G

GÜZEL AHLÂK

2/ el-Bakara -83- Şol vakit İsrâiloğullarından söz alıp: “ALLÂH’dan başkasına ibâdet etmeyin. Anneye babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara güzel muâmele edin, insanlara tatlı söz söyleyin, namazı hakkıyla edâ edin, zekâtı verin” demiştik. Sonra pek azınız hariç, sözünüzden döndünüz. Hâlâ da yüz çevirmektesiniz.

177- Yüzlerinizi bazen doğu, bazen batı tarafına çevirmeniz erginlik değildir. Fakat eren o kimselerdir ki; ALLÂH’a, âhiret gününe, meleklere, kitaba ve bütün Peygamberlere îmân edip, yakınlığı olanlara, öksüzlere, yoksullara, yolda kalmışa, dilenenlere ve esirleri kurtarmaya seve seve mal verirler. Namazı kılarlar, zekâtı verirler. Bir de andlaştıkları zaman sözlerini yerine getirenler, hele sıkıntı ve hastalık durumlarında ve harbin şiddetli zamanında sabır ve kararlılık gösterenler var ya, işte doğru olanlar da bunlardır, korunanlar da bunlardır.

5/ el-Mâide -8- Ey îmân edenler! Hakk’tan yana olup var gücünüzle ve bütün işlerinizde adâleti gerçekleştirin ve adâlet numûnesi şâhidler olun! Bir topluluğa karşı, içinizde beslediğiniz kîn ve öfke, sizi adâletsizliğe sürüklemesin. Âdil davranın, takvâya en uygun hareket budur. ALLÂH’a karşı gelmekten sakının! Çünkü ALLÂH yaptığınız her şeyden haberdardır.

6/ el-En’âm -151- De ki: “Gelin Rabbinizin size neleri haram kıldığını ben okuyup açıklayayım: O’na hiçbir şeyi ortak yapmayın, anneye babaya iyi davranın, fakirlik endîşesiyle çocuklarınızı öldürmeyin, çünkü sizin de onların da rızkını veren Biziz. Kötülüklerin, fuhşiyyâtın açığına da gizlisine de yaklaşmayın! ALLÂH’ın muhterem kıldığı cana haksız yere kıymayın! İşte aklınızı kullanırsınız diye ALLÂH size bunları emrediyor.

7/ el-A’râf -33- De ki: “Rabbim o güzel şeyleri değil, açığı ile gizlisi ile, bütün fuhşiyyâtı haram kılmıştır. Kezâ her türlü günahı, haksız tecâvüzü ve kendisine tapılması hakkında ALLÂH’ın herhangi bir delil bildirmediği bir nesneyi ALLÂH’a şerîk yapmanızı, bir de ALLÂH’ın emretmediği birtakım şeyleri iftira ederek O’na mâl etmenizi haram kılmıştır.”

85- Medyen ahâlisine de içlerinden biri olan Şu’ayb’ı gönderdik. “Ey benim halkım! Yalnız ALLÂH’a kulluk edin, sizin O’ndan başka ilâhınız yoktur. İşte size Rabbinizden açık delil geldi. Artık ölçüyü, tartıyı tam yapın, insanların haklarını eksiltmeyin, halka haksızlık etmeyin, ülkede düzen sağlanmışken fesat çıkarıp huzûru bozmayın. Bana inanıp bu dediklerimi yapmanız sizin için elbette hayırlıdır.”

86- “Hem öyle tehdîdler savurarak, yol başlarını tutup, ALLÂH’a îmân edenleri ALLÂH’ın yolundan çevirmeyin ve bu yolun eğri büğrü olduğuna dâir, şüpheler verip halkı yanıltmayın! Hem düşünün ki bir zaman siz sayıca pek az idiniz. Öyle iken ALLÂH sizi çoğalttı. Ülkeyi bozan o müfsidlerin sonunun nasıl olduğuna bakın da ibret alın!” dedi.

157- Onlar ki yanlarındaki Tevrât ve İncîllerde vasıfları yazılı o ümmî Peygambere tâbi’ oldular. O Peygamber ki kendilerine meşrû şeyleri emreder, kötülükleri yasaklar, kendilerine güzel ve hoş şeyleri mübah, murdâr şeyleri ise haram kılar, üzerlerindeki ağırlıkları, sırtlarındaki zincirleri kaldırıp atar. Ona îmân eden, onu destekleyen, ona yardımcı olan ve onunla beraber indirilen nûra tâbi’ olanlar var ya, işte felâha erenler onlardır.

16/ en-Nahl -90- Muhakkak ki ALLÂH adâleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder. Çirkin işleri, fenâlık ve azgınlığı yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt verir.

17/ el-İsrâ -26-27- Yakınlarına, yoksula, yolda kalmışa hakkını ver, sakın saçıp savurma. Çünkü savurganlar şeytanların kardeşleri olmuşlardır. Şeytan ise Rabbine karşı pek nankördür.
28- Eğer elinin dar olması sebebiyle Rabbinden umduğun bir lütfu, bir imkânı beklerken o hakk sahiplerine şimdilik ilgi gösteremiyorsan, hiç değilse onlara gönül alıcı bir şeyler söyle.
29- Eli sıkı olma, büsbütün eli açık da olma ki herkes tarafından ayıplanan, kaybettiklerine hasret çeken bir hâle düşmeyesin.

24/ en-Nûr -21- Ey îmân edenler! Sakın şeytanın izinden gitmeyin. Her kim şeytanın peşinden giderse bilsin ki o kendisinden hep fenâ, çirkin ve meşrû olmayan şeyleri yapmasını ister. Eğer ALLÂH’ın lütuf ve merhameti olmasaydı, sizden hiçbiriniz asla temize çıkamazdı. Ancak ALLÂH dilediğini temizleyip arındırır. Çünkü ALLÂH her şeyi hakkıyla işitir ve bilir.
23- Şu kesin ki, hayâsızlıktan habersiz, iffetli mü’min hanımlara, zina iftirası atanlar dünyada da âhirette de lânete uğrarlar. Onlara müthiş bir azab vardır.

30/ er-Rûm -38- O halde yakınlarına, yoksula ve yolcuya hakkını ver. ALLÂH’ın rızasına nâil olmak isteyenler için böyle yapmak daha hayırlıdır. Felâha erenler de işte onlardır.

*AÇIKLANDIĞINDA HOŞUNUZA GİTMEYECEK ŞEYLERİ SORMAYIN

5/ el-Mâide -101- Ey îmân edenler! Açıklandığı zaman hoşunuza gitmeyecek olan şeylerden sormayın. Eğer onları Kur’ân indirilirken sorarsanız size açıklanır. Halbuki ALLÂH onlardan geçmiştir. ALLÂH çok bağışlayan ve çok yumuşak davranandır.

*“AF” YOLU

7/ el-A’râf -199- Sen af ve müsâmaha yolunu tut, iyiliği emret, câhillere aldırış etme.

*BAŞKASINI NEFSİNE TERCİH ETMEK

76/ el-İnsân -8- Kendileri de ihtiyaç duydukları halde yiyeceklerini, sırf ALLÂH’ın rızasına ermek için fakire, yetime ve esire ikram ederler.

*BAŞKASININ EVİNE GİRERKEN UYULMASI GEREKEN EDEB ÖLÇÜSÜ

24/ en-Nûr -27- Ey îmân edenler! Kendi evlerinizden başka evlere, geldiğinizi hissettirip (izin alıp) ev sahiplerine selâm vermeden girmeyin. Bu davranış sizin için daha hayırlıdır. Düşünüp anlayasınız diye size böyle öğüt veriliyor.

28- Orada kimse bulamazsanız, size izin verilinceye kadar oraya girmeyin. Eğer size, “Geri dönün!” denilirse, hemen dönün. Çünkü bu, sizin için daha temiz bir davranıştır. ALLÂH, yaptığınızı bilir.

29- İçinde kendinize ait bir şeylerin bulunduğu oturulmayan bir eve girmenizde herhangi bir sakınca yoktur. ALLÂH, sizin açığa vurduklarınızı da, gizlediklerinizi de bilir.

*BİLMEDİĞİMİZ ŞEYİN ARDINA DÜŞMEMEK

17/ el-İsrâ -36- Bilmediğin şeyin peşine düşme! Çünkü kulak, göz, kalb gibi azaların hepsi de sorguya çekilecektir.

-Ne mutlu şol kimseye ki kendi ayıplarını görür. Hadis-i şerif

-Gizli ayıpları soran gönüllerde kendine muhabbet bulamaz.

*BOŞSÖZDEN, GÜNAHA SOKAN LAF’TAN YÜZÇEVİRMEK

-Lâğiv, faidesiz veya muzır olduğundan dolayı terk-ü ilgası vâcib olan bîhude şeyler demektir ki lisânımızda lâğviyyat tâbir olunur. Bazıları taat olmayan şeyler diye tefsir etmişlerdir fakat mubah olan şeyler taat olmamakla beraber lağiv de denilir. Yani lâğviyyata gitmezler, lâkin yolları düşer, rast gelirlerse haysiyetleriyle kerîmâne geçer giderler. (Elmalılı Tefsiri)

-Lağv (a.i.); faydasız, beyhûde, boş. Aslı olmayan bâtıl sözler konuşmak.

23/ el-Mü’minûn -3- Onlar ki, beyhûde işe boş lafa bakmazlar.

25/ el-Furkân -72- Ve onlar ki, yalan şâhidlik etmezler, boş bir şeye rastladıkları zaman vakar ile (oradan) geçip giderler.

28/ el-Kasas -55- Onlar, boş söz işittikleri zaman, ondan yüz çevirirler ve “Bizim işlerimiz bize, sizin işleriniz size. Size selâm olsun. Biz kendini bilmezleri istemeyiz” derler.

56/ el-Vâkı’a -25- Orada (cennette) boş bir söz ve günaha sokan bir laf işitmezler.

-“İnsanın selâmeti dilini muhâfazasındadır” Hadis-i şerif.

*DAVET’E İCÂBET ÂDÂBI

33/ el-Ahzâb -53- Ey îmân edenler! Yemeğe izin verilmeksizin, vaktine de bakmaksızın, Peygamberin evine girmeyiniz. Fakat davet edildiğinizde girin. Yemeği yiyince hemen dağılın, yemekten sonra sohbete dalmayın. Çünkü bu hareketiniz Peygamberi rahatsız ediyor, lâkin utandığından, size karşı bir şey söylemiyordu. Oysa ALLÂH, gerçeği açıklamaktan çekinmez. Eğer mü’minlerin annelerinden bir şey soracak veya isteyecek olursanız, onu perde arkasından isteyiniz. Böyle yapmanız, hem sizin hem de onların kalbleri yönünden daha nezîhtir. Sizin ALLÂH’ın Resûlünü rahatsız etmeniz ve kendisinin vefâtından sonra onun eşlerini nikâhlamanız asla helâl değildir. Çünkü bu, ALLÂH katında büyük bir günahtır.

-Özellikle yemekli davetlerde davet edilen kişi sayısınca icâbet etmek edebdendir. Aksi takdirde davet sahibi zor durumda kalabilir.

*DOĞRU SÖZ SÖYLEMEK

33/ el-Ahzâb -70-71- Ey îmân edenler! ALLÂH’a karşı gelmekten sakının ve hep doğru söz söyleyin ki ALLÂH da işlerinizi ve hâllerinizi düzeltsin, günahlarınızı affetsin. Kim ALLÂH’a ve Resûlüne itaat ederse, pek büyük bir mutluluk ve başarıya nâil olur.

*EMROLUNDUĞUN GİBİ DOSDOĞRU OL!

11/ Hûd -112- Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Beraberindeki tevbe edenler de dosdoğru olsunlar. Hakk ve adâlet ölçülerini aşmayın. Şüphesiz O yaptıklarınızı hakkıyla görür.

42/ eş-Şûrâ -15- Onun için sen durma, hakk’ka davet et ve sana emrolunduğun gibi dosdoğru ol, sakın onların keyiflerine uyma ve şöyle de: “ALLÂH hangi kitabı indirmişse ben O’na inandım. Hem bana, aranızda adâletle hükmetmem emri verildi. ALLÂH bizim de, sizin de Rabbinizdir. Bizim işlerimizin sorumluluğu bize, sizinkilerin ki ise size aittir. Bizimle sizin aranızda bir tartışma sebebi yoktur. ALLÂH hepimizi bir araya toplayacaktır. Hepimiz de O’nun huzûruna götürüleceğiz.”

*EV İÇİNDE UYULMASI GEREKEN KURALLAR

24/ en-Nûr -58- Ey îmân edenler! Ellerinizin altında bulunan köle ve hizmetçileriniz ile içinizden henüz bulûğa ermemiş çocuklarınız, odanıza girmek için şu üç vakitte sizden izin istesinler: Sabah namazından önce, öğle vakti istirâhat için elbiselerinizi çıkardığınız zaman ve bir de yatsı namazından sonra. İşte bu üç vakit, mahremiyet vakitlerinizdir. Ama bunların dışında izinsiz girmelerinde sizin için de, onlar için de bir mahzûr yoktur. Çünkü sizin birbirinizin yanına girip çıkmanız kaçınılmazdır. İşte ALLÂH size âyetlerini böylece açıklar. Gerçekten ALLÂH, Alîm ve Hakîm’dir (her şeyi bilir, tam hüküm ve hikmet sahibidir).
59- Çocuklarınız bülûğa erdiklerinde ise, kendilerinden büyük olanları nasıl izin istiyorlardı ise, odanıza girmek için her vakitte izin istesinler. İşte ALLÂH size âyetlerini böylece açıklar. Çünkü ALLÂH her şeyi bilir, her hükmü yerinde açıklar.

*EV’LERE KAPILARDAN GİRME EMRİ!

2/ el-Bakara -189- Sana hilâllerden soruyorlar. De ki: Onlar insanlar için de, hac için de vakit ölçüleridir. Bununla beraber iyilik, evlere arkalarından gelmeniz değildir. Fakat iyiliğe eren, kötülükten korunan kimsedir. Evlere kapılarından gelin, ALLÂH’dan korkun ki, kurtuluşa eresiniz.

*EV’LERE GİRERKEN SELÂM VERMEK

24/ en-Nûr -61- A’mâ’ya güçlük yoktur, topala güçlük yoktur, hastaya da güçlük yoktur. Sizin için de gerek kendi evlerinizden, gerekse babalarınızın evlerinden, annelerinizin evlerinden, erkek kardeşlerinizin evlerinden, kız kardeşlerinizin evlerinden, amcalarınızın evlerinden halalarınızın evlerinden, dayılarınızın evlerinden, teyzelerinizin evlerinden veya anahtarlarına mâlik olduğunuz yerlerden, yahud dostlarınızın evlerinden yemenizde bir sakınca yoktur. Toplu halde veya ayrı ayrı yemenizde de bir güçlük ve günah yoktur. Evlere girdiğiniz zaman ALLÂH tarafından mübârek ve güzel bir yaşama dileği olarak kendinize (birbirinize) selâm verin. İşte ALLÂH düşünüp anlayasınız diye size âyetlerini böyle açıklar.

*GÖSTERİŞTEN UZAK HARCAYIN

4/ en-Nisâ -39- Bunlar, ALLÂH’a ve âhiret gününe îmân etselerdi ve ALLÂH’ın verdiği rızıktan gösterişsiz harcasalardı kendilerine ne zarar gelirdi? ALLÂH onların söz ve işlerini çok iyi bilendir.

*GÜZEL SÖZ & GÜZEL AMEL ALLÂH’A YÜKSELİR

4/ en-Nisâ -63- Onlar, ALLÂH’ın kalblerindekini bildiği kimselerdir; Onlara aldırma, onlara öğüt ver ve onların içlerine te’sir edecek güzel söz söyle!

14/ İbrâhîm -24-25- ALLÂH’ın hoş, güzel bir sözü, kökü sabit, dalı gökyüzünde, meyvelerini Rabbinin izniyle her zaman veren hoş güzel bir ağaca nasıl benzettiğini görmedin mi! ALLÂH insanlar kavrayıp düşünsünler diye işte böyle benzetmeler yapar.

15/ el-Hicr -85- Biz gökleri, yeri ve aralarındaki varlıkları ancak hakk ve hikmetle yarattık ve elbette ki, kıyamet kopacaktır. (Ey Peygamber!) Şimdi sen onlara yumuşak davran ve güzel muâmele et.

17/ el-İsrâ -53- Söyle o kullarıma: “Hep en güzel sözleri söylesinler, çünkü şeytan aralarını bozmaya çalışır. Gerçekten şeytan insanın açık düşmanıdır.”

35/ Fâtır -10- Kim izzet istiyorsa bilsin ki izzet tamamıyla ALLÂH’ındır. Güzel ve temiz sözler O’na yükselir. Amel-i sâlih, güzel ve makbûl iş de ALLÂH’a yükseltir. Kötü işleri gizlice tasarlayıp kuranlara şiddetli azab vardır. Onların kurdukları bütün tuzaklar mahvolur.

-Dili lezîz olan gönüllerde azîz olur.

*HÂİN VE NANKÖR OLMAMAK

8/ el-Enfâl -27- Ey îmân edenler! ALLÂH’a ve Resûl’e hâinlik etmeyiniz ki, bile bile kendi emanetlerinize hıyânet etmiş olmayasınız.

22/ el-Hac -38- Şüphesiz ALLÂH inananları korur. Çünkü ALLÂH hâin ve nankörlerin hiçbirini sevmez.

66- Size (ilk defa) hayat veren, sonra öldürecek olan, sonra da yeniden diriltecek olan O’dur. İnsan gerçekten pek nankördür.

*HÂİNLERİ SAVUNMAMAK

4/ en-Nisâ -105- Biz sana kitab (Kur’ân)ı hakk olarak indirdik ki, insanlar arasında ALLÂH’ın sana gösterdiği şekilde hüküm veresin. Sakın hâinlerin savunucusu olma!

107- Kendilerine hâinlik edenleri savunma. Muhakkak ALLÂH hâin günahkârları sevmez.

*HER KİM BİR KİŞİNİN YAŞAMASINA SEBEP OLURSA, BÜTÜN İNSANLARI YAŞATMIŞ GİBİ OLUR

5/ el-Mâide -32- Bunun içindir ki, İsrâiloğulları’na: “Kim, bir cana kıymayan veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayan bir nefsi öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir nefsin yaşamasına sebep olursa, bütün insanları yaşatmış gibi olur” hükmünü yazdık (farz kıldık). Şüphesiz ki onlara Peygamberlerimiz açık delillerle geldiler. Yine de bundan sonra onların birçoğu yeryüzünde aşırı gitmektedirler.

*HOŞGÖRÜ

2/ el-Bakara -109- Ehl-i kitaptan birçoğu arzu etmektedir ki, sizi îmânınızdan sonra çevirip kâfir etsinler: Hakk kendilerine iyice belirdikten sonra bile sırf nefsaniyetlerinden ve kıskançlıktan dolayı bunu yaparlar. Buna rağmen siz şimdi af ile, hoşgörüyle davranın tâ ALLÂH emrini verinceye kadar. Şüphe yok ki ALLÂH her şeye kadîr’dir.

*İFFETLİ OLMAK (*)

*Nâmus. Temizlik. Perhizkârlık. Nefsi, behimî temayüllerden men’etmek. Helâle râzı olup haramdan kaçınmak.

23/ el-Mü’minûn -5- Ve onlar ki, iffetlerini korurlar,

6- Ancak eşleri ve ellerinin sahip olduğu (câriyeleri) hariç. (Bunlarla ilişkilerinden dolayı) kınanmış değillerdir.

33/ el-Ahzâb -35- ALLÂH’a teslim olan erkekler ve teslim olan kadınlar, İslâm dinine îmân eden erkekler ve îmân eden kadınlar, taate devam eden erkekler ve taate devam eden kadınlar, dürüst erkekler ve dürüst kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, mütevâzi erkekler ve mütevâzi kadınlar, hayır yolunda infak eden erkekler ve infak eden kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve ırzlarını koruyan kadınlar, ALLÂH’ı çok zikreden erkekler ve çok zikreden kadınlar var ya, işte ALLÂH onlara mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.

-Helâl dairedeki lezzet keyfe kâfidir.

*İYİLİĞİ YAYMAK & KÖTÜLÜĞÜ ENGELLEMEK (EMR Bİ-L MA’RÛF NEHYİ AN-İL MÜNKER)

31/ Lokmân -17- Evlâdım, namazı hakkıyla ifâ et, iyiliği yay, kötülüğü de önlemeye çalış ve başına gelen sıkıntılara sabret! Çünkü bunlar azim ve kararlılık gerektiren işlerdendir.

(Bkz:EMRİ Bİ-L MA’RÛF, NEHYİ AN-İL MÜNKER)

*İYİLİK YAPARKEN KARŞILIK BEKLEMEMEK

76/ el-İnsân -9- Ve derler ki: “Biz size sırf ALLÂH rızası için ikram ediyoruz, yoksa sizden karşılık istemediğimiz gibi bir teşekkür bile beklemiyoruz.”

*İYİLİK VE TAKVÂ ÜZERE YARDIMLAŞIP GÜNAH ÜZERE YARDIMLAŞMAMAK

5/ el-Mâide -2- Ey îmân edenler! ALLÂH’ın (koyduğu din) nişânelerine, haram ay’a, hac kurbanına, (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rablerinden bol nimet ve hoşnutluk isteyerek Kâbe’ye gelenlere sakın saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınızda (isterseniz) avlanın. Sizi Mescid-ül Haram’dan alıkoydular diye bir takımlarına beslediğiniz kîn, sakın ha sizi, haddi aşmaya sürüklemesin. İyilik ve takvâ (ALLÂH’a karşı gelmekten sakınma) üzere yardımlaşın. Ama günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın. ALLÂH’a karşı gelmekten sakının. Çünkü ALLÂH’ın cezası çok şiddetlidir.

*KABA VE KATI OLMAK BİRLİĞİ BOZAR

3/ Âl-i İmrân -159- İnsanlara yumuşak davranman da ALLÂH’ın merhametinin eseridir. Şâyet Sen nobran (kaba ve katı yürekli) biri olsaydın, onlar senin etrâfından dağılıverirlerdi. Öyleyse onların kusurlarını affet, onlar için mağfiret dile, ve işleri onlarla müşâvere et. Bir kere de azmettin mi, yalnız ALLÂH’a tevekkül et. Muhakkak ki ALLÂH mütevekkil olanları sever.

*KONUŞMA ÂDÂBI

31/ Lokmân -18- Kibirli davranarak insanlara yüzünü dönme, yerde çalımlı çalımlı yürüme! Çünkü ALLÂH, kibirle kasılan, kendini beğenmiş, övünüp duran kimseleri asla sevmez.
19- Yürürken ölçülü, mûtedil yürü! Konuşurken sesini ayarla, bağırarak konuşma! Unutma ki seslerin en çirkini, avazı çıktığınca bağıran eşeklerin sesidir.

*KÖTÜLÜKLERİ İYİLİKLE SAVMAK

28/ el-Kasas -54- İşte onlara, sabretmelerinden ötürü mükâfatları iki defa verilecektir. Bunlar kötülüğü iyilikle savarlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan da ALLÂH rızası için harcarlar.

41/ Fussilet -34- Hem iyilik de bir değildir, kötülük de. Kötülüğü en güzel bir şekilde sav. O zaman seninle kendi arasında bir düşmanlık olan kişinin, sanki samîmî bir dost gibi olduğunu görürsün.

35- Bu olgunluğa ancak sabredenler kavuşturulur, buna ancak hayırdan büyük bir pay sahibi olan kavuşturulur.

*KULLUK YAPARKEN KİBİRLENMEMEK

7/ el-A’râf -206- Zira Rabbinin katında olanlar, ALLÂH’a kulluk etmekten asla kibirlenmezler, O’nu tenzîh eder, şânını yüceltirler ve yalnızca O’na secde ederler.

*KUSURLARI BAĞIŞLAMAK

42/ eş-Şûrâ -37- O îmân edenler, büyük günahlardan ve hayâsızlıktan kaçınırlar. Onlar öfkelendikleri zaman da kusurları bağışlarlar.

-Öfke gelir göz kararır, öfke gider yüz kızarır.

*MECLİS ÂDÂBI

58/ el-Mücâdele -11- Ey îmân edenler! Siz toplantı hâlinde iken “Biraz yer açıverin!” denildiği zaman yer açın ki ALLÂH da size genişlik versin. “Kalkın!” denilince de kalkıverin ki ALLÂH sizin gibi îmân, hele hele bir de ilim nasîb edilenlerin derecelerini yükseltsin. ALLÂH bütün yaptıklarınızdan haberdardır.

*NEFSİMİZİ TEMİZE ÇIKARMAMAK

53/ en-Necm -32- O iyiler, ufak kusur ve günahlardan olmasa da, büyük günahlardan, âşikâr hayâsızlıklardan kaçınırlar. Senin Rabbinin mağfireti boldur. O sizi topraktan yaratırken ve siz annelerinizin karınlarında döl hâlinde iken mayanızın ne olduğunu gâyet iyi bilir. Öyleyse kendinizi temize çıkarmayın, övünüp durmayın. Çünkü kimin ALLÂH’ı daha çok sayıp O’na karşı gelmekten sakındığını O pekiyi bilmektedir.

*ONLARIN İLÂHLARINA HAKÂRET ETMEYİN

6/ el-En’âm -108- Onların ALLÂH’dan başka yalvardıkları ilâhlarına hakâret etmeyin ki, onlar da câhillik ederek hadlerini aşıp ALLÂH’a hakâret etmesinler! Böylece her ümmete, yaptıkları işi güzel gösterdik. Sonra dönüşleri yalnız O’na olacak ve O da yaptıklarını kendilerine bir bir bildirip karşılığını verecektir.

*ÖFKEYİ YUTMAK

3/ Âl-i İmrân -134- O (ALLÂH’dan hakkıyla korka)nlar, bollukta ve darlıkta ALLÂH için harcarlar, öfkelerini yutarlar, insanları affederler. ALLÂH iyilik edenleri sever.

*ÖVÜNMEMEK

4/ en-Nisâ -36- Yalnız ALLÂH’a ibâdet edip O’na hiçbir şeyi şerîk yapmayın. Anneye, babaya, akrabalara, yetimlere, fakirlere, yakın komşulara, uzak komşulara, yol arkadaşına, garip ve yolculara, Ellerinizin altındaki (köle, câriye, hizmetçi, işçi) lere de güzel muâmele edin. Bilin ki ALLÂH kendini beğenen ve övünüp duran kimseleri sevmez.

*ÖZEL GÖRÜŞME ÂDÂBI

4/ en-Nisâ -114- Bir sadaka vermeyi, yahud iyilik yapmayı, yahud da insanların arasını düzeltmeyi emredenleri hariç, onların aralarındaki gizli konuşmaların çoğunda hiçbir hayır yoktur. Kim bunları sırf ALLÂH’ın rızasını kazanmak için yaparsa, Biz ona büyük bir mükâfât vereceğiz.

58/ el-Mücâdele -9- Ey îmân edenler! Şâyet siz gizlice konuşacak olursanız sakın günah, zulüm ve Peygambere isyan hususlarında kulis yapmayın. Bunu hayır ve takvâ hususunda yapın. Dirilip huzûrunda toplanacağınız ALLÂH’a karşı gelmekten sakının.

-Tenaci; gizli şeyi söylemek, birbirine sırlarını açıklamak.
10- Böyle meşrû olmayan kulisler, mü’minleri üzüntüye boğmak için şeytan tarafından telkîn edilir. Ama, ALLÂH dilemedikçe bu onlara asla zarar veremez. Onun için mü’minler de yalnız ALLÂH’a güvenip dayansınlar.

-Necva; iki kişi arasındaki sır, gizli konuşma, fısıltı.
12- Ey îmân edenler! Şâyet Resûlullah ile baş başa görüşmek isterseniz, bu özel görüşmeden önce bir sadaka verin. Böyle yapmak sizin için daha hayırlı, şaibeden daha uzak, günahlarınızı temizleme yönünden daha uygun bir davranış olur. Eğer buna imkân bulamazsanız ALLÂH sizi muaf tutar, çünkü ALLÂH Ğafur’dur, Rahîm’dir (çok affedicidir, merhamet ve ihsânı boldur).

*SELÂM VERMEK & MUKABELEDE BULUNMAK

4/ en-Nisâ -86- Siz bir selâm ile selâmlandığınız zaman, siz de ondan daha güzeliyle karşılık verin veya verilen selâmı aynen iâde edin. Şüphesiz ALLÂH, her şeyin hesabını gereği gibi yapandır.

(Bkz: SELÂMLAŞMA)

*SOHBET ÂDÂBI

49/ el-Hucurât -1- Ey îmân edenler! ALLÂH’ın ve Peygamberinin önüne geçmeyin. ALLÂH’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz, ALLÂH hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

2- Ey îmân edenler! Seslerinizi, Peygamber’in sesinin üstüne yükseltmeyin. Birbirinize bağırdığınız gibi, Peygamber’e yüksek sesle bağırmayın, yoksa siz farkına varmadan işledikleriniz boşa gider.

3- ALLÂH’ın elçisinin huzûrunda seslerini kısanlar, ALLÂH’ın, gönüllerini takvâ (ALLÂH’a karşı gelmekten sakınma) konusunda sınadığı kimselerdir. Onlar için bir bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır.

4- (Ey Muhammed!) Odaların arkasından sana bağıranların çoğu aklı ermeyen kimselerdir.

*SÂİL (SORAN’I, İSTEYEN)İ AZARLAMAMAK

93/ ed-Duha’-10- Sâil’i (*) de sakın azarlama.

*Sâil (a.s.suâl’den); Suâl eden. Soran. dilenci.

*TATLI DİL

2/ el-Bakara -263- Bir tatlı dil ve kusurları bağışlamak, arkasından ezâ ve gönül bulantısı gelecek bir sadakadan daha hayırlıdır. ALLÂH, hiçbir şeye muhtaç değildir, Halîmdir, yumuşak davranır.

*YALANCI ŞÂHİDLİKTEN KAÇINANLAR

25/ el-Furkân -72- Onlar, yalana şâhidlik etmeyen, faydasız boş bir şeyle karşılaştıkları zaman, vakar ve hoşgörü ile geçip gidenlerdir.

*YARDIMLAŞMA

42/ eş-Şûrâ -36-37-38-39- (Dünyalık olarak) size her ne verilmişse, bu dünya hayatının geçimliğidir. ALLÂH’ın yanında bulunanlar ise daha hayırlı ve kalıcıdır. Bu mükâfat, inananlar ve Rablerine tevekkül edenler, büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınanlar, öfkelendikleri zaman bağışlayanlar, Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namazı dosdoğru kılanlar; işleri, aralarında şûrâ (danışma) ile olanlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan ALLÂH yolunda harcayanlar, bir saldırıya uğradıkları zaman, aralarında yardımlaşanlar içindir.

*YARDIM ETMEMEYE YEMİN ETMEMEK

24/ en-Nûr -22- İçinizden fazîletli ve servet sahibi kimseler akrabaya, yoksullara, ALLÂH yolunda göç edenlere (mallarından) vermeyeceklerine yemin etmesinler; bağışlasınlar, ferâgat göstersinler. ALLÂH’ın sizi bağışlamasını arzulamaz mısınız? ALLÂH çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

*YETİMİ EZMEMEK

93/ ed-Duha’ -9- Öyleyse yetimi sakın ezme.

*YUMUŞAK SÖZ

20/ Tâ hâ -43- Firavun’a gidin, çünkü o gerçekten azdı.

44- Varın da ona yumuşak söz söyleyin; olur ki, öğüt dinler, yahud korkar.

*YÜRÜYÜŞ ÂDÂBI

17/ el-İsrâ -37-38- Hem kibirli kibirli yürüme! Zira ne kadar kibirlenirsen kibirlen, ne yeri yarabilirsin, ne de dağların boyuna erişebilirsin! Böylesi davranışların hepsi kötü olup, Rabbinin nazarında hoş görülmeyen şeylerdir.

31/ Lokmân -18-19- Kibirli davranarak insanlara yüzünü dönme, yerde çalımlı çalımlı yürüme! Çünkü ALLÂH kibirle kasılan, kendini beğenmiş, övünüp duran kimseleri asla sevmez. Yürürken ölçülü, mûtedil, tabii ol! Konuşurken sesini ayarla, bağırarak konuşma! Unutma ki seslerin en çirkini, avazı çıktığınca bağıran eşeklerin sesidir.

-Onlar ki arz üzerinde mülâyim yürürler. Rahmânın kulları öyle kimselerdir ki; evvelâ gidişleri arz üzerinde yürüyüşleri ve tarz-ı hareketleri mülâyimânedir. Cebbarane, mağrurâne, kibirli, saygısız, kaba ve haşin değil sekînet ve vakar ile mütevazıâne, edibâne, nâzik ve yumuşak yürürler. Etraflarını iz’ac etmez, ezâ vermez sendeler gibi gitmez, hesaplı, saygılı, tavr-ı merhametle, emniyet-ü âsayiş neşrederek giderler. Câhiller, yani kendini bilmezler, edebsiz güruh laf attığı vakit de kendilerine “selâm”derler, selâmetle neticelenecek söz söylerler, yahud “selâmetle” derler. Onlara çatmağa tenezzül etmezler, tahammül de ederler. (Elmalılı Tefsiri)

*ZİYÂRET ÂDÂBI

24/ en-Nûr -27- Ey îmân edenler! Kendi evinizden başka evlere, geldiğinizi fark ettirip ev halkına selâm vermedikçe girmeyin. Bu sizin için daha iyidir. Herhalde (bunu) düşünüp anlarsınız.

28- Orada kimse bulamazsanız, size izin verilinceye kadar oraya girmeyin. Eğer size, “Geri dönün!” denilirse, hemen dönün. Çünkü bu, sizin için daha temiz bir davranıştır. ALLÂH, yaptığınızı bilir.

29- İçinde kendinize ait bir şeylerin bulunduğu oturulmayan bir eve girmenizde herhangi bir sakınca yoktur. ALLÂH, sizin açığa vurduklarınızı da, gizlediklerinizi de bilir.

-Başka evlere geldiğimizi fark ettirmekten kasıt, o evlere yaklaşınca yüksek sesli selâm vererek, öksürerek, adımlarımızı daha sert vurarak geldiğimizi hissettirmek olmalı. Ev halkı ev hâli gereği uygun vaziyyette olmayabilir veya özel bir mes’eleyi görüşüyor olabilirler. Efendimiz-aleyhisselâm-buyurur ki; Size yapılmasını istemediğiniz bir şeyi başkasına yapmayın.

*ZULMEDENLERE MEYLETMEMEK

11/ Hûd -113- Zulmedenlere meyletmeyin. Yoksa size de ateş dokunur. Sizin ALLÂH’dan başka dostlarınız yoktur. Sonra size yardım da edilmez.

“Hiç bir anne baba evladına güzel ahlâk dan daha güzel bir miras bırakamaz”

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu