Ş

ŞEYTAN

ŞEYTAN (*)

*Şeytan (a.i.c:şeyâtîn); ‘Şatn‘ kökünden ele alındığı zaman, uzak olmak, muhâlefet etmek, toprağa girmek ve ipe bağlamak gibi anlamlara gelmektedir. ‘Şayt‘ kelimesinden türetilmiş bir cins isim kabul edildiğinde ise, yanmak ve helâk olmak demektir. İbranice kökenli olduğu kabul edildiğinde habîs, İslâm öncesi Arab telakkisinde ise, insanüstü varlık anlamına gelmektedir. İblîsin kuvvetine, faaliyetine verilen bir ad olarak bazen iblîs yerine de kullanılır. Kur’ân’da şeytan tekil olarak 70, çoğulu ‘şeyâtîn‘ olarak 18 olmak üzere toplam 88 yerde geçmektedir. Kur’ân’daki diğer adı olan iblîs ise 11 yerde zikredilmektedir. (Toplam 99)

Allâh insan neslinin ilki Hazreti Âdem’i yaratınca meleklere, ona secde etmelerini emretti. İblîs hariç hepsi secde ettiler. Böylece ilk isyan, kibir, ayrılık ve düşmanlık başladı. Artık şeytan insan nesline karşı olan bu tavrını, düşmanlık, saptırmak, vesvese vermek, aldatmak, nankörlük etmek, isyan etmek, şüpheye düşürmek, kötü işleri güzel göstermek, içki, kumar ve fuhuş gibi eylemleri sevdirmekle sürekli hâle getirmiştir. Onun gücü daha çok kendisine dost olanlarla Allâh’a şirk koşanlara yetmektedir. Kulluk vecibelerini yerine getirenlerle Allâh’a sığınanlara zarar veremez. Yarın kıyamet gününde gerçek ortaya çıktığında şeytan aczini ve iflâsını i’tirâf ederek gerçekleri ortaya koyacak, ancak bu gecikmiş bir i’tirâf ve beyân olduğundan kimseye faydası olmayacaktır. (Diyânet)

-İblîs (a.i.c:ebâlis, ebâlise); 1-şeytan 2-s.hilekâr.

-İblîs; hayırdan son derece meyus demektir. Arabçaya diğer bir lisândan intikâl etmiştir. Şeytan her hangi bir mütemerrid (kibirli) yani azgınlıkta, şerr-ü habasette fevkalede bir temayüzle (kendini gösterme) sınıf ve eşbahinin (akran) haricine çıkmış, şirrir, anud (inatçı) mânâsına bir ism-i cinstir ki gerek insandan, hayvandan, yılan gibi mahlûkat-ı zahireden ve gerek mahlûkat-ı hafiyeden alâkai ruhiyesi bulunan habislere ıtlak olunur. Şeytan ismi gizli bir kuvvet-i habise, bir ruh-u habis mülahazasına raci olur. Habis olan maddi kuvvetleri dahi ilave etmek zaruridir. Ve ehl-i sünnetin izahı böyledir. Filvaki şeytan hakk’tan uzaktır ondan da uzaklaşmak lâzımdır. Bu âyette (2/ el- Bakara-14) ise insan şeytanları olduğunda müfessirlerin ihtilafı görülmüyor. (Elmalılı Tefsiri)

-“İblîs rahmet-i ilâhiyeden meyus olduğu için iblîs denilmiştir. Esâsen ismi Süryanice ‘azazil‘ ve arabça ‘ hâris‘ tir. Fakat isyanını izhar edince ameline göre ismi değiştirilmiştir ve sûreti tebeddül etmiştir. Bu hâl insanların âsilerinde dahi cereyan etmektedir. Çünkü; bidaye-i hâlinde itikadı ve ameli şer’a muvafık olan bir kimse güzel simaya malik ve ehl-i İslâm beyninde hüsn-ü sıyt sahibi iken sonraları isyan ederse sureti çirkin bir manzaraya tebeddül ettiği gibi beyennas kötü lakaplarla çağrılır ve İslâm arasında haysiyeti zail olduğundan iblîs gibi dünya ve âhireti haib ve hasir olur. (Hulâsat-ül beyân)

2/ el-Bakara -14- Îmân edenlerle karşılaştıkları zaman, “İnandık” derler. Fakat şeytnlarıyla (münâfık dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman, “Şüphesiz, biz sizinle beraberiz. Biz ancak onlarla alay ediyoruz” derler.

30- Şol vakit Rabb’in meleklere: “Ben yeryüzünde bir halîfe yaratacağım” demişti. (Melekler): “A!.. Orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birisini mi yaratacaksın? Oysa biz Seni överek tesbîh ediyor ve Seni takdîs ediyoruz” dediler. (Rabb’in): “Ben sizin bilmediklerinizi bilirim” dedi.

31- Ve Âdem’e isimlerin hepsini öğretti, sonra onları meleklere gösterip: “Haydi dava’nızda sâdıksanız Bana şunları isimleriyle haber verin” dedi.

32- Dediler ki: “Yücesin Sen (ya Rab!). Bizim, Senin bize öğrettiğinden başka bir bilgimiz yoktur. Şüphesiz Sen bilensin, Hakîm’sin”.

33- (ALLÂH): “Ey Âdem, bunlara onları isimleriyle haber ver” dedi. Bu emir üzerine Âdem onlara isimleriyle onları haber verince, (ALLÂH): “Ben size, Ben göklerin ve yerin gayblarını bilirim, sizin açıkladığınızı da, içinizde gizlediğinizi de bilirim” dememiş miydim?” dedi.

34- Ve o zaman meleklere: “Âdem’e secde edin!” dedik, hemen secde ettiler. Yalnız iblîs dayattı, kibrine yediremedi, inkârcılardan oldu.

35- Dedik ki: “Ey Âdem, sen ve eşin cennette oturun, ikiniz de ondan dilediğiniz yerde bol bol yeyin, fakat şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.”

36- Bunun üzerine şeytan onları(n ayağını) oradan kaydırdı, içinde bulundukları (cennet yurdu)ndan çıkardı. Biz de: “Birbirinize düşman olarak inin, orada belirli bir vakte kadar sizin için bir karar yeri ve bir nasîb vardır” dedik.

102- Tuttular da Süleymân mülküne dâir şeytanların uydurup izledikleri şeyin ardına düştüler. Halbuki Süleymân inkâr edip kâfir olmadı, lâkin o şeytanlar kâfirlik ettiler; insanlara sihir öğretiyorlar ve Bâbil’de Hârût ve Mârût’a, bu iki meleğe indirilen şeyleri öğretiyorlardı. Halbuki o ikisi “Biz ancak ve ancak sizi denemek için gönderildik, sakın sihir yapıp da kâfir olmayın!” demeden kimseye bir şey öğretmezlerdi. İşte bunlardan karı ile kocanın arasını ayıracak şeyler öğreniyorlardı. Fakat ALLÂH’ın izni olmadıkça bununla kimseye zarar verebilecek değillerdi. Kendi kendilerine zarar verecek ve bir fayda sağlamayacak bir şey öğreniyorlardı. Yemin olsun ki, onu her kim satın alırsa, onu alanın âhirette bir nasîbi olmayacağını da çok iyi biliyorlardı. Hakkıyla bilselerdi, uğruna canlarını sattıkları şey ne çirkin bir şeydi.

275- Ribâ (fâiz) yiyen kimseler, şeytan çarpan kimse nasıl kalkarsa ancak öyle kalkarlar. Bu ceza onlara, “alışveriş de fâiz gibidir” demeleri yüzündendir. Oysa ALLÂH, alışverişi helâl, fâizi de haram kılmıştır. Bundan böyle her kim, Rabbinden kendisine gelen bir öğüt üzerine fâizciliğe son verirse, geçmişte olanlar kendisine ve hakkındaki hüküm de ALLÂH’a kalmıştır. Her kim de yeniden fâize dönerse işte onlar cehennem ehlidirler ve orada süresiz kalacaklardır.

3/ Âl-i İmrân -35- İmrân’ın karısı: “Rabbim, karnımdakini tam hür olarak Sana adadım, benden kabul buyur, şüphesiz Sen işitensin, bilensin” demişti.

36- Onu doğurunca -ALLÂH onun ne doğurduğunu bilip dururken- şöyle dedi: “Rabbim, onu kız doğurdum; erkek, kız gibi değildir. Ona Meryem adını verdim. Onu ve soyunu kovulmuş şeytanın şerrinden Sana ısmarlıyorum”.

155- İki toplumun karşılaştığı gün, içinizden yüz çevirip gidenler var ya, şeytan onların kazandıkları bazı şeylerden dolayı ayaklarını kaydırmak istedi. Ama yine de ALLÂH onları affetti. Şüphesiz ALLÂH çok bağışlayandır, Halim(çok yumuşak)dır.

175- İşte o şeytan, ancak kendi dostlarını korkutabilir. Onlardan korkmayın, eğer mü’min iseniz Ben’den korkun.

4/ en-Nisâ -38- Bunlar, mallarını insanlara gösteriş için harcayan, ALLÂH’a ve âhiret gününe de inanmayan kimselerdir. Şeytan kimin arkadaşı olursa, o ne kötü arkadaştır.

60- (Ey Muhammed!) Sana indirilen Kur’ân’a ve senden önce indirilene inandıklarını iddia edenleri görmüyor musun? Tâğût’u tanımamaları kendilerine emrolunduğu halde, onun önünde muhakeme olmak istiyorlar. Şeytan da onları derin bir sapıklığa düşürmek istiyor.

76- Îmân edenler, ALLÂH yolunda savaşırlar. İnkâr edenler de tâğût yolunda savaşırlar. O halde, siz şeytanın dostlarına karşı savaşın. Şüphesiz şeytanın hilesi zayıftır.

83- Kendilerine güvenlik (barış) veya korku (savaş) ile ilgili bir haber geldiğinde onu yayarlar. Hâlbuki onu peygambere ve içlerinden yetki sahibi kimselere götürselerdi, elbette bunlardan, onu değerlendirip sonuç (hüküm) çıkarabilecek nitelikte olanları onu anlayıp bilirlerdi. ALLÂH’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı, pek azınız hariç, muhakkak şeytana uyardınız.

117- Onlar, ALLÂH’ı bırakıp ancak dişilere tapıyorlar. Hâlbuki (aslında) azgın bir şeytana tapmaktadırlar.

Âyetteki “dişiler”den maksat, müşrik Arapların; genellikle “dişi” (ünsâ) diye adlandırdıkları, Lât, Uzzâ, Menât gibi putlarıdır. (Diyânet)

118-119- ALLÂH o şeytana lânet etti. Ve o da: “Elbette Senin kullarından belirli bir pay alacağım, onları mutlaka saptıracağım, onları boş kuruntulara sokacağım, ve onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar, onlara emredeceğim de ALLÂH’ın yaratışını değiştirecekler” dedi. Kim ALLÂH’ı bırakıp da şeytanı dost edinirse, şüphesiz o, apaçık bir ziyâna uğramış olur.

120- Şeytan onlara (birçok) vaadde bulunur ve onları kuruntulara sürükler. Oysa şeytan, ancak aldatmak için onlara vaadde bulunuyor.

5/ el-Mâide -90- Ey îmân edenler! İçki, kumar, dikili taşlar ve fal okları şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan kaçının ki, kurtuluşa eresiniz.

91- Şeytan, içki ve kumarla sizin aranıza düşmanlık ve kîn sokmak ve sizi ALLÂH’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık bunlardan vazgeçtiniz değil mi?

6/ el-En’âm -43- Hiç olmazsa onlara azabımız geldiği zaman yakarıp tövbe etselerdi ya.. Fakat (onu yapmadılar) kalpleri katılaştı. Şeytan da yapmakta olduklarını zaten onlara süslü göstermişti.

68- Âyetlerimiz hakkında dedikoduya dalanları gördüğün vakit başka bir söze dalıncaya kadar onlardan yüz çevir, uzaklaş. Şayet şeytan sana unutturursa hatırladıktan sonra (kalk), o zalimler grubu ile beraber oturma.

71- De ki: ” ALLÂH’ı bırakıp da bize faydası olmayan, zararı da dokunmayan şeylere mi tapalım? ALLÂH, bizi hidayete kavuşturduktan sonra gerisingeri (şirke) mi döndürülelim? Arkadaşları ‘bize gel!’ diye doğru yola çağırdıkları halde, yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşıp şeytanların ayarttığı kimse gibi mi (olalım)?” De ki: “Hiç şüphesiz asıl doğru yol ALLÂH’ın yoludur. Bize âlemlerin Rabbine boyun eğmek emrolundu.”

112- İşte böylece Biz her Peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı laflar fısıldarlar. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı. O halde onları iftiralarıyla baş başa bırak.

113- Bir de (şeytanlar), âhirete inanmayanların gönülleri bu yaldızlı sözlere meyletsin, onlardan hoşlansınlar ve işleyecekleri günahları işlesinler diye (bu fısıldamayı yaparlar).

121- Üzerine ALLÂH adı anılmayan (hayvan)lardan yemeyin. Çünkü bu şekilde davranış fasıklıktır. Bir de şeytanlar kendi dostlarına sizinle mücadele etmeleri için mutlaka fısıldarlar. Onlara boyun eğerseniz şüphesiz siz de ALLÂH’a ortak koşmuş olursunuz.

142- Yine O, hayvanlardan da irili ufaklı var edendir. ALLÂH’ın size rızık olarak verdiğinden yiyin de şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır.

7/ el-A’râf -11- Sizi yarattık, sonra size biçim verdik, sonra da meleklere: “Âdem’e secde edin” dedik; hepsi secde ettiler, yalnız iblîs, secde edenlerden olmadı.

12- (ALLÂH) buyurdu: “Sana emrettiğim zaman, seni secde etmekten alıkoyan nedir?” (iblîs): “Ben, dedi, ondan hayırlıyım; beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın.”

13- (ALLÂH) buyurdu: “Öyleyse oradan in, orada büyüklük taslamak senin haddin değildir. Çık, çünkü sen aşağılıklardansın.”

14- (İblîs) dedi: (Bâri) bana (insanların) tekrar diriltilecekleri güne kadar süre ver.”

15- (ALLÂH) buyurdu: “Haydi sen süre verilmişlerdensin.”

16- “Öyleyse, dedi, beni azdırmana karşılık, and içerim ki, ben de onlar(ı saptırmak) için Senin doğru yolunun üstüne oturacağım.”

17- “Sonra (onların) önlerinden arkalarından, sağlarından sollarından onlara sokulacağım ve Sen, çoklarını şükredenlerden, bulmayacaksın.”

18- (ALLÂH) buyurdu: “Haydi, sen, yerilmiş ve kovulmuş olarak oradan çık. And olsun ki, onlardan sana kim uyarsa, (bilin ki) sizin hepinizden (derleyip) cehennemi dolduracağım.”

19- (Sonra ALLÂH, Âdem’e hitab etti): “Ey Âdem! Sen ve eşin cennette durun, dilediğiniz yerden yeyin; fakat şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.”

20- Derken onların, kendilerinden gizli kalan çirkin yerlerini kendilerine göstermek için onlara fısıldadı: “Rabbiniz, başka bir sebepten dolayı değil, sırf ikiniz de birer melek ya da ebedî kalıcılardan olursunuz diye sizi şu ağaçtan men’etti” dedi.

21- Ve onlara: “Elbette ben size öğüt verenlerdenim” diye de yemin etti.

22- Böylece onları aldatarak aşağı sarkıttı (önceki mevki’lerinden indirdi). Ağacı(n meyvesini) tadınca, çirkin yerleri kendilerine göründü ve cennet yapraklarını üst üste yamayıp üzerlerini örtmeğe başladılar. Rableri onlara seslendi: “Ben sizi o ağaçtan men’etmedim mi ve şeytan size apaçık düşmandır, demedim mi?”

27- Ey Âdemoğulları! Avret yerlerini kendilerine açmak için, elbiselerini soyarak ana babanızı cennetten çıkardığı gibi, şeytan sizi de saptırmasın. Çünkü o ve kabilesi, onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Şüphesiz Biz, şeytanları, îmân etmeyenlerin dostları kılmışızdır.

30- ALLÂH, bir kısmına hidâyet etti, bir kısmına da sapıklık lâyık oldu. Çünkü onlar ALLÂH’ı bırakıp şeytanları dost edinmişlerdi. Kendilerinin de doğru yolda olduklarını sanıyorlardı.

175- Kendisine âyetlerimizi verdiğimiz halde, onlardan sıyrılıp da şeytanın kendisini peşine taktığı, bu yüzden de azgınlardan olan kimsenin haberini onlara anlat.

200- Her ne zaman şeytandan sana bir vesvese gelecek olursa, hemen ALLÂH’a sığın. Çünkü O çok iyi işiten çok iyi bilendir.

201- Şüphe yok ki ALLÂH’a karşı gelmekten sakınanlar, kendilerine şeytandan bir vesvese dokunduğu zaman iyice düşünürler (derhal ALLÂH’ı hatırlarlar da) sonra hemen gözlerini açarlar.

202- Şeytanlara kardeş olanlara gelince, şeytanlar onları azgınlığın içine çekerler, sonra da bundan hiç geri durmazlar.

8/ el-Enfâl -11- Düşman korkusundan gözünüze uyku girmediği için o vakit ALLÂH, inâyeti ile güven ve sükûnet vermek için sizi hafif bir uykuya daldırıyordu. Sizi temizlemek, şeytanın pisliğini, vesvesesini sizden gidermek, kalblerinize kuvvet vermek ve savaş meydanında ayaklarınızı sabit kılmak için gökten üzerinize su indiriyordu.

48- Şeytan, onlara amellerini güzel gösterdiği zaman, “Bu gün insanlardan size gâlib gelecek yoktur, ben de size yardımcıyım” demişti. Fakat iki tarafın karşı karşıya geldiği görününce arkasını dönüp kaçtı ve şöyle dedi: “Ben sizden kesinlikle uzağım. Ben sizin göremeyeceğiniz şeyler görüyorum ve ben ALLÂH’dan korkarım. Ayrıca ALLÂH’ın azabı çok çetindir.”

12/ Yûsuf -5- (Babası) “Yavrucuğum! “dedi, “rüyânı kardeşlerine anlatma. Sonra sana bir tuzak kurarlar. Çünkü şeytan insanın apaçık düşmanıdır.”

42- Yûsuf, hapisten kurtulacağına inandığı o ikiden birine dedi ki: “Beni efendinin yanında an”. (Benden söz et ki, beni kurtarsın). Fakat Şeytan, ona, efendisinin yanında anmayı unutturdu. Bu yüzden Yûsuf, daha yıllarca zindanda kaldı.

100- Anasıyla babasını yüksek bir taht üzerine oturttu ve hepsi birden Yûsuf için secdeye kapandılar. Bunun üzerine Yûsuf dedi ki: “İşte bu durum, o rüyâmın çıkmasıdır. Gerçekten Rabbim onu hakk rüyâ kıldı. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra, beni zindandan çıkarmakla ve sizi çölden getirmekle Rabbim bana hakikaten ihsân buyurdu. Doğrusu Rabbim dilediğine lütfunu ihsân eder. Şüphesiz O, her şeyi bilir, hüküm ve hikmet sahibidir.”

14/ İbrâhîm -22- İş bitince şeytan onlara şöyle diyecek: “Şüphesiz ki ALLÂH size gerçek olanı vaad etti, ben de size vaad ettim, ama sonra caydım! Zâten benim size karşı bir gücüm yoktu. Ancak ben sizi (küfür ve isyana) çağırdım, siz de geldiniz. O halde beni kınamayın, kendi kendinizi kınayın! Ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni kurtarabilirsiniz! Ben, önceden beni ALLÂH’a ortak koşmanızı da kabul etmemiştim.” Doğrusu zalimler için acı bir azab vardır!

15/ el-Hicr -15- Onu kovulmuş her şeytandan koruduk.

31- Yalnız iblîs hariç. O secde edenlerle beraber olmaktan çekinmişti.

32- ALLÂH buyurdu ki: “Ey İblîs! Ne oluyor sana da, secde edenlerle beraber olmuyorsun?”

33- İblîs şöyle dedi: “Kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattığın bir insana secde edemezdim.”

34- ALLÂH şöyle buyurdu: “Öyle ise oradan çık! Sen, artık kovulmuş birisin.”

35- “Kıyamet gününe kadar lânet senin üzerindedir.”

36- İblîs: “Rabbim! Öyle ise insanların kabirlerinden kaldırılacakları güne (kıyamete) kadar bana mühlet ver” dedi.

37- ALLÂH buyurdu ki: “Sen mühlet verilenlerdensin.”

38- “ALLÂH katında bilinen vaktin gününe kadar.”

39- İblîs şöyle dedi: “Rabbim! Beni saptırdığın için, mutlaka ben de yeryüzünde onlara günahları süsleyeceğim ve onların hepsini mutlaka azdıracağım!”

40- “Ancak içlerinden ihlâslı kulların müstesnâdır.”

16/ en-Nahl -63- ALLÂH’a andolsun, senden önceki ümmetlere peygamberler gönderdik. Fakat şeytan onlara işlerini güzel gösterdi. O, bugün de onların dostudur ve onlar için elem dolu bir azap vardır.

98- Şimdi Kur’ân okumak istediğin zaman önce o kovulmuş şeytandan ALLÂH’a sığın.

99-100- Gerçek şu ki; şeytanın, inanan ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimseler üzerinde bir hâkimiyeti yoktur.

Şeytanın hâkimiyeti, sadece onu dost edinenler ve ALLÂH’a ortak koşanlar üzerindedir.

17/ el-İsrâ -27- Çünkü (malını) saçıp savuranlar, şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür.

53- Mü’min kullarıma söyle de en güzel olan sözü söylesinler. Çünkü şeytan aralarına fesat sokar. Şüphesiz şeytan, insan için apaçık bir düşmandır.

61- (Yine unutma ki) Şol vakit meleklere: “Âdem’e secde edin” demiştik. İblîs’ten başka hepsi secde ettiler. O ise: “Ben bir çamurdan yarattığın kimseye mi secde ederim?” demişti.

62- (Yine İblîs) dedi ki: “Şu benden üstün kıldığını gördün mü? Yemin ederim ki, eğer beni kıyamet gününe kadar ertelersen, pek azı hariç, onun zürriyyetini kendi buyruğum altına alacağım.”

63- ALLÂH buyurdu ki: “Haydi git! Onlardan kim sana uyarsa, şüphesiz ki, cezanız cehennemdir, hem de mükemmel bir ceza. ”

64- “Onlardan gücünün yettiğini yerinden oynat. Atlıların ve yayalarınla onların üzerine yaygarayı bas! Mallarda ve çocuklarda onlara ortak ol! Ve onlara vaad’lerde bulun.” Fakat şeytan onlara aldatmadan başka bir şey vaad etmez.

18/ el-Kehf -50- Yine şol zaman ki Biz, meleklere: “Âdem’e secde edin!” demiştik. İblîs hariç olmak üzere onlar hemen secde ettiler. İblîs cinlerdendi, Rabbinin emrinden dışarı çıktı. Şimdi siz Beni bırakıp da iblîs’i ve soyunu dostlar mı ediniyorsunuz? Halbuki onlar sizin düşmanınızdır. Zalimler için bu ne kötü bir değişmedir.

51- Ben, onları (iblîs ve soyunu) ne göklerin ve yerin yaratılışında, ne de kendilerinin yaratılışında şâhid tutmadım ve hiçbir zaman doğru yoldan çıkanları yardımcı edinmiş değilim.

63- Adam: “Gördün mü! dedi. Kaya’ya sığındığımız vakit doğrusu ben balığı unutmuşum. Onu hatırlamamı, muhakkak şeytan bana unutturdu. O denizde garip bir yol tutup gitmişti.”

19/ Meryem -44- “(İbrâhîm)Babacığım! Şeytana tapma, çünkü şeytan Rahmân (olan ALLÂH)a âsi oldu.”

45- “Babacığım! Doğrusu ben, sana, çok esirgeyici Rahmân tarafından bir azabın dokunmasından, böylece şeytana bir dost olmandan korkuyorum.”

68- Rabbine andolsun, onları şeytanlarla beraber mutlaka haşredeceğiz. Sonra onları kesinlikle cehennemin çevresinde diz üstü hazır edeceğiz.

83- Kâfirlerin başına, onları durmadan (günaha ve azgınlığa) tahrik eden şeytanları gönderdiğimizi görmedin mi?

20/ Tâ hâ –116- Hani meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de, İblîs’ten başka melekler hemen saygı ile eğilmişler; İblîs bundan kaçınmıştı.

117- Biz de şöyle dedik: “Ey Âdem! Şüphesiz bu (İblîs) sen ve eşin için bir düşmandır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın; sonra mutsuz olursun.”

118- “Şüphesiz senin için orada aç kalmak, çıplak kalmak yoktur.”

119- “Orada ne susuzluk çekersin, ne de güneş altında kalırsın.”

120- Nihayet şeytan ona vesvese verip şöyle dedi: “Ey Âdem! Sana ebedîlik ağacını ve yok olmayan bir saltanatı göstereyim mi?”

21/ el-Enbiyâ -82- Bir de şeytanlardan, Süleymân için dalgıçlık eden ve daha bundan başka işler yapanları da onun emrine verdik. Hep onları zapt eden Biz’dik.

22/ el-Hac -3-4- İnsanlardan kimi vardır ki, hiçbir bilgisi olmadığı halde, ALLÂH hakkında tartışmaya girer ve her azgın şeytanın ardına düşer. Şeytan hakkında, “Her kim onu dost edinirse, mutlaka o kimseyi saptırır ve onu cehennem azabına sürükler” diye yazılmıştır.

52- (Ey Muhammed!) Biz senden önce hiçbir elçi ve hiçbir peygamber göndermedik ki o bir şey temenni ettiği zaman, şeytan onun arzusuna şüpheler karıştırmasın. Bunun üzerine ALLÂH şeytanın karıştırdığı şüpheyi giderir. Sonra da ALLÂH, âyetlerini tahkim eder (güçlendirir). ALLÂH Alîm’dir (herşeyi bilir), Hakîmdir (Hikmet sahibidir).

53- ALLÂH, şeytanın verdiği bu vesveseyi, kalplerinde hastalık bulunanlar ile kalpleri katı olanlara bir imtihan vesilesi kılmak için böyle yapar. Hiç şüphesiz ki o zalimler, derin bir ayrılık içindedirler.

25/ el-Furkân -29- Çünkü zikir (Kur’ân) bana gelmişken o, hakikaten beni ondan saptırdı. Şeytan insanı (uçuruma sürükleyip sonra) yapayalnız ve yardımcısız bırakmaktadır.

26/ eş-Şu’arâ –94-95- Artık onlar ve o azgınlar ile İblîs’in askerleri hepsi birden tepetakla oraya atılırlar.

210-211-212- O Kur’an’ı şeytanlar indirmemiştir. Zaten bu onların harcı değildir, buna güçleri de yetmez.

Çünkü onlar (vahyi) işitmekten uzaklaştırılmışlardır.

27/ en-Neml 24- “Onun ve kavminin, ALLÂH’ı bırakıp güneş’e secde ettiklerini gördüm. Şeytan, kendilerine yaptıklarını süslü göstermiş de onları doğru yoldan alıkoymuş. Bunun için hidâyete giremiyorlar.”

28/ el-Kasas 15- Mûsâ, halkının habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Orada, biri kendi tarafından diğeri düşman tarafından olan iki adamı birbirleriyle dövüşür buldu. Kendi tarafı olan, düşmana karşı ondan yardım diledi. Mûsâ da ötekine bir yumruk indirip onun ölümüne sebep oldu. “Bu, şeytan işidir. O, gerçekten saptırıcı, apaçık bir düşmandır” dedi.

29/ el-Ankebût -38- Âd ve Semûd kavimlerini de helâk ettik. Bu, onların (harap olmuş) yurtlarından size besbelli olmuştur. Şeytan onlara işlerini süslemiş ve onları doğru yoldan alıkoymuştur. Halbuki onlar gözü açık kimselerdi.

31/ Lokmân -21- Kendilerine, ” ALLÂH’ın inzal ettiğine uyun” denildiği zaman, “Hayır, biz babalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız” derler. Şeytan, kendilerini cehennem azabına çağırıyor olsa da mı?

33- Ey insanlar! Rabbinizden sakının ve bir günden korkun ki, baba çocuğuna hiçbir fayda veremez. Çocuk da babasına hiçbir şeyle fayda sağlayacak değildir. Şüphesiz ALLÂH’ın vaad’i gerçektir. O halde dünya hayatı sizi aldatmasın, sakın o çok aldatıcı şeytan sizi ALLÂH’ın affına güvendirerek aldatmasın.

34/ Sebe’ -20- Yine yemin ederim ki, iblîs onlar hakkındaki zannını hakikaten doğru buldu da içlerinde mü’minlerden ibâret bir gruptan başkası ona uydular.

21- Oysa şeytanın onlar üzerinde hiçbir hâkimiyeti yoktu. Ancak âhirete inananları, onun hakkında şüphe içinde bulunanlardan ayırt edelim diye (ona bu fırsatı verdik). Senin Rabbin her şey üzerinde hakiki bir koruyucudur.

35/ Fâtır -5- Ey insanlar haberiniz olsun ki ALLÂH’ın vaadi gerçekleşecektir. Sakın bu düşük ve değersiz dünya hayatı sizi aldatmasın! Sakın o mağrur şeytan sizi ALLÂH’a karşı da mağrur etmesin!

6- Çünkü şeytan size düşmandır. Siz de onu düşman tutun. O etrâfına toplanan taraftarlarını ancak cehennemliklerden olsunlar diye davet eder.

37/ es-Sâffât -6-7- Biz en yakın göğü zinetlerle, yıldızlarla donattık. Onu itaatten çıkan her şeytandan koruduk.

65- Onun(zakkum) meyveleri sanki şeytanların kafalarıdır.

Şeytanların nasıl birer varlık oldukları insanlarca bilinmemekte ise de, onların çirkin ve zararlı varlıklar olduğu zihinlerde yer etmiş bir gerçektir. İşte zakkum meyvesinin de çirkin ve zararlı olduğunu ifade etmek açısından böyle bir benzetme yapılmıştır. (Diyânet)

38/ Sâd -37- Dalgıç ve yapı ustası şeytanları da emrine verdik.

41-(Ey Muhammed!) Kulumuz Eyyûb’u da an. Hani o, Rabbine, “Şeytan bana bir yorgunluk ve azap dokundurdu” diye seslenmişti.

74- Ancak İblîs eğilmedi. O büyüklük tasladı ve kâfirlerden oldu.

75- ALLÂH , “Ey İblîs! Ellerimle yarattığıma saygı ile eğilmekten seni ne alıkoydu? Büyüklük mü tasladın, yoksa üstünlerden mi oldun?” dedi.

76- İblîs, “Ben ondan daha hayırlıyım. Beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın” dedi.

77- (Allâh) buyurdu ki: “Haydi oradan (o Cennetten) çık; artık elbette sen kovulmuş birisin!”

78- “Muhakkak ki cezâ gününe kadar lâ‘netim senin üzerinedir!”

79- İblîs, “Ey Rabbim! Öyle ise bana insanların diriltilecekleri güne kadar mühlet ver” dedi.

82-83- İblîs, “Senin şerefine andolsun ki, içlerinden ihlâslı kulların hariç, elbette onların hepsini azdıracağım” dedi.

43/ ez-Zuhruf -36- Her kim Rahmân olan ALLÂH’ın zikrinden yüz çevirirse Biz ona bir şeytan musallat ederiz. Artık o şeytan onun yakın dostudur.

37- Şüphesiz bu şeytanlar onları doğru yoldan saptırırlar. Onlar ise doğru yolda olduklarını sanırlar.

62- Sakın şeytan sizi yoldan çevirmesin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır.

47/ Sûre-i Muhammed -25- Kendileri için hidâyet yolu belli olduktan sonra gerisingeri dönenleri, şeytan aldatıp peşinden sürüklemiş, ve kendilerini boş ümitlere düşürmüştür.

58/ el-Mücâdele -19- Şeytan onları istilâ etmiştir de kendilerine ALLÂH’ı anmayı unutturmuştur. Onlar şeytanın hizbi (şeytan taraftarıdırlar). Uyanık olun ki şeytanın hizbi hep hüsrâna düşenlerdir.

59/ el-Haşr -16- Münâfıkların durumu da tıpkı şeytanın durumuna benzer ki insana “İnkâr et” dedi, (insan) inkâr edince de: “Ben senden uzağım, ben âlemlerin Rabbi ALLÂH’dan korkarım!” dedi.

67/ el-Mülk -5- Andolsun Biz, en yakın göğü kandillerle donattık. Onları şeytanlara atılan taşlar yaptık ve (âhirette de) onlara alevli ateş azabını hazırladık.

81/ et-Tekvîr -5- Kur’ân, kovulmuş şeytanın sözü değildir.

*ŞEYTAN’DAN ALLÂH’A SIĞINMA

23/ el-Mü’minûn -97-98- Sen de ki: “Ya Rabbî! Şeytanların vesveselerinden, onların yanımda bulunmalarından Sana sığınırım!”

114/ en-Nâs -1- De ki: İnsanların Rabbine,
2- İnsanların yegâne Hükümdârına,
3- İnsanların İlâhına sığınırım.
4- O sinsi şeytanın şerrinden.
5- O ki insanların kalblerine vesvese verir,
6- O şeytan, cinlerden de olur, insanlardan da.

*ŞEYTAN, APAÇIK DÜŞMANDIR

*Adüvv (a.i.c:edâdî); düşman.

6/ el-En’âm -142- Hayvanlardan da (çeşit çeşit yarattı). Kimi yük taşır, kiminin yününden döşek yapılır. ALLÂH’ın size verdiği rızıktan yiyin ve şeytanın adımlarına uymayın (peşinden gitmeyin); çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır.

12/ Yûsuf -5- (Babası) “Yavrucuğum! “dedi, “rüyânı kardeşlerine anlatma. Sonra sana bir tuzak kurarlar. Çünkü şeytan insanın apaçık düşmanıdır.”

*ŞEYTANIN ARKASINA TAKILANLAR

7/ el-A’râf -175- Onlara, kendisine âyetlerimizi sunduğumuz o adamın kıssasını da anlat; âyetlerden sıyrılıp çıktı, derken onu şeytan arkasına taktı, en sonunda da helâk olanlardan oldu.

176- Ve eğer dileseydik onu o âyetlerle yüceltirdik, fakat o alçaklığa saplandı kaldı ve kendi keyfinin ardına düştü. Artık onun ibret verici hâli o köpeğin haline benzer ki, üzerine varsan da dilini uzatır solur, bıraksan da solur. İşte bu, âyetlerimizi inkâr eden kavmin misâlidir. Bu kıssayı iyice anlat, belki biraz düşünürler.

*ŞEYTANIN DOSTLARI

4/ en-Nisâ -76- Îmân edenler, ALLÂH yolunda savaşırlar. İnkâr edenler de tâgut yolunda savaşırlar. O halde siz şeytanın taraftarlarına karşı savaşın. Çünkü şeytanın hîlesi zayıftır.

118-119- ALLÂH o şeytana lânet etti. Ve o da: “Elbette Senin kullarından belirli bir pay alacağım, onları mutlaka saptıracağım, onları boş kuruntulara sokacağım, ve onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar, onlara emredeceğim de ALLÂH’ın yaratışını değiştirecekler” dedi. Kim ALLÂH’ı bırakıp da şeytanı dost edinirse, şüphesiz o, apaçık bir ziyâna uğramış olur.

121- Bunların varacakları yer cehennemdir. Ondan kurtulmak için çâre bulamazlar.

6/ el-En’âm -121- Üzerlerine ALLÂH’ın ismi anılmamış olanlardan yemeyin, çünkü onu yemek yoldan çıkmaktır. Şeytanlar, dostlarına, sizinle mücâdele etmeleri için telkinde bulunurlar. Eğer onlara uyarsanız, muhakkak ki, ALLÂH’a ortak koşanlardan olursunuz.

7/ el-A’râf -27- Ey Âdemoğulları! Şeytan, ana babanızı, çirkin yerlerini onlara göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi, sizi de (şaşırtıp) bir belâya düşürmesin! Çünkü o ve kabîlesi, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Biz, şeytanları, inanmayanların dostu yaptık.

30- (O) bir topluluğu doğru yola iletti, bir topluluğa da sapıklık hak oldu. Çünkü onlar, ALLÂH’ı bırakıp şeytanları kendilerine dost edindiler ve kendilerinin de doğru yolda olduklarını sanıyorlar.

16/ en-Nahl -63- ALLÂH’a yemin olsun ki, Biz senden önce birçok ümmetlere Peygamberler gönderdik. Ne var ki şeytan, onlara amellerini bezeyip süslü gösterdi. Bugün de o şeytan, kâfirlerin dostudur. Onlar için acı bir azab vardır.

98- Şimdi Kur’ân okumak istediğin zaman önce o kovulmuş şeytandan ALLÂH’a sığın.

99- Şüphesiz ki îmân edip de Rablerine tevekkül edenler üzerinde o şeytanın hiçbir nüfuzu yoktur.

100- Şeytanın nüfuzu, ancak onu dost edinenlere ve ALLÂH’a ortak koşanlaradır.

18/ el-Kehf -50- Şol zamanı hatırla ki Biz, meleklere: “Âdem’e secde edin!” demiştik. İblîs hariç olmak üzere onlar hemen secde ettiler. İblîs cinlerdendi, Rabbinin emrinden dışarı çıktı. Şimdi siz Beni bırakıp da İblîs’i ve soyunu dostlar mı ediniyorsunuz? Halbuki onlar sizin düşmanınızdır. Zalimler için bu ne kötü bir değişmedir.

51- Ben, onları (iblîs ve soyunu) ne göklerin ve yerin yaratılışında, ne de kendilerinin yaratılışında şâhid tutmadım ve hiçbir zaman doğru yoldan çıkanları yardımcı edinmiş değilim.

62- İki denizin birleştiği yeri geçtikleri zaman, Mûsâ genç arkadaşına: “Kuşluk yemeğimizi getir. Gerçekten biz bu yolculuğumuzda epey yorulduk” dedi.

63- Adam: “Gördün mü? dedi. Kaya’ya sığındığımız vakit doğrusu ben balığı unutmuşum. Onu hatırlamamı, muhakkak şeytan bana unutturdu. O denizde garib bir yol tutup gitmişti.”

19/ Meryem -45- “Babacığım! Doğrusu ben korkarım ki, sana Rahmân’dan bir azab dokunur da şeytana arkadaş olursun.”

22/ el-Hac -4- (O şeytan ki) hakkında şöyle hüküm verilmiştir: Şüphesiz kim onu dost edinirse, o muhakkak onu saptırır ve doğruca cehennem azabına götürür.

*ŞEYTAN EDEPSİZLİĞİ EMREDER

24/ en-Nûr -21- Ey îmân edenler! Şeytanın adımlarını ta’kîb etmeyin. Kim şeytanın adımlarını ta’kîb ederse, şunu bilsin ki o, edepsizlikleri (yüz kızartıcı suçları) ve kötülüğü emreder. Eğer üstünüzde ALLÂH’ın lütuf ve merhameti olmasaydı, içinizden hiçbir kimse temize çıkmazdı. Fakat ALLÂH, dilediğini arındırır. ALLÂH işitir ve bilir.

*ŞEYTANIN İĞVÂ’SI

*İğvâ’ (a.i.gavâye’den); azdırma, azdırılma, baştan çıkarma, çıkarılma, yolunu şaşırtma, ayartma, ayartılma.

15/ el-Hicr -28-29-30-31-32-33-34-35-36-37-38- Ve düşün o vakti ki Rabbin melâikeye; Ben, demişti, mesnun bir balçıktan bir beşer halkedeceğim. Binaenaleyh onu tesviye ettiğim ve içine rûhumdan nefheylediğim vakit derhal onun için secdeye kapanın. Onun üzerine melâike, hepsi toptan secde ettiler, ancak iblîs secde edenlerle beraber olmaktan ibâ eyledi. Yâ iblîs, dedi, sen neye secde edenlerle beraber olmadın? Benim, dedi: bir salsal’dan, bir mesnun balçıktan yarattığın bir beşere secde etmem kabil değildir. O halde, dedi: çık oradan çünkü sen racîmsin. Ve lâ’net ceza gününe kadar üzerindedir. Rabbim, dedi: öyle ise bana onların ba’s olunacakları güne kadar mühlet ver. Haydi, dedi: sen vakti ma’lum güne kadar mühlet verilenlerdensin. Rabbim, dedi: beni azdırmana karşılık kasem ederim ki her halde ben onlar için arzda tezyinat yapacağım ve hepsini iğva edeceğim ancak içlerinden ihlâs verilen kulların müstesna.

*ŞEYTANIN İNSANLARA KARŞI TUTUMU

3/ Âl-i İmrân -175- İşte o şeytan, ancak kendi dostlarını korkutabilir. Onlardan korkmayın, eğer mü’min iseniz Ben’den korkun.

6/ el-En’âm -112- Biz böylece, her Peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık. Bunlar birbirini aldatmak için süslü sözlerle vesvese verirler. Rabbin dileseydi onu yapamazlardı. Artık onları iftiraları ile baş başa bırak.

7/ el-A’râf -22- Böylece onları aldatarak aşağı sarkıttı (önceki mevki’lerinden indirdi). Ağacı(n meyvesini) tadınca, çirkin yerleri kendilerine göründü ve cennet yapraklarını üst üste yamayıp üzerlerini örtmeğe başladılar. Rableri onlara seslendi: “Ben sizi o ağaçtan men’etmedim mi ve şeytan size apaçık düşmandır, demedim mi?”

*ŞEYTAN, İNSANI FAKİRLİKLE KORKUTUR

2/ el-Bakara -268- Şeytan sizi fakirlikle korkutup çirkin çirkin şeylere teşvîk eder. ALLÂH da lütfundan ve bağışlamasından birtakım vaadlerde bulunuyor. ALLÂH’ın lütfu geniştir. O her şeyi bilendir.

*ŞEYTAN, İNSANIN KALBİNE ŞÜPHE VERİR

22/ el-Hac -52- (Ey Muhammed!) Biz senden önce hiçbir elçi ve hiçbir Peygamber göndermedik ki o bir şey temennî ettiği zaman, şeytan onun arzusuna şüpheler karıştırmasın. Bunun üzerine ALLÂH şeytanın karıştırdığı şüpheyi giderir. Sonra da ALLÂH, âyetlerini tahkîm eder (güçlendirir). ALLÂH Alîm’dir (her şeyi bilir), Hakîm’dir (hikmet sahibidir).

53- ALLÂH, şeytanın karıştırdığını, kalblerinde hastalık bulunan ve kalbleri kaskatı olan kimseleri sınamaya vesîle kılar. Zalimler şüphesiz (hakk’tan uzak) derin bir ayrılık içindedirler.

*ŞEYTAN İNSANA ZORLA GÜNAH İŞLETEMEZ

4/ en-Nisâ -120- Şeytan onlara vaad eder ve onları boş umutlarla oyalar. Oysa şeytanın onlara vaad’i, aldatmadan başka bir şey değildir.

14/ İbrâhîm -22- Hesaplar görülüp iş tamamlanınca Şeytan onlara şöyle diyecek: “ALLÂH size doğru vaad’de bulundu. Ben de size bir şeyler vaad ettim, ama sözümden caydım. Doğrusu, benim size istediğimi yaptıracak bir gücüm yoktu. Sadece ben sizi davet ettim, siz de çağrımı kabul ettiniz. O halde beni ayıplamayın, kendi kendinizi kınayın. Ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni kurtarabilirsiniz! Ben, sizin daha önce beni ALLÂH’a şerîk yapmanızı da reddetmiştim.” Elbette, böyle zalimlerin hakkı gâyet acı bir azabtır.

15/ el-Hicr -42- “Şüphesiz Benim o seçkin kullarım üzerinde senin hiçbir nüfûzun yoktur, ancak senin peşine takılmış şaşkın azgınlar başka!”

16/ en-Nahl -99- Aslında îmân edip Rablerine güvenen ve dayananlar üzerinde onun bir nüfuzu yoktur.

17/ el-İsrâ -65- “Benim gerçek kullarıma senin asla bir hâkimiyetin olamayacaktır. Rabbinin onları koruyucu olması yeter de artar!”

34/ Sebe’ -21- Oysa şeytanın onlar üzerinde hiçbir hâkimiyeti yoktu. Ancak âhirete inananları, onun hakkında şüphe içinde bulunanlardan ayırt edelim diye (ona bu fırsatı verdik). Senin Rabbin her şey üzerinde hakiki bir koruyucudur.

58/ el-Mücâdele -10- Böyle meşrû olmayan kulisler, mü’minleri üzüntüye boğmak için şeytan tarafından telkîn edilir. Ama, ALLÂH dilemedikçe bu onlara asla zarar veremez. Onun için mü’minler de yalnız ALLÂH’a güvenip dayansınlar.

*ŞEYTAN, KALBLERE VESVESE VERİR

114/ en-Nâs -5- O ki insanların kalblerine vesvese verir.

(Bkz: VESVESE)

*ŞEYTANIN KARDEŞLERİ/İHVAN-I ŞEYTAN

17/ el-İsrâ -27- Saçıp savuranlar şeytanın ihvanıdırlar, şeytan ise Rabbına çok nankör bulunuyor.

(Bkz: İHVAN)

*ŞEYTAN KİME İNER!

26/ eş-Şu’arâ -221- Şeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi?

222- Vebal yüklenici her bir sahtekâr üzerine inerler.

223- Bunlar da şeytanlara kulak verirler. Onların çoğu ise yalancıdır.

*ŞEYTAN, KÖTÜLÜĞÜ EMREDER

2/ el-Bakara -169- O size hep çirkin ve murdâr işleri emreder, ALLÂH’a karşı bilmediğiniz şeyler söylemenizi ister.

*ŞEYTAN’DAN KÖTÜ BİR DÜŞÜNCE GELİRSE HEMEN ALLÂH’A SIĞIN

41/ Fussilet -36- Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni dürterse hemen ALLÂH’a sığın. Çünkü O, her şeyi işitir, her şeyi mükemmel tarzda bilir.

-Nezğ; dürtmek, vesvese vermek, ifsâd etmek, halk için fitne bırakmak. (Ö.N.Bilmen)

*ŞEYTAN, SİNSİDİR

114/ en-Nâs -4- O sinsi şeytanın şerrinden.

*ŞEYTANA TAPANLAR

4/ en-Nisâ -117- Onlar, ALLÂH’ı bırakırlar da, yalnız dişilere taparlar. Böylece ancak isyankâr şeytana tapmış olurlar.

-Merid; Teannüd ederek, emre muhalefet eden, hayır ile alâkası bulunmayan şahıs. İblîs de emr-i ilâhiye muhalefet ederek Hazreti Âdeme secde etmekten kaçındığı için merid vasf-ı habisine müstehik olmuştur. (Ö.N.Bilmen)

36/ Yâsîn -60-61- “Ey Âdemoğulları! Şeytana tapmayın, o size apaçık bir düşmandır ve Bana kulluk edin, doğru yol budur, diye size and vermedim mi?(buyrulacak)”.

62- Böyle iken o sizden birçok nesilleri yoldan çıkardı. Ya o zaman düşünmüyor muydunuz?

*ŞEYTANA UYMANIN YASAKLANMASI

2/ el-Bakara -168- Ey insanlar! Bütün yeryüzündeki nimetlerimden helâl olmak, temiz olmak şartıyla yiyin. Fakat şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o size belli bir düşmandır.

208- Ey îmân edenler! Hepiniz barış ve selâmete girin de şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o sizin aranızı açan belli bir düşmandır.

-Hutuvat (a.i.); şeytan’ın aldatmaları.

6/ el-En’âm -142- Hayvanlardan da (çeşit çeşit yarattı). Kimi yük taşır, kiminin yününden döşek yapılır. ALLÂH’ın size verdiği rızıktan yiyin ve şeytanın adımlarına uymayın (peşinden gitmeyin); çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır.

22/ el-Hac -3- İnsanlardan bazıları ALLÂH hakkında bir bilgisi olmadığı halde tartışır da her azılı şeytanın ardına düşer.

4- (O şeytan ki) hakkında şöyle hüküm verilmiştir: Şüphesiz kim onu dost edinirse, o muhakkak onu saptırır ve doğruca cehennem azabına götürür.

31/ Lokmân -21- Onlara: “ALLÂH’ın indirdiğine tâbi’ olun!”dendiği zaman: “Hayır, biz atalarımızı neyin üzerinde bulduksa, onun ardınca gideriz” diyorlar. Ya şeytan onları cehennem azabına çağırıyor idiyse de mi onlara uyacaklar?

43/ ez-Zuhruf -62- Sakın şeytan sizi doğru yoldan çevirmesin. Gerçekten o sizin için apaçık bir düşmandır.

*ŞEYTÂNİRRACÎM

3/ Âl-i İmrân -35- İmrân’ın karısı: “Rabbim, karnımdakini tam hür olarak Sana adadım, benden kabul buyur, şüphesiz Sen işitensin, bilensin” demişti.

36- Onu doğurunca -ALLÂH onun ne doğurduğunu bilip dururken- şöyle dedi: “Rabbim, onu kız doğurdum; erkek, kız gibi değildir. Ona Meryem adını verdim. Onu ve soyunu kovulmuş şeytanın şerrinden Sana ısmarlıyorum”.

81/ et-Tekvîr -5- Kur’ân, kovulmuş şeytanın sözü değildir.

Göz Atın

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı