Ş

ŞİRK(ALLÂH’A ORTAK KOŞMAK)

4/ EN-NİSÂ -36- ALLÂH’a ibâdet edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Sonra anaya, babaya, akrabâya, yetimlere, yoksullara, akrabâ olan komşulara, yakın komşulara, yanında bulunan arkadaşa, yolda kalanlara, sâhib olduğunuz kölelere iyilik edin. Şüphesiz ALLÂH, kibirlenen ve övünen kimseyi sevmez.
6/ EL-EN’ÂM -56- De ki: “Şüphesiz ki bana, ALLÂH’dan başka yalvardıklarınıza ibâdet etmem yasaklandı”. De ki: “Sizin çarpık isteklerinize uymayacağım, (eğer uyarsam) o zaman sapıtmış olur, doğru yolda gidenlerden olmamış olurum”.
151- De ki: Rabbinizin size neleri harâm kıldığını okuyayım: O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın, ana babaya iyilik edin, fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin, sizin de onların da rızkını Biz veriyoruz. Kötülüklerin açığına da, gizlisine de yaklaşmayın. Haksız yere ALLÂH’ın harâm kıldığı cana kıymayın. Düşünesiniz diye ALLÂH size bunları emretti.
10/ YÛNUS -105- “Ayrıca yüzünü tevhîd dîninden ayırma ve sakın müşriklerden olma!” (diye emrolundum).
106- “Ve ALLÂH’dan başka, sana faydası da, zararı da dokunmayacak olan şeylere tapma!Eğer bunu yaparsan, o zaman hiç şüphesiz sen zâlimlerden olursun.
12/ YÛSUF -38- “Atalarım İbrâhîm, İshâk ve Ya’kûb’un dînine uydum. Bizim, ALLÂH’a hiçbir şeyi ortak tutmamız olmaz. Bu, bize ve insanlara ALLÂH’ın bir lûtfudur. Fakat insanların çoğu şükretmezler.”
13/ EL-RA’D -36- Bir de kendilerine kitap verdiklerimiz, sana indirilene (KUR’ÂN)’a sevinirlerr. Bununla berâber hizipleşenlerden, âyetlerin bir kısmını inkâr edenler de vardır. De ki: “Ben ancak ALLÂH’a kulluk etmekle ve O’na şirk koşmamakla emrolundum. Ben O’na da’vet ediyorum, dönüşüm de O’nadır.”
16/ EN-NAHL -51- ALLÂH, buyurmuştur ki: İki ilâh edinmeyin. O, ancak bir ilâhdır. Onun için yalnız Ben’den korkun.
73- Müşrikler, ALLÂH’ı bırakıp, göklerden ve yerden kendileri için hiçbir rızka sâhib olmayan ve sâhib olmaya da güçleri yetmeyen şeylere taparlar.
74- Artık ALLÂH’a ortaklar koşmayın. Çünkü ALLÂH, (eşi bulunmadığını) bilir, siz bilmezsiniz.
17/ EL-İSRÂ -22- ALLÂH ile birlikte başka bir ilâh edinme! Yoksa kınanmış ve yalnız başına bırakılmış olarak oturup kalırsın.
39- İşte bunlar, Rabbinin sana vahyettiği hikmetlerdendir. Sakın ALLÂH’la berâber başka bir ilâh uydurma. Aksi hâlde kötülenmiş ve ALLÂH’ın rahmetinden uzaklaştırılmış olarak cehenneme atılırsın.
40- Rabbiniz, size oğulları tahsîs etti de, kendisi meleklerden dişiler mi edindi? Gerçekten siz çok büyük bir söz söylüyorsunuz.
18/ EL-KEHF -110- De ki: “Ben de sizin gibi ancak bir beşerim. Ne var ki, bana ilâhınızın ancak bir ilâh olduğu vahyolunuyor. Onun için her kim Rabbine kavuşmayı arzu ederse iyi amel işlesin ve Rabbine yaptığı ibâdete hiç kimseyi ortak etmesin.”
22/ EL-HACC -26- Bir zamanlar Kâbe’nin yerini İbrâhîm’e şu şekilde hazırlamıştık: Sakın Bana hiçbir şeyi ortak koşma; tavâf edenler, orada (kıyâma) duranlar, rükû’ edenler ve secdeye varanlar için evimi tertemiz et.
26/ EŞ-ŞU’ARÂ -213- O hâlde sakın ALLÂH ile berâber başka ilâha kulluk edip yalvarma, yoksa azâba uğratılanlardan olursun.
28/ EL-KASAS -88- ALLÂH ile birlikte başka bir ilâha tapıp yalvarma! O’ndan başka ilâh yoktur. O’nun zatından başka her şey helâk olacaktır. Hüküm O’nundur ve siz ancak O’na döndürüleceksiniz.
30/ ER-RÛM -13- ALLÂH’a ortak koştuklarından, kendilerine şefâat edecekler de bulunmaz. Onlar, o zaman ALLÂH’a koştukları ortakları inkâr ederler.
31/ LOKMÂN -13- Hani bir zaman Lokman, oğluna öğüt vererek demişti ki: “Yavrucuğum! ALLÂH’a ortak koşma, çünkü ALLÂH’a ortak koşmak (şirk), elbette büyük bir zulümdür.”
40/ EL-MÜ’MİN -66- De ki: “Bana Rabbimden apaçık deliller geldiği zaman, ben o sizin ALLÂH’ı bırakıp taptıklarınıza ibâdet etmekten kesinlikle men’ edildim ve bana âlemlerin Rabbine teslîm olmam emredildi.”
42/ EŞ-ŞÛRÂ -6- ALLÂH’dan başka dostlar edinenlere gelince, ALLÂH onların üzerinde devamlı bir gözetleyicidir. Ama sen onların üzerinde bir vekîl değilsin.
51/ EZ-ZÂRİYÂT -51- ALLÂH’la berâber başka bir ilâh uydurmayın (O’na ortak koşmayın). Gerçekten ben size O’nun tarafından gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım.”
72/ EL-CİN -18- Mescidler kuşkusuz ALLÂH’ındır. O hâlde ALLÂH ile birlikte kimseye yalvarmayın(ve kulluk etmeyin)
ŞU’AYB (aleyhisselâm)
7/ EL-A’RÂF -85- Medyen’e de kardeşleri Şu’ayb’ı (gönderdik): “Ey kavmim, dedi, ALLÂH’a kulluk edin, sizin O’ndan başka bir ilâhınız yoktur. Size Rabbinizden açık bir delîl geldi: Ölçüyü ve tartıyı tam yapın, insanların eşyâlarını eksik vermeyin, düzeltildikten sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın; eğer inanan (insan)lar iseniz, böylesi sizin için daha iyidir!”
86- Tehdîd ederek, inananları ALLÂH yolundan alıkoyarak ve o yolun eğriliğini arayarak öyle her yolun başında oturmayın. Düşünün ki siz az idiniz de O sizi çoğalttı. Bakın ki bozguncuların sonu nasıl olmuştur.
87- Eğer içinizden bir grup benimle gönderilene inanır, bir grup da inanmazsa, ALLÂH aramızda hükmedinceye kadar sabredin. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır.
88- Kavminden ileri gelen kibirliler dediler ki: “Ey Şu’ayb! Ya mutlaka seni ve seninle berâber inananları kentimizden çıkarırız, ya da dînimize dönersiniz!” Dedi ki; “İstemesek de mi (bizi yurdumuzdan çıkaracak veyâ dînimizden döndüreceksiniz?)”
89- (Andolsun ki), ALLÂH bizi ondan (kâfirlikten) kurtardıktan sonra tekrâr sizin dîninize dönersek, ALLÂH’a karşı iftirâ etmiş oluruz. Rabbimiz ALLÂH’ın dilemesi hâli müstesnâ geri dönmemiz bizim için olacak şey değildir. Rabbimizin ilmi her şeyi ihâta etmiştir. Biz sâdece ALLÂH’a dayanırız. Ey Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında adâletle hükmet. Çünkü Sen hükmedenlerin en hayırlısısın.
90- Kavminden ileri gelen kâfirler dediler ki: “Eğer Şu’ayb’a uyarsanız o takdirde siz mutlaka ziyâna uğrarsınız.”
91- Derken o (müthiş) sarsıntı onları yakalayıverdi, yurtlarında diz üstü çökekaldılar.
92- Şu’ayb’ı yalanlayanlar, sanki yurtlarında hiç şenlik tutmamış gibi oldular. Şu’ayb’ı yalanlayanlar var ya işte ziyâna uğrayanlar, onlar oldular.
93- (Şu’ayb) onlardan öteye döndü de: “Ey kavmim! dedi, ben size Rabbimin gönderdiği gerçekleri duyurdum ve size öğüt verdim, artık kâfir bir kavme nasıl acırım?”
11/ HÛD -84- Medyen’e de kardeşleri Şu’ayb’i gönderdik. Dedi ki: “Ey kavmim! ALLÂH’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka ilâhınız yoktur. Ölçeği de, terâziyi de eksik tutmayın. Ben sizi hayır (bolluk) içinde görüyorum. Bununla berâber yine de sizi kuşatacak bir günün azâbından korkuyorum.”
85- “Ey kavmim! Ölçerken ve tartarken adâleti yerine getirin. Halkın malına densizlik etmeyin ve yeryüzünde fesâdçılık yaparak fenâlık etmeyin.”
86- Eğer mü’min iseniz, ALLÂH’ın helâlinden size ihsân ettiği kâr sizin için daha hayırlıdır. Bununla berâber ben sizin üzerinize gözcü değilim.”
87- Dediler ki; “Ey Şu’ayb, atalarımızın taptıklarını terketmemizi veyâ mallarımızda dilediğimizi yapmaktan vazgeçmemizi sana namazın mı emrediyor? Oysa ki sen yumuşak huylusun ve aklı başında bir adamsın.”
88- Şu’ayb dedi ki: “Ey kavmim! Şâyet ben Rabbimden isbât edici bir delîl üzerinde bulunuyorsam ve Şâyet bana, O kendi katından güzel bir rızık ihsân etmişse, söyleyin bakalım ben ne yapmalıyım? Ben size karşı çıkmakla sizi menettiğim şeylere kendim düşmek istemiyorum. Ben sâdece gücümün yettiği kadar ıslah etmeye çalışıyorum. Muvaffakiyetim de ancak ALLÂH’ın yardımı ile olacaktır. Ben yalnızca O’na dayandım ve ancak O’na döneceğim.”
89- “Ey kavmim! Bana karşı gelmeniz sakın sizi, Nûh kavminin veyâ Hûd kavminin veyâ Sâlih kavminin başlarına gelen musîbetler gibi bir musîbete uğratmasın. Lût kavmi de sizden uzak değildir.
90- Rabbinizden mağfiret dileyin, sonra O’na tevbe ile yönelin. Şüphesiz ki, benim Rabbim çok merhametlidir, çok sevendir.
91- Dediler ki: “Ey Şu’ayb! Biz senin söylediklerinin çoğundan birşey anlamıyoruz. Ayrıca seni içimizde çok zayıf biri olarak görüyoruz. Eğer akrabâların olmasaydı mutlaka seni recmederdik (taşa tutardık). Senin bize hiçbir üstünlüğün yoktur.”
92- Şu’ayb dedi: “Ey kavmim! Benim akrabâlarım size ALLÂH’dan daha mı değerli ki, ALLÂH’a sırt çevirip, onu unuttunuz? Muhakkak ki, Rabbim bütün yaptıklarınızı çepeçevre kuşatmıştır.”
93- “Ey kavmim! Var gücünüzle yapacağınız ne varsa yapın! Ben de görevimi yapmaya devâm edeceğim. Perîşân edecek azâbın kime geleceğini ve yalancının kim olduğunu ilerde anlayacaksınız. Bekleyiniz, ben de sizinle berâber bekleyeceğim.”
94- Ne zaman ki, emrimiz geldi, Şu’ayb ve berâberindeki mü’minler, tarafımızdan bir rahmet sâyesinde kurtuldular. Ve o zâlimleri korkunç bir gürültü yakaladı da oldukları yerde çöküp kaldılar.
95- Sanki orada hiç güzel gün görmemişlerdi. Dikkat edin, Semûd kavmi nasıl helâk olup gittiyse Medyen de öyle yok olup gitti.
26/ EŞ-ŞU’ARÂ -176- Eyke halkı da Peygamberleri yalancılıkla ithâm etti.
177- Hani Şu’ayb onlara şöyle demişti: “Siz ALLÂH’dan korkmaz mısınız?”
178- “Haberiniz olsun ki ben size gönderilmiş güvenilir bir Peygamberim.”
179- “Gelin, ALLÂH’dan korkun ve bana itâat edin.”
180- “Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükâfatımı verecek olan yalnız âlemlerin Rabbidir.”
181- “Ölçeği tam ölçün de hak yiyenlerden olmayın.”
182- “Ve doğru terâzi ile tartın.”
183- “Halkın eşyâlarını değerinden düşürmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.”
184- “O sizi ve sizden önceki nesilleri yaratan ALLÂH’dan korkun.”
185- Onlar şöyle dediler: “Sen, olsa olsa iyice büyülenmiş birisin.”
186- “Sen de bizim gibi bir beşerden başka nesin? Bil ki, biz seni ancak yalancılardan biri sayıyoruz.”
187- “Şâyet doğru sözlülerden isen, üstümüze gökten bir parça düşürüver.”
188- Şu’ayb, “Rabbim, yaptıklarınızı en iyi bilendir” dedi.
189- Hülasa, onu yalancı saydılar da kendilerini o gölge gününün azâbı yakalayıverdi. O cidden büyük bir günün azâbı idi!
190- Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır. Ama çokları îmân etmiş değillerdir.
29/ EL-ANKEBÛT -36- Medyen’e de kardeşleri Şu’ayb’ı gönderdik ve Şu’ayb, “Ey kavmim! ALLÂH’a kulluk edin, âhiret gününe ümîd bağlayın, yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın!” dedi.
37- Fakat onu yalancılıkla ithâm ettiler. Derken, kendilerini bir sarsıntı yakalayıverdi ve yurtlarında diz üstü çökekaldılar.
38/ SÂD -13- Semûd kavmi, Lût kavmi ve Eykeliler (Şu’ayb kavmi) de yalanlamışlardı. İşte o çeşitli partiler bunlardır.
14- Hepsi de gönderilen Peygamberleri yalanladılar da azâbım böyle hak oldu.

Göz Atın

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı