K

KUR’AN-I KERÎM

*Kur’ân (a.i.): Hazreti Muhammed -sallâllâhüaleyhivesellem-’e inzal olunan mukaddes kitap. Usûl ve saygı ile okumak. zammetmek. cemmetmek.

-Kur’ân kelimesi kar’ kelimesi alınmadır. Bu da toplamak, demektir. Çünkü Kur’ân-ı Kerîm öncekilerin ve sonrakilerin tüm ilimlerini toplayan kitaptır. (Rûhu’l Beyân)

6/ el-En’âm -91- Bazı Yahûdîler de ALLÂH’ı gereği gibi tanımadılar. Çünkü “ALLÂH hiçbir insana hiçbir şey indirmemiştir” dediler. Sen onlara de ki: “Peki, Mûsâ’nın insanlara bir nûr ve rehber olmak üzere getirdiği ve sizin de parça parça kağıtlar haline koyup işinize geleni gösterdiğiniz, fakat çoğunu gizlediğiniz ve sizin de, babalarınızın da bilmediğiniz birçok şeyleri sayesinde öğrendiğiniz o kitabı kim indirdi?” Ey Resûlüm sen: “ALLÂH indirdi” de! Sonra bırak, daldıkları bâtıllarında oynaya dursunlar!

114- De ki: “ALLÂH size o kitabı, içinde hakk ile bâtıl birbirinden ayırt edilmiş tarzda açıklanmış olarak indirmişken, sizinle aramızdaki dava’yı hükme bağlamak için ALLÂH’dan başka bir hakem mi arayacak mışım? Kendilerine daha önce kitap verdiğimiz kimseler de bilirler ki bu kitap gerçekten Rabbin tarafından inzal olunmuştur. Sakın bundan şüphen olmasın!

155- İşte bu Kur’ân da, inzal ettiğimiz mukaddes bir kitaptır. Artık ona uyun, inkâr ve isyandan sakının ki rahmete nâil olasınız!
156- O kitabı indirmemiz, “Bizden önce kitap yalnız iki topluluğa indirildi, biz ise onların okuduklarından habersizdik”
157- Yahud: “Eğer bize de kitap indirilseydi, biz onlardan daha başarılı olurduk” dememeniz içindir. İşte size de Rabbinizden açık bir delil, hidâyet ve rahmet geldi. ALLÂH’ın âyetlerini yalan sayıp insanları ona yönelmekten alıkoyandan daha zalim kim olabilir? Âyetlerimizden yüz çevirerek engelleyenleri bu engellemeleri sebebiyle yaman bir azabla cezalandıracağız.

10/ Yûnus -37- Bu Kur’ân’ın ALLÂH tarafından gelmeyip başkası tarafından uydurulmuş olması asla mümkün değildir. Lâkin daha önce indirilen kitapları tasdîk eder ve farz edilen hüküm ve hakikatleri açıklar. Onda şüphe edilecek hiçbir taraf yoktur. Rabbül âlemin tarafından gönderilmiştir.
39- Hayır! Onlar, hakkında etrâflı bir bilgi edinmeden ve henüz yorumuna tam vâkıf olmadan, bu Kur’ân’ı, çarçabuk yalanladılar. Kendilerinden öncekiler de böyle yalan saymışlardı. Bak ve zalimlerin sonunun nasıl olduğunu anla!

14/ İbrâhîm -1-2-3- Elif, Lâm, Râ. Bu, Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, Azîz ve Hamîd (üstün kudret sahibi ve her işi övgüye layık olan) ALLÂH’ın yoluna, göklerde ve yerdeki her şeyin sahibinin yoluna çıkarman için sana inzal ettiğimiz bir kitaptır. Kendilerini bekleyen o çetin azabdan ötürü vay o inkârcıların hâllerine! Vay onlara ki, âhirete inanmalarına rağmen, bile bile dünyayı âhirete tercîh ederler. İnsanları ALLÂH yolundan çevirir de o yolu eğri büğrü göstermek isterler. İşte onlar hakk’tan, doğru yoldan çok uzak bir sapıklık içindedirler.

25/ el-Furkân -6- De ki: “Onu, göklerdeki ve yerdeki bütün sırları bilen yüce ALLÂH indirdi. O, gerçekten Ğafur’dur, Rahîm’dir” (çok affedicidir, merhamet ve ihsânı boldur).

32/ es-Secde -2- Bu kitabın, âlemlerin Rabbi tarafından indirildiğinde hiçbir şüphe yoktur.
3- Yoksa: “Onu uydurdu” mu diyorlar? Bilâkis, o gerçeğin tâ kendisidir. Senden önce kendilerini uyaran hiçbir Peygamber gelmemiş olan bir toplumu, doğru yolu bulmaları ümîdiyle uyarman için Rabb’in tarafından gönderilmiştir.

33/ el-Ahzâb -34- Oturun da evlerinizde okunan ALLÂH’ın âyetlerini ve hikmetlerini anın. ALLÂH muhakkak ki latif ve habirdir (ilmi en gizli şeylere bile nüfuz eder).

*KUR’ÂN’A ÂBDESTSİZ DOKUNULAMAYACAĞI

56/ el-Vâkı’a -77- O, elbette değerli bir Kur’ân’dır.

78- Korunmuş bir kitap’tadır.

79- Ona, ancak tertemiz olanlar dokunabilir.

*KUR’ÂN APAÇIK NÛRDUR

*Bürhân (a.i.c:berâhîn); delil, ispat, şâhid.

-Mübîn (a.s.beyn ve beyân’dan); 1-hayrı şerri, iyiyi ve kötüyü ayıran. 2-açık, besbelli.

-Mübîn; beyânı güzel, ifadesi parlak. (Elmalılı Tefsiri)

4/ en-Nisâ -174- Ey insanlar bakın Rabbinizden size bir delil geldi. Biz size apaçık bir nûr olan Kur’ân’ı inzal ettik.

*KUR’ÂN’IN ARABÇA OLMASI

12/ Yûsuf -2- Düşünüp mânasını anlamanız için Biz, onu Arabça bir Kur’ân olarak inzal ettik.

(Bkz: ARAPÇA)

*KUR’ÂN’IN AZÂMETİ

59/ el-Haşr -21- Eğer Biz, bu Kur’ân’ı bir dağa indirseydik, elbette sen onu ALLÂH korkusundan başını eğerek parça parça olmuş görürdün. İşte misâller! Biz onları insanlara düşünsünler diye veriyoruz.

*KUR’ÂN’IN BENZERİNİN YAZILAMAYACAĞI

11/ Hûd -13- Yoksa “onu kendi uydurdu” mu diyorlar? O halde sen de onlara de ki: “Haydi siz de onun gibi uydurulmuş on sûre getirin. ALLÂH’dan başka çağırabileceğiniz kim varsa onları da yardıma çağırın. Eğer doğru söylüyorsanız” (bunu yaparsınız).

*KUR’ÂN, BEREKET KAYNAĞIDIR

-Mübârek (a.s.bereket’ten); bereketli, feyzli.

-Mübâreke, hayrı çok, demektir. (Elmalılı Tefsiri)

6/ el-En’âm -155- Bu (Kur’ân) da Bizim inzal ettiğimiz bereket kaynağı bir kitaptır. Artık ona uyun ve ALLÂH’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.

*KUR’ÂN BİZE KÂFİ’DİR

29/ el-Ankebût -51- Hem kendilerine okunan bu kitabı indirmemiz onlara kâfi gelmiyor mu? Elbette bunda îmân edecek kimseler için bir rahmet ve yeterli bir ders vardır.

*KUR’ÂN BÜTÜN HAKİKATLARI İHTİVÂ EDER

17/ el-İsrâ -105- Biz bu Kur’ân’ı hakk olarak inzal ettik, O, bütün hakikatleri içinde toplayarak indi. Ey Peygamber! Biz seni ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.

106- Sana Kur’ân’ı verdik ve onu insanlara sindire sindire okuyasın diye (kısımlara) ayırdık ve Biz onu yavaş yavaş inzal ettik.

*KUR’ÂN DÜŞÜNMEYE DAVET EDİYOR

34/ Sebe’ -46- (Ey Muhammed!) De ki: “Ben size ancak bir tek şeyi, ALLÂH için ikişer ikişer, teker teker kalkıp düşünmenizi öğütlüyorum. Arkadaşınız Muhammed’de cinnetten eser yoktur. O şiddetli bir azabdan önce sizin için ancak bir uyarıcıdır.”

*KUR’ÂN GEÇMİŞ KİTAPLARI TASDÎK EDER!

5/ el-Mâide -48- Sana da (ey Muhammed) geçmiş kitapları tasdîk eden ve onları kollayıp koruyan kitab (Kur’ân)ı hakk ile inzal ettik. Onların aralarında ALLÂH’ın indirdiği ile hükmet. Onların arzu ve heveslerine uyarak, sana gelen Hakk’tan sapma. Biz, her biriniz için bir şerîat ve yol belirledik. Eğer ALLÂH dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı, fakat size verdiklerinde sizi denemek istedi. Öyleyse iyiliklere koşun. Hepinizin dönüşü ALLÂH’adır. O, ihtilâfa düştüğünüz şeyleri size haber verir.

(Bkz: MUSADDIK)

KUR’ÂN’I GÖRMEZLİKTEN GELENLER

43/ ez-Zuhruf -36- Kim Rahmânın zikri olan Kur’ân’ı görmezden gelirse, Biz ona bir şeytan musallat ederiz de artık o şeytan onun arkadaşı olur.

*KUR’ÂN’IN İ’CÂZI (*)

*İ’câz (a.i.); Âciz bırakmak. Acze düşürmek, şaşırtmak. 2-Edb: Mucize derecesinde düzgün ve icazlı söz söylemek. Benzerini yapmada herkesi acze düşürmek. Güzel söz söylemekte insanların muktedir olmadıkları derece. 3-Mucizelik olan şey. (Kur’ân 1350 senedir bütün hakaikını kâinat çarşısında açıp teşhîr ettiği halde herkes, her millet, her memleket onun cevâhirinden, hakaikından almıştır ve alıyorlar. Halbuki, ne o ülfet, ne o mebzûliyyet, ne o mürur-u zaman, ne o büyük tahavvülâtlar onun kıymettar hakaikına, onun güzel üslûblarına halel vermemiş, ihtiyarlatmamış, kurutmamış, hüsnünü söndürmemiş; şu hâl tek başı ile bir i’câzdır.)

Kur’ân ise misli yapılamadığı tecrübe ma’lum dâimi bir mucizedir. (Elmalılı Tefsiri)

2/ el-Bakara -23- Eğer kulumuza inzal ettiğimiz Kur’ân’ın ALLÂH’ın sözü olduğu hakkında şüpheniz varsa, haydi onun sûrelerinden birine benzer bir sûre meydana getirin ve ALLÂH’dan başka güvendiklerinizin hepsini çağırın, iddiâ’nızda haklı iseniz!

10/ Yûnus -38- Yoksa “Onu kendisi uydurmuş” mu diyorlar? De ki: “Öyleyse, iddiâ’nızda tutarlı iseniz haydi onunkine benzer bir sûre ortaya koyun ve ALLÂH’dan başka çağırabileceğiniz kim varsa hepsini de yardımınıza çağırın.”

*KUR’ÂN HAKK İLE BÂTILI BİRBİRİNDEN AYIRIR

2/ el-Bakara -185- (O sayılı günler), insanlar için bir hidâyet rehberi, doğru yolun ve hakk ile bâtılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’ân’ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır. Öyle ise içinizden kim bu ay’a ulaşırsa onu oruçla geçirsin. Kim de hasta veya yolcu olursa tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. ALLÂH size kolaylık diler, zorluk dilemez. Bu da sayıyı tamamlamanız ve hidâyete ulaştırmasına karşılık ALLÂH’ı yüceltmeniz ve şükretmeniz içindir.

86/ et-Târık -13- Şüphesiz o Kur’ân, hakk ile bâtılı ayırd eden bir sözdür.

*KUR’ÂN, HİKMETLE DOLUDUR

36/ Yâsîn -2-3-4- (Ey Muhammed!) Hikmet dolu Kur’ân’a and olsun ki sen elbette dosdoğru bir yol üzere (Peygamber) gönderilenlerdensin.

*KUR’ÂN, İLÂHİ MUHÂFAZA ALTINDADIR

15/ el-Hicr -9- Hiç şüphe yok ki, Kur’ân’ı Biz inzal ettik, elbette onu yine Biz koruyacağız.

*KUR’ÂN İLE ÖĞÜT VER

6/ el-En’âm -70- Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi için Kur’ân ile öğüt ver. Yoksa ona ALLÂH’tan başka ne bir dost vardır, ne de bir şefâatçi. (Kurtuluşu için) her türlü fidyeyi verse de bu ondan kabul edilmez. İşte onlar kazandıkları yüzünden helâke sürüklenmiş kimselerdir. Küfre saplanıp kalmalarından dolayı onlara çılgınca kaynamış bir içecek ve elem dolu bir azab vardır.

44/ ed-Duhân -3- Gerçekten Biz onu mübârek bir gecede inzal ettik. Biz onunla uyaranız.

*KUR’ÂN İNSANI YÜKSELTİR

7/ el-A’râf -175-176- Onlara, kendisine âyetlerimiz hakkında ilim nasîb ettiğimiz kimsenin de kıssasını anlat: Evet, o adam bu ilme rağmen o âyetlerin çerçevesinden sıyrıldı, şeytan da onu peşine taktı, derken azgınlardan biri olup çıktı. Eğer dileseydik, onu o âyetler sayesinde yüksek bir mevki’ye çıkarırdık, lâkin o yere saplandı ve hevâsının esiri oldu. Onun hâli tıpkı köpeğin durumuna benzer: Üzerine varsan da dilini sarkıtıp solur; kendi haline bıraksan da yine dilini salar solur! İşte bu, tıpkı âyetlerimizi yalan sayan kimselerin misâlidir. Sen olayı onlara anlat, olur ki düşünüp kendilerine çekidüzen verirler.

*KUR’ÂN, KENDİNDEN ÖNCEKİLERİ TASDÎKTİR.

35/ Fâtır -31- Kitaplar içinde sana vahyettiğimiz kitap da kendinden öncekileri tasdîk edici olmak üzere bir hakk’tır. Şüphe yok ki, ALLÂH, kullarının bütün hâllerinden haberdardır ve her şeyi görendir.

*KUR’ÂN, KOLAYLAŞTIRILMIŞTIR, ANLAMAMIZ İÇİN

44/ ed-Duhân -58- (Ey Muhammed!) Biz Onu (Kur’ân’ı) senin dilinle kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alsınlar.

54/ el-Kamer -40- Andolsun, Biz Kur’ân’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?

*İHTİLÂF EDİLEN MEVZÛ’DA MÜRÂCAAT KAYNAĞI; KUR’ÂN’DIR

16/ en-Nahl -64- Ey Resûlüm, sana bu kitabı indirmemiz, sırf onların, hakkında ihtilâf ettikleri gerçekleri açıklaman ve sırf îmân edecek kimselere hidâyet ve rahmet olması içindir.

*KUR’ÂN-I MECİD (*)

*Kur’ân-ı mecid; şerefi kitapların hepsinden büyük olan yahud mânâsıı bilip amel edeni şereflendiren şanlı Kur’ân. (Elmalılı Tefsiri)

50/ Kâf -1- Ve Kur’ân-ı mecid hakkı için!

KUR’ÂN MÜJDEDİR

27/ en-Neml -2-3- Kur’ân, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahirete de kesin olarak inanan mü’minler için bir hidayet rehberi ve bir müjdedir.

*KUR’ÂN OKUMAK

3/ Âl-i İmrân -113- Ehl-i kitabın hepsi bir değildir. Onların içinde öyle dosdoğru bir cemâat vardır ki, gece saatlerinde ALLÂH’ın âyetlerini okuyarak secdelere kapanırlar.

8/ el-Enfâl -2- Gerçek mü’minler ancak o mü’minlerdir ki yanlarında ALLÂH zikredilince kalbleri ürperir, kendilerine O’nun âyetleri okununca bu, onların îmânlarını artırır ve yalnız Rablerine güvenip dayanırlar.

27/ en-Neml -91-92- De ki: Bana bu beldeyi muhterem ve mukaddes kılan ve her şey Kendisine ait olan ALLÂH’a bir olarak ibâdet etmem emredildi. Kezâ bana ALLÂH’a teslim olanların ilki olmam ve Kur’ân okumam emredildi. Artık kim doğru yolu bulursa sırf kendisi için bulmuş olur. Kim de yoldan saparsa de ki: “Ben sadece uyarmakla görevli elçilerden biriyim.”

29/ el-Ankebût -45- Sana vahyedilen kitabı okuyup tebliğ et, namazı hakkıyla îfâ et! Muhakkak ki namaz, insanı, ahlâk dışı davranışlardan, meşrû olmayan işlerden uzak tutar. ALLÂH’ı namazla anmak, elbette en büyük fazîlettir. ALLÂH bütün işlediklerinizi bilir.

35/ Fâtır -29- ALLÂH’ın kitabını okuyup ona uyanlar, namazı hakkıyla îfâ edenler ve kendilerine nasîb ettiğimiz imkânlardan, gizli ve âşikâr olarak hayır yolunda harcayanlar, ziyân ihtimâli olmayan bir ticâret umarlar.

37/ es-Sâffât -1-2- Yemin ederim o saf saf dizilenlere, sevk-u idâre edip men’edenlere,
3- Kitap okuyanlara ki,
4- Sizin ilâhınız bir tek ilâhtır.

73/ el-Müzemmil -2- Geceleyin kalk da, az bir kısmı hariç geceyi ibâdetle geçir.

3-4- Duruma göre gecenin yarısında, veya bundan biraz daha azında veya fazlasında ibâdet etmen de yeterlidir. Kur’ân’ı tana tane, düşünerek oku.

*Maksat şudur: “Kur’ân okurken hızlı değil, kelimelerin hakkını vererek, tane tane okuyun, tâ ki Allâh kelâmının mânâsı iyice zihninize yerleşsin ve muhtevâsı size te’sir etsin.” Efendimiz -aleyhisselâm-’ın bu şekilde okuduğuna dâir sünnet-i seniyyede çok örnekler vardır. Üzerinde tefekkür etmeden, kelimelerini telaffuz etmek, matlûb olan kırâat değildir. (Suat Yıldırım)

*MÜZDECER (*)

*Müzdecer; zecr ve men’eden, sakındıran öğüt.

54/ el-Kamer -4- Andolsun ki, onlara haberlerden öylesi gelmiştir ki; onda sakındıracak öğüt vardır.

*KUR’ÂN’I TERTÎL (*) İLE OKUMAK

*Tertîl; Bir şey düzgün, düzenli, güzel ve muntazam olmak anlamındaki “retel” kökünden türeyen tertîl kelimesi sözlükte; sözü güzel, düzgün, yerinde ve i’tinâ’lı söylemek, bir şeyi düzenlemek, sıralamak demektir. Istılahta, Kur’ân’ı yavaş yavaş, anlamını düşünerek, harflerin mahreçlerine ve tecvîd kurallarına dikkat ederek, anlama göre sesini yükseltip alçaltarak ve itina ile okumak anlamına gelir. Bu kelime Kur’ân’da iki âyette geçmiştir. Yüce Allâh, Furkân sûresinin 32. âyetinde, Kur’ân-ı ağır ağır okuduğunu (parça parça indirdiğini) bildirmiş ve Müzzemmil sûresinin 4. âyetinde ise Peygamberimize, dolayısıyla her mü’mine, “…Kur’ân’ı tertîl ile oku” buyurmuştur. (Diyânet)

-Böyle teenî ile tilâvet, fehim ve tefekküre daha elverişlidir. (Ö.N.Bilmen)

25/ el-Furkân -32- İnkâr edenler, “Kur’ân ona bir defada toptan indirilseydi ya!”dediler. Biz Kur’ân’la senin kalbini pekiştirmek için onu böyle kısım kısım indirdik ve onu tertîl (ağır ağır)ile okuduk.

*KUR’ÂN OKUYACAĞIN ZAMAN, O KOVULMUŞ ŞEYTANDAN ALLÂH’A SIĞIN

16/ en-Nahl -98- Kur’ân okuyacağın zaman, o kovulmuş şeytandan ALLÂH’a sığın. (*)

* Âyette sözü edilen Allâh’a sığınma, “Eûzübillâhimineşşeytanirracîm” diyerek yapılır. (Diyânet)

*KUR’ÂN OKUNURKEN SADECE DİNLEMEK

7/ el-A’râf -204- Öyle ise, Kur’ân okunduğunda hemen ona kulak verin, susup dinleyin ki merhamete nâil olasınız.

46/ el-Ahkâf -29- Hani Biz bir vakit cinlerden bir takımını Kur’ân dinlemeleri için sana göndermiştik. Kur’ân’ı işitip dinleyecek yere gelince birbirlerine: “Susun, dinleyin!” dediler. Okuma tamamlanınca kendi toplumlarına birer uyarıcı olarak döndüler.

*KUR’ÂN, ÖĞÜTTÜR. DİLEYEN ÖĞÜT ALIR!

80/ Abese -11- Hayır, böyle yapma! Çünkü bu (Kur’ân) bir öğüttür.
12- Dileyen ondan öğüt alır.

*KUR’ÂN, REHBERDİR

2/ el-Bakara -2- İşte kitap! Şüphe yoktur onda. Rehberdir müttakîlere!

*KUR’ÂN, RAHMETTİR

31/ Lokmân -1- Elif, Lâm, Mîm.

2- Bunlar, o hikmetli kitabın âyetleridir.

3- O, güzellik ve iyilik yapanlar için bir hidâyet ve rahmettir.

*KUR’ÂN ŞEREFTİR

43/ ez-Zuhruf -43- Sen sana vahy edilene sımsıkı sarıl. Muhakkak ki sen doğru bir yol üzerindesin.

44- Şüphesiz o hem senin hem toplumun için bir şereftir. İlerde ondan sorulacaksınız.

*KUR’ÂN, ŞİFÂ’DIR

10/ Yûnus -57- Ey insanlar! İşte size, Rabbinizden bir öğüt, gönüllerdeki dertlere bir şifâ’, mü’minlere doğru yolu gösteren bir hidâyet ve rahmet geldi.

17/ el-İsrâ -82- Biz Kur’ân’ı mü’minlere şifâ’ ve rahmet olarak indiririz. Ama o, zalimlerin ise sadece ziyânını artırır.

41/ Fussilet -44- Eğer Biz Kur’ân’ı a’cemî bir Kur’ân yapa idik diyecekler idi ki: “Âyetleri tafsîl edilseydi ya! Araba Acemce mi?(Dil yabancı, muhatâb arab!) Olur mu böyle şey?” De ki: “O, îmân edenler için hidâyet ve şifâ’dır.” Ama îmân etmeyenlerin kulaklarında ağırlıklar vardır ve onlara karşı körlüktür. Onların, çok uzak bir yerden sesleniliyor da söyleneni hiç anlamıyorlar gibi bir hâlleri vardır.

*KUR’ÂN ÜZERİNDE DÜŞÜNMEK

2/ el-Bakara -231- Kadınları boşadığınız zaman iddetlerini bitirdiklerinde, artık kendilerini ya iyilikle tutun veya güzellikle salın. Yoksa haklarına tecâvüz için zararlarına olarak onları tutmayın. Her kim bunu yaparsa nefsine zulmetmiş olur. Sakın ALLÂH’ın âyetlerini alay konusu edinmeyin, ALLÂH’ın üzerinizdeki nimetini, size kendisiyle öğüt vermek üzere indirdiği kitap ve hikmeti hatırlayıp, düşünün. Hem ALLÂH’dan korkun ve bilin ki ALLÂH her şeyi bilir.

-İbn-i Abbas-radıyallâhuanh-; Kur’ân’ı deşeleyin, buyurmaktadır.

*KUR’ÂN; ZİKİRDİR, HATIRLATMADIR

38/ Sâd -49- İşte bu bir zikirdir, bir hatırlatmadır. Şüphesiz ALLÂH’a karşı gelmekten sakınanlara güzel bir âkıbet vardır.

Göz Atın

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı