104- Göğü, kitap dürer gibi dürdüğümüz zaman, yaratmaya ilk başladığımız gibi, katımızdan verilmiş bir söz olarak onu tekrar var edeceğiz. Doğrusu Biz bunları yaparız.

22/ el-Hac -1- Ey İnsanlar! Rabbinizden sakının; şüphesiz o kıyamet gününün sarsıntısı çok büyük bir şeydir.

2- Onu göreceğiniz gün, her emzikli kadın emzirdiğinden geçer. Ve her hâmile kadın çocuğunu düşürür. İnsanları hep sarhoş görürsün, Halbuki sarhoş değillerdir. Fakat ALLÂH’ın azabı çok şiddetlidir.

17- Şüphesiz o îmân edenler, yahûdî olanlar, sabiîler (yıldıza tapanlar), hıristiyanlar, ateşperestler ve (ALLÂH’a) eş koşanlar (yok mu?) ALLÂH, kıyamet günü bunların arasını şüphesiz ayıracaktır. Çünkü ALLÂH her şeyi hakkıyla görüp bilendir.

55- İnkâr edenler de, kendilerine ansızın kıyamet gelinceye veya akîm (kısır) bir günün azabı gelinceye kadar, Kur’ân’dan şüphe etmekte devam edip giderler.

56- O gün hükümrânlık yalnız ALLÂH’ındır, O aralarında hükmünü verir. Artık îmân edip yararlı iş işleyenler nimet cennetlerindedirler.

57- İnkâr edip âyetlerimizi yalan sayanlar ise, işte bunlar için hakir düşüren bir azab vardır.

58- ALLÂH yolunda hicret edip de sonra öldürülmüş veya ölmüş olanlara gelince, elbette ALLÂH, onları güzel bir rızıkla rızıklandıracaktır. Çünkü ALLÂH rızık verenlerin en hayırlısıdır.

59- ALLÂH onları hoşnut olacakları bir yere (cennete) elbette koyacaktır. Şüphesiz ALLÂH Alîmdir (her şeyi bilir) Halîmdir, (kullarına yumuşak davranır).

23/ el-Mü’minûn -16- Sonra da siz, şüphesiz, kıyamet gününde tekrar diriltileceksiniz.

101- Sûr’a üflendiği zaman aralarında artık ne soy sop (çekişmesi) vardır, ne de birbirlerini soruşturacaklardır.

102- Böylece kimlerin tartıları ağır basarsa, işte asıl bunlar kurtuluşa erenlerdir.

103- Kimlerin de tartıları hafif gelirse, artık bunlar da kendilerine yazık etmişlerdir; (çünkü onlar) ebedî cehennemdedirler.

104- Orada dişleri sırıtır halde iken ateş yüzlerini yalar.

105- (ALLÂH Teâlâ,) Size âyetlerim okunurdu da, siz onları yalanlardınız değil mi?. der.

106- Derler ki: Rabbimiz! Azgınlığımız bizi alt etti; biz, bir sapıklar topluluğu idik.

107- Rabbimiz! Bizi buradan çıkar. Eğer bir daha (ettiklerimize) dönersek, artık belli ki biz zalim insanlarız.

108- (ALLÂH) buyurur ki: Alçaldıkça alçalın orada! Bana konuşmayın artık.

109- Çünkü kullarımdan bir zümre “Rabbimiz! Biz îmân ettik; öyle ise bizi bağışla, bize merhamet et, Sen, merhametlilerin en iyisisin” diyorlardı.

110- İşte siz onları alaya aldınız; sonunda bu davranışınız size Beni yâd etmeyi unutturdu; çünkü siz onlara gülüyordunuz.

111- Bugün Ben onlara, sabrettiklerinin karşılığını verdim; onlar, hakikaten muradlarına erenlerdir.

112- (ALLÂH inkârcılara) “Yeryüzünde kaç yıl kaldınız?” diye sorar.

113- “Bir gün veya günün bir kısmı kadar kaldık. İşte bilenlere sor” derler.

114- (ALLÂH) buyurur ki: Sadece az bir süre kaldınız; keşke siz (bunu) bilmiş olsaydınız!

115- Sizi sadece boş yere yarattığımızı ve sizin hakikaten huzûrumuza geri getirilmeyeceğinizi mi sandınız?

24/ en-Nûr -23- Nâmuslu, kötülüklerden habersiz mü’min kadınlara zina isnâdında bulunanlar, dünya ve âhirette lânetlenmişlerdir. Onlar için çok büyük bir azab vardır.

24- O gün dilleri, elleri ve ayakları, yapmış olduklarından dolayı aleyhlerinde şâhidlik edecektir.

25- O gün ALLÂH onlara gerçek cezalarını tastamam verecek ve onlar ALLÂH’ın gerçek olduğunu anlayacaklar.

25/ el-Furkân -17- Hele o gün Rabbin onları ALLÂH’dan başka taptıkları şeylerle toplar da, der ki: “Siz mi saptırdınız şu kullarımı, yoksa kendileri mi yolu kaybettiler?”

18- Onlar: “Sübhân’sın Seni tenzîh ederiz. Seni bırakıp da Senden başka dostlar edinmek bize yaraşmaz; fakat Sen onlara ve atalarına o kadar nimet verdin ki, sonunda Seni anmayı unuttular ve helâki hak eden bir kavim oldular” derler.

19- (Bunun üzerine ötekilere hitaben şöyle denilir). İşte (taptıklarınız) sizi söylediklerinizde yalancı çıkardılar. Artık ne (azabınızı) geri çevirebilir, ne de bir yardıma çâre bulabilirsiniz ve içinizden kim zulmederse, ona büyük bir azab tattıracağız.

22- Melekleri görecekleri gün, işte o gün, günahkârlara hiçbir sevinç haberi yoktur. Ve yasak yasak, diyeceklerdir.

23- Onların yaptıkları her bir iyi işi dikkate alırız, fakat onu saçılmış zerreler haline getiririz.

24- O gün cennetliklerin kalacakları yer çok iyi, dinlenecekleri yer pek güzeldir.

25- O gün gökyüzü beyaz bulutlar hâlinde yarılacak ve melekler bölük bölük indirileceklerdir.

26- İşte o gün gerçek hükümrânlık, çok merhametli olan ALLÂH’ındır. Kâfirler için ise o, pek çetin bir gündür.

27- O gün zalim kimse ellerini ısıracak: “Eyvâh!” diyecek, “keşke Peygamberin yanında bir yol tutsaydım!”

28- “Eyvâh!” diyecek, “keşke falancayı dost edinmeseydim.

29- Çünkü zikir (Kur’ân) bana gelmişken o, hakikaten beni ondan saptırdı. Şeytan insanı (uçuruma sürükleyip sonra) yapayalnız ve yardımcısız bırakmaktadır.

30- Peygamber dedi ki: “Ey Rabbim! Kavmim bu Kur’ân’ı büsbütün terk ettiler.”

34- O yüzleri üstü cehenneme toplanacaklar var ya! işte onlar, yerleri en kötü, yolları en sapık olanlardır.

26/ eş-Şu’arâ -91- Azgınlar için de cehennem hortlatılmıştır.

92-93- Onlara, “ALLÂH’ı bırakıp da taptıklarınız, hani nerede? Size yardım edebiliyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?” denilir.

94- Ve arkasından hep onlar (putlar ve azgınlar) o cehennemin içine fırlatılmaktadırlar.

95-96- Ve orada birbirleriyle çekişirlerken dediler ki:

97- “Vallâhi biz, gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz.”

98- “Çünkü biz sizi, âlemlerin Rabbi ile bir seviyede tutuyorduk.”

99- “Ve bizi hep o günahkârlar saptırdı.”

100- “Bak bizim için ne şefâatçiler var,”

101- “Ne de yakın bir dost.”

102- “Ah keşke (dünyaya) bir kere daha dönebilsek de, mü’minlerden olabilseydik.”

103- Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır; oysa çokları îmân etmiş değillerdir.

27/ en-Neml -82- Söylenen başlarına geleceği vakit, bunlar için yerden bir “dâbbe” (canlı) çıkarırız ki bu, onlara insanların âyetlerimize kesin bir îmân getirmemiş olduklarını söyler.

83- Ve her ümmetin âyetlerimizi yalan sayanlarından bir cemâati toplayacağımız gün, artık onlar bir arada tutulup (hesap yerine) sevk edilirler.

84- Nihayet (oraya) geldikleri vakit ALLÂH buyurur: “Siz Benim âyetlerimi, ne olduğunu kavramadan yalan saydınız öyle mi? Yoksa yaptığınız başka neydi?”

85- Yaptıkları haksızlıktan dolayı, o söz gerçekleşmiştir; artık onlar konuşamazlar.

28/ el-Kasas -62- O gün ALLÂH onları çağırarak, “Benim ortaklarım olduklarını iddiâ’ ettikleriniz, hani nerede?” diyecektir.

63- (O gün) haklarında azaba itilme, hükmü gerçekleşen kimseler, “Rabbimiz! Biz nasıl azmışsak, işte bu azmışları da öylece azdırdık. (Onların suçlarından) beri olduğumuzu Sana arz ederiz. Zâten onlar aslında bizlere tapmıyorlardı” derler.

64- “(ALLÂH’a koştuğunuz) ortaklarınızı çağırın!” denir, onlar da çağırırlar; fakat kendilerine cevap vermezler ve (karşılarında) azabı görürler. Ne olurdu (dünyada iken) doğru yola girselerdi!

65- O gün ALLÂH onları çağırıp “Peygamberlere ne cevap verdiniz?” diyecektir.

66- İşte o gün onlara bütün haberler kapkaranlık olmuştur; onlar birbirlerine de soramayacaklardır.

67- Fakat tevbe ederek, îmân edip iyi işler yapan kimseye gelince, o, kurtuluşa erenler arasında olmayı umabilir.

74- Ve hele o gün ALLÂH onları çağırarak: “Benim ortaklarım olduklarını iddiâ’ ettikleriniz hani, nerede?” diyecektir.

29/ el-Ankebût -13- (Fakat gerçek şu ki) elbette kendi yüklerini, kendi yükleriyle birlikte nice yükleri (başkalarını saptırmanın vebalini) taşıyacaklar ve uydurup durdukları şeylerden kıyamet günü mutlaka sorguya çekileceklerdir.

54- (Evet) senden azabı çarçabuk (getirmeni) istiyorlar. Halbuki cehennem, hiç şüpheleri olmasın, kâfirleri kuşatacaktır.

55- O günde azab, onları hem üstlerinden, hem ayaklarının altından saracak ve ALLÂH (onlara), “Yaptıklarınızın cezasını tadın!” diyecektir.

30/ er-Rûm -12- Kıyamet saatinin gelip çattığı gün suçlular, her ümîdi keserler.

13- ALLÂH’a ortak koştuklarından, kendilerine şefâat edecekler de bulunmaz. Onlar, o zaman ALLÂH’a koştukları ortakları inkâr ederler.

14- Kıyamet saatinin gelip çattığı gün var ya, o gün (inananlarla inanmayanlar) ayrılırlar.

15- Şimdi îmân edip sâlih ameller yapmış olanlara gelince, onlar bir bahçe içinde neşelenirler.

16- Âyetlerimizi ve âhiret buluşmasını yalan sayıp da küfredenlere gelince, işte onlar o zaman azab içinde hazır bulundurulurlar.

43- ALLÂH’dan geri çevrilmesine hiçbir çâre olmayan bir gün gelmeden önce yüzünü dosdoğru, sabit dine çevir. O gün (gelince) insanlar birbirlerinden ayrılırlar.

44- Her kim inkâr ederse, inkârı kendi aleyhinedir. Kim de sâlih amel işlerse, onlar kendileri için rahat bir yer hazırlamış olurlar.

45- Çünkü O, îmân edip sâlih amel işleyenlere lütfundan mükâfat verecektir. Çünkü O, kâfirleri sevmez.

55- Kıyamet kopacağı gün günahkârlar dünyada bir saatten fazla durmadıklarına yemin ederler. Onlar önceden de böyle hakk’tan çevriliyorlardı.

56- Kendilerine ilim ve îmân verilenler de şöyle diyecekler: “Andolsun ki, ALLÂH’ın kitabında takdîr edilmiş olan tekrar dirilme gününe kadar kaldınız. İşte bu, dirilme günüdür. Fakat siz bunu bilmiyordunuz.”

57- Artık o gün zulmedenlere ma’zeretleri fayda vermeyecektir. Onların dertlerinin çâresine de bakılmayacaktır.

33/ el-Ahzâb -64- Şu muhakkak ki, ALLÂH kâfirleri lânetlemiş ve onlara çılgın bir ateş hazırlamıştır.

65- (Onlar) orada ebedî kalırlar ve ne bir dost bulabilirler, ne de bir yardımcı.

66- O gün yüzleri ateş içinde çevrilirken: “Ah keşke ALLÂH’a itaat etseydik, Peygambere itaat etseydik!” derler.

67- Yine derler ki: “Ey Rabbimiz! Biz beylerimize ve büyüklerimize itaat ettik de bizi yanlış yola götürdüler.”

68- Ey Rabbimiz! Onlara azabın iki katını ver ve kendilerini büyük bir lânet ile lânetle.”

34/ Sebe’ -26- De ki: “Rabbimiz hepimizi bir araya toplayacak, sonra da hakk hükmü ile aramızı ayıracaktır. Asıl hüküm veren ve her şeyi bilen O’dur.”

47/ Sûre-i Muhammed -18- Onlar kıyametin kendilerine ansızın gelmesinden başka bir şey beklemiyorlar. Muhakkak onun alâmetleri gelmiştir (ama öğüt almıyorlar). Kıyamet kendilerine gelip çatınca öğüt almaları kendilerine ne fayda verecek?

70/ el-Meâric -8-9-10-11-12-13-14- Ogün gökyüzü erimiş bir maden gibi olur. Dağlar da atılmış renkli yün gibi olur. Bir dost bir dosta halini soramaz. Bibirlerine gösteriler. Mücrimler o günün azabından çocuklarını, eşini ve kardeşini, kendisini barındıran aşîretini ve yeryüzündekilerin tümünü fedâ edip sonra kendini kurtarmak ister.

73/ el-Müzemmil -17- O halde çocukları aksaçlı ihtiyara çeviren o günü inkâr ederseniz, nasıl korunursunuz?

18- Gökyüzü onunla çatlamıştır. O’nun vaadi gerçekleşmiştir.

*KIYAMETİN KOPMA ZAMANI

7/ el-A’râf -187- Sana kıyametin ne zaman geleceğini sorarlar. De ki: “Onun ne zaman geleceğine dâir bilgi yalnız Rabbimin nezdindedir. Vaktini O’ndan başkası açıklayamaz. O kıyamet öyle bir meseledir ki, ne göklerde ve ne de yerde ona tahammül edecek hiç kimse yoktur!” O size ansızın gelecektir. Sen sanki onu biliyormuşsun gibi onu sana soruyorlar. De ki: “Ona dâir gerçek bilgi yalnız ALLÂH’ın nezdindedir; ama insanların çoğu bunu bilmezler.”

20/ Tâ hâ -15- Çünkü kıyamet vakti elbette gelecektir, her nefis yaptığının karşılığını görsün diye Ben onu gizliyorum.

31/ Lokmân -34- Kıyamet saatinin ne zaman geleceğini yalnız ALLÂH bilir. Yağmuru da O indirir, rahimlerde olanı O bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Hiç kimse nerede öleceğini de bilemez. Her şeyi mükemmel tarzda bilen ve her şeyden haberdar olan ALLÂH’dır.

41/ Fussilet -47- Kıyamet vaktini bilmek O’na aittir. O’nun bilgisi ve izni olmaksızın, ne bir meyve tomurcuğundan çıkabilir, ne her hangi bir dişi hâmile kalabilir, ne hâmile olan biri yavrusunu doğurabilir. Gün gelir: “Neredeymiş Bana ortak saydığınız putlar?” diye nidâ eder de, müşrikler: “İçimizden buna şâhidlik edecek bir tek kişi bile olmadığını Sana arz ederiz!” derler.

42/ eş-Şûrâ -17- Ne bilirsin belki de (kıyametin kopacağı) zaman yakındır!

43/ ez-Zuhruf -85- Göklerin, yerin ve ikisinin arasında olan bütün varlıkların mülk ve hâkimiyetine sahip olan ALLÂH’ın şânı çok yücedir, hayır ve bereketi sınırsızdır. Kıyamet saatini bilmek O’na aittir. Hepiniz sonunda O’nun huzûruna götürüleceksiniz.

53/ en-Necm -57- Yaklaşan (kıyamet) yaklaştı.

58- ALLÂH’dan başka onu bildirecek yoktur!

54/ el-Kamer -1- Kıyamet saati yaklaştı, ay bölündü.

Efendimiz-sallâllâhüaleyhivesellem-’e Kıyametin kopma zamanı muhtelif yer ve zamanlarda sorulmuştur.

Kendisine kıyametin kopma zamanını soran adama Efendimiz-aleyhisselâm- ;Kıyamet için ne hazırladın? diye soru mahiyetinde cevap vermiştir.

Aynı soruyu soran bir başkasına; Bu hususta sorulan sorandan daha fazla bilgili değil, cevâbını vermiştir. Allâhuâlem.

*KIYAMETİN KOPMA SÜRESİ

16/ en-Nahl -77- Bütün göklerin ve yerin gaybını bilmek de ALLÂH’a mahsûstur! Kıyametin oluş işi ise, başka değil, ancak göz açıp kapama yahud daha da kısa bir anda olup biter. Şüphe yok ki ALLÂH her şeye kadîr’dir!

*KIYAMET GÜNÜ SADECE DOĞRULARIN KONUŞULACAĞI

78/ en-Nebe’ -38- O gün Rûh ve melekler sıra sıra dururlar. Rahmân’ın izin verdikleri dışında hiç kimse konuşamaz. İzin verilen de doğruyu söyler.

*ABÛSEN KAMTARÎRA

Abus, bed çehreli yani içinde bulunanların yüzlerini ekşitip fenâlaştıracak olan kara gün. Kamtarîra; çatık suratlı. (Elmalılı Tefsiri)

76/ el-İnsân -10- “Çünkü biz insanların yüzünü ekşiten asık suratlı bir günden korkarız”derler.

Göz Atın

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı